Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 3-4 Şubat tarihlerinde Suudi Arabistan ve Mısır’ı kapsayan ziyaretler gerçekleştirecek. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bölge turu, 3 Şubat’ta Suudi Arabistan ziyaretiyle başlamış olacak. Riyad’da düzenlenecek iş forumunda müdafa sanayii, havacılık ve informasyon teknolojileri alanlarında anlaşmalar imzalanacak. Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan içinde “Ortak Müdafa Grubu” kurulmasına yönelik temaslar son dönemde hız kazanmıştır. Diplomatik kaynaklara nazaran üç ülke, müdafa ve güvenlik alanında daha kurumsal bir iş birliği modeli üstünde görüşmeler yürütüyor. Haber Global Web Hususi’e söz mevzusu gelişmeyi değerlendiren Prof. Dr. Kamer Kasım, gelişen müdafa teknolojisinin Türkiye’yi mühim bir askeri erkek oyuncu haline getirdiğini söylemiş oldu.
Üçlü ortak müdafa anlaşması Orta Doğu ve Cenup Asya’daki güvenlik dengelerini etkileyebilir.
DAHA ESNEK YAPI
Edinilen bilgilere nazaran, söz mevzusu girişim; askeri eğitim, müdafa sanayii iş birliği, danışma paylaşımı ve bölgesel tehditlere karşı ortak koordinasyon başlıklarını kapsıyor. Modelin, NATO’nun kolektif müdafa ilkesine benzer bir çerçeveye haiz olabileceği, sadece daha esnek ve bölgesel odaklı bir yapı olarak tasarlandığı ifade ediliyor. Suudi Arabistan ve Pakistan içinde son yıllarda artan askeri ve stratejik iş birliği, bu sürecin temel zeminini oluşturuyor. Türkiye’nin ise gelişmiş müdafa sanayii, operasyonel tecrübesi ve bölgesel diplomatik ağıyla bu yapıya mühim katkı sunabileceği değerlendiriliyor.
HENÜZ İMZALANMADI
Yetkililer, görüşmelerin hemen hemen bağlayıcı bir anlaşmaya dönüşmediğini ve resmi bir metnin imzalanmadığını vurguluyor. Buna rağmen, taraflar arasındaki temasların sürdürülmesi ve teknik düzeyde çalışmaların devam etmesi, girişimin orta vadede somut bir yapıya kavuşabileceği yönünde yorumlara niçin oluyor. Uzmanlar, ihtimaller içinde bir ortak müdafa grubunun Orta Doğu ve Cenup Asya’daki güvenlik dengelerini etkileyebileceğine dikkat çekiyor. Bu şekilde bir oluşumun, üç ülkenin bölgesel caydırıcılığını artırmasının yanı sıra, mevcut küresel ittifak sistemlerine alternatif yada tamamlayıcı bir güvenlik mekanizması olarak da değerlendirilebileceği ifade ediliyor. Mevzuya ilişkin Ankara, Riyad ve İslamabad’dan hemen hemen resmi bir izahat yapılmadı. Görüşmelerin içinde ne olduğu ve takvimi mevzusunda belirsizlik sürerken, diplomatik kaynaklar sürecin “ihtiyatlı ve aşamalı” şekilde ilerlediğini belirtiyor.
İŞBİRLİĞİ GENİŞLİYOR
Prof. Dr. Kasım şu değerlendirmeleri yapmış oldu: “Türkiye, Pakistan ve Azerbaycan içinde müdafa sanayiinde son yıllarda oldukça mühim ilerlemeler kaydedildi. Suudi Arabistan’ın da bu iş birliğine dâhil olması, sürece Körfez boyutunu ekledi. Türkiye’nin hızla gelişen müdafa sanayii, Körfez ülkeleri açısından stratejik bir yatırım alanı haline gelmiş durumda. Körfez ülkeleri savunmaya ciddi yatırımlar halletmeye hazırlanırken, Türkiye bu süreçte hem mühim bir ortak hem de kuvvetli bir katkı sağlayıcı konumunda bulunuyor.”
Türkiye’nin hızla gelişen müdafa sanayii, Körfez ülkeleri açısından stratejik bir yatırım alanı haline geldi.
5. MADDE BENZERLİĞİ
Prof. Dr. Kasım, “Kafkaslar ve Körfez bağlamı beraber düşünüldüğünde, Katar’ın da etkin bir erkek oyuncu olarak öne çıkmış olduğu görülüyor. Bu üçlü yapı; hem müdafa sanayii iş birliği hem de bölgesel güvenlik açısından dikkat çekici bir çerçeve sunuyor. NATO’nun 5. maddesi son aşama açıktır; üye ülkelerden birine meydana getirilen hücum, tüm üyelere yapılmış sayılır ve ortak savunmayı mecburi kılar. 11 Eylül saldırılarının arkasından bu madde işletilmiş ve Afganistan süreci adım atmıştır. Sadece benzer bir durumda, mevcut koşulların NATO’nun 5. madde kriterlerini tam olarak karşılayıp karşılamadığına ek olarak bakmak gerekir. Özetle, bir üyeye meydana getirilen saldırının hakikaten tüm üyelere yapılmış sayılması için bu şartların net şekilde oluşması gerekir” dedi.
[email protected]
Kaynak: Web Hususi
