1. Haberler
  2. Kültür-Sanat
  3. Rayların gölgesinde yarım kalan aşk

Rayların gölgesinde yarım kalan aşk

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Osmanlı İmparatorluğu’nun son yılları, Avrupa’da yükselen gerilim, çölleri aşan demiryolları ve yaklaşan büyük cenk… Gazeteci ve yazar Faruk Aksoy, yeni romanı “Batia”da tarihin en kargaşa ve bunalımlı dönemlerinden birini yarım kalan bir aşkın izinden konu alıyor. Destek Yayınları etiketiyle piyasaya çıkan romanın hikâyesi İstanbul’dan Şam’a, Medine’den Bağdat’a kadar uzanıyor. Romanın merkezinde Osmanlı topraklarındaki büyük demiryolu projelerinde vazife alan Alman mühendis Heinrich August Meissner ile Heidelberg’de yaşayan genç terzi Batia içeriyor. İki değişik dünyanın insanı olan Heinrich ile Batia’nın yolları kesişirken, devrin siyasal hesapları ve Osmanlı coğrafyasını baştan başa değiştiren demiryolu yatırımları da hikâyenin ana damarlarından birini oluşturuyor.

ULAŞILAMAYAN DUYGULAR

Heinrich’in görevi onu İstanbul’dan Şam’a, peşinden Hicaz ve Mezopotamya’ya sürüklüyor. Batia ise geride kalan yaşamın, bekleyişin ve ulaşılamayan duyguların temsilcisine dönüşüyor. Üstelik ilişkilerinin önünde yalnızca mesafeler yok. Batia evli bir Yahudi hanım, Heinrich ise devamlı yeni bir göreve çağrılan ve yaşamını demiryolu şantiyelerinde sürdüren bir mühendis. Kısa devam eden birlikteliğin peşinden geriye iki bakır bilezik, gönderilemeyen mektuplar ve seneler süresince hafızadan silinmeyen bir aşk kalıyor. Sadece “Batia” yalnızca iki insanoğlunun hikâyesini anlatmıyor. Roman, Osmanlı’nın Almanya ile yakınlaştığı yılları, Bağdat ve Hicaz demiryollarının taşımış olduğu stratejik önemi, Avrupa’daki güç mücadelesini ve Birinci Dünya Savaşı’na doğru hızla değişen dengeleri de kurguya taşıyor.

ANA HAT BEKLEYİŞ

Viyana, Prag, İstanbul, Şam, Medine, Bağdat ve Mezopotamya süresince ilerleyen hikâyede demiryolları adeta başlı başına bir karaktere dönüşüyor. İnsanları birbirine ulaştırmak için inşa edilen raylar, Heinrich ile Batia’nın hayatında bu kez ayrılığın ve uzaklığın simgesi oluyor. Faruk Aksoy, gerçek kişilerden ve tarihsel gelişmelerden beslenen romanında büyük siyasal hesapların içinde kalan bayağı insanların hayatlarına odaklanıyor. Aşkın yanı sıra ilinti, vicdan, sadakat, yitik ve bekleyiş duyguları kitabın ana eksenini oluşturuyor. İki imparatorluğun gölgesinde başlamış olan hikâye, savaşın yaklaştığı bir dünyada yolların, sınırların ve insanların iyi mi değiştiğini anlatırken şu suali da geride bırakıyor: Tarihin yönünü değiştiren büyük vakalar yaşanırken, yarım kalan minik hayatların ve aşkların izleri nereye gider?

Rayların gölgesinde yarım kalan aşk
0

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

KAI ile Sohbet Et

KAI ile Haber Hakkında Sohbet

Yapay zeka asistanı
Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.
WP Twitter Auto Publish Powered By : XYZScripts.com