Suriye’de terör örgütü SDG ve bileşenlerine indirilen ağır darbenin peşinden, bölgesel güç dengelerinde belirgin ve kalıcı bir değişiklik süreci başladı. Uzun senelerdir ABD desteğiyle etkinlik gösteren terör örgütü PKK/SDG yapılanması, Şam yönetiminin başlatmış olduğu askeri operasyonlar sonrasında şimal Suriye’de denetim etmiş olduğu stratejik alanlardan çekilirken, petrol sahaları, sınır hatları ve tarımsal açıdan eleştiri bölgelerin kontrolü de tekrardan Şam’ın eline geçti. Sahadaki askeri tablo değişirken, strateji uzmanları ise bu dönüşümün yalnızca bir alan kaybı olarak okunamayacağı görüşünde birleşiyor. Analizlerde, Suriye sahasında yaşanmış olan son gelişmelerin bir tek bir askeri operasyon sürecine işaret etmediği; aksine Orta Doğu’da güç dengelerinin tekrardan tanımlandığı, dış ilişkiler, enerji ve güvenlik başlıklarının birbirine eklemlendiği yeni bir devrin kapısını araladığı vurgulanıyor.
Bölgesel analizlere gore, ABD’nin terör örgütü SDG/PKK yapılanmasının sahadan çekilmesine yeşil ışık yakmasının karşılığında, Şam yönetiminin İsrail ile normalleşme sürecine dahil olması eleştiri rol oynadı. Bu çerçevede, Suriye’nin İsrail ile haber alma paylaşımını da içeren bir ortaklaşa iş mekanizmasını kabul etmiş olduğu öne sürülüyor.
ABD İÇİN ŞARTLAR DEĞİŞTİ
Diplomatik ve askeri kulislerde öne çıkan değerlendirmelere gore, Şam yönetiminin terör örgütü SDG’ye karşı yürüttüğü operasyonlar ABD’nin bilgisi ve onayı dahilinde gerçekleşti. Stratejik analizlerde son tablo, Washington’un Suriye sahasındaki önceliklerini tekrardan tanımladığı eleştiri bir eşik olarak yorumlanıyor. Harekatın başladığı günden bigün ilkin meydana gelen eleştiri toplantıya bilhassa dikkat çekiliyor. ABD’nin himayesinde düzenlenen diplomatik temasa ise Suriye Dışişleri Bakanı Asaad al-Shaibani, İsrail’in Washington Büyükelçisi Yechiel Leiter, ABD Suriye Hususi Temsilcisi Tom Barrack ile ABD Başkanı Donald Trump’ın danışmanları Steve Witkoff ve Jared Kushner katılmış; ABD Dışişleri Bakanlığı tarafınca piyasaya çıkan ortak açıklamada, görüşmelerin Suriye’nin egemenliği ve istikrarı, İsrail’in güvenliği ve bölgesel refah başlıkları çevresinde yürütülmüş olduğu ifade edilmişti. Açıklamada ek olarak, ABD nezaretinde haber alma paylaşımı, askeri gerilimin düşürülmesi, diplomatik temas ve ticari alanlarda koordinasyonu sağlayacak “ortak bir mekanizma” kurulacağı da duyurulmuştu.
YENİ DENKLEMİN ŞİFRELERİ
Meydana getirilen analizlerde Washington’un önümüzdeki dönemde odaklanacağı başlıklar içinde, Türkiye ile İran arasındaki jeopolitik gerilim alanlarının derinleştirilmesi ve bölgesel enerji projeleri olduğu da öne sürülüyor. Bu kapsamda, Türkiye’nin Suriye’deki askeri ve ekonomik faaliyetlerine destek verilmesi, Türkiye, Suriye, ABD ortak enerji projelerinin gündeme gelmesi ve Doğu Akdeniz’de yeni enerji işbirliklerinin masaya yatırılması planlanıyor. Suriye Petrol Şirketi CEO’su Yusuf Kablawi’nin, şimal Suriye’deki petrol sahaları için Chevron ile ortaklaşa iş ihtimaline dikkat çekmesi bu sürecin işaretlerinden biri olarak değerlendiriliyor.
ANA HEDEF RUSYA VE ÇİN
Internasyonal İlişkiler Uzmanı Prof. Dr. Hasan Köni ise, ABD ve İsrail’in temel hedefinin, İran’ın bölgedeki askeri ve siyasal tesirini sınırlamak olduğuna işaret ederken, “Uzun solukta ise Washington’un, İsrail’i de kapsayan yeni bir bölgesel mimariyle Çin ve Rusya’nın nüfuzunu daraltmayı ve Dönem ve Yol Girişimi’ni baltalamayı hedefliyor” diyor.
ABD’nin Ankara Büyükelçisi Barrack, terör örgütü SDG ile ortaklık dayanağının ortadan kalktığını söyleyerek, muhataplarının Şam yönetimi olduğuna işaret etmişti.
SAHADAKİ GERÇEKLİK
Sürecin arka planında ise Türkiye’nin belirleyici baskısının bulunduğuna dikkat çeken Emekli Kurmay Albay Ünal Atabay ise sahadaki son gelişimleri şöyleki yorumluyor: “Türkiye’nin başından beri bastırdığı ‘entegrasyon’ hattı, artık bir tek Ankara’nın değil, sahadaki gerçekliğin de dayattığı bir zorunluluk. Şam yönetiminin ilerleyişi, Rusya’nın sınırı olan fakat seçici manevraları ve ABD’nin geri çekilen pozisyonu beraber okunduğunda, SDG için özerklik ya da kalıcı bir yönetimsel statü ihtimali giderek zayıflıyor.”
TÜRKİYE BELİRLEYİCİ
“Önümüzdeki süreçte kısa süreli ateşkes uzatmaları, geçici temaslar ve diplomatik manevralar gündeme gelebilir. Hatta Rusya’nın sınırı olan düzeyde devreye girme çabaları ya da bazı SDG yöneticilerinin değişik ülkelere tahliyesi şeklinde senaryolar da masada. ABD, Suriye’de maliyeti yüksek ve siyasal getirisi sınırı olan bir ortaklıktan çekiliyor; Şam yönetimi sahada tekrardan ağırlık kazanıyor. Türkiye ise bu dönüşümün en baskın ve belirleyici aktörlerinden biri olarak öne çıkıyor.”
[email protected]
Kaynak: Web Hususi
