Doğu Akdeniz’de Türkiye ile Yunanistan içinde enerji projeleri üstünden yürüyen gerilim tekrardan gündemde. Yunanistan ile Fransa’nın, Cenup Kıbrıs ile Yunanistan içinde kurulması planlanan Great Sea Interconnector (GSI) elektrik bağlantısının güzergahında değişim üstünde çalmış olduğu bir dönemde Türkiye’den yeni bir adım geldi. Oruç Reis araştırma gemisi Doğu Akdeniz’e çıktı. Oruç Reis’in bölgedeki faaliyeti, Türkiye ile Şimal Kıbrıs Türk Cumhuriyeti içinde planlanan organik gaz boru hattına yönelik araştırmalar kapsamında yürütülüyor. Sadece geminin bölgeye çıkışı, GSI projesi etrafındaki tartışmaların tekrardan yoğunlaştığı bir döneme denk geliyor.
ATİNA’NIN KABLO HESABI
GSI projesi, Yunanistan ile Cenup Kıbrıs’ın Avrupa elektrik sistemine bağlanmasını amaçlıyor. Projenin bazı bölümlerinin Türkiye’nin deniz yetki alanlarından geçmesi Ankara’nın itirazına niçin oluyor. Yunan basınına yansıyan bilgilere nazaran ise Atina projenin ilerlemesi için güzergah üstünde değişim yapılmasını değerlendiriyor. Böylece hem projenin önündeki teknik ve siyasal engellerin azaltılması hem de Türkiye ile yeni bir deniz geriliminin önüne geçilmesi hedefleniyor.
ANKARA’NIN TALEBİ
Türkiye, kendi kıta sahanlığı içindeki bölgelerde yapılacak araştırma ve altyapı faaliyetlerinin Ankara ile öncesinden koordine edilmesi icap ettiğini belirtiyor. Yunanistan ise Türkiye’nin bilgilendirilmesinin mümkün bulunduğunu, sadece bunun Ankara’ya herhangi bir onay yada veto yetkisi vermemesi icap ettiğini korumak için çaba sarfediyor. Oruç Reis’in Doğu Akdeniz’deki emekleri, Türkiye ile KKTC içinde planlanan ortalama 97 kilometrelik organik gaz boru hattıyla bağlantılı. Hattın Türkiye ile KKTC içinde enerji bağlantısı oluşturması planlanıyor.
ENERJİ GÜVENLİĞİ
Türkiye açısından proje, KKTC’nin enerji güvenliği açısından ehemmiyet taşıyor. Bununla beraber Doğu Akdeniz’deki enerji kaynaklarının gelecekte Türkiye üstünden taşınabilmesi açısından da altyapı oluşturabilecek bir proje olarak değerlendiriliyor. Oruç Reis’in bölgeye çıkışı yalnızca bir araştırma faaliyeti olarak değil, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki enerji projelerini sürdürme kararlılığının bir göstergesi olarak da değerlendiriliyor.
