Çağdaş değişen teknolojinin kalbinde yer edinen fakat adı oldukca bilinmeyen 17 element, günümüzün süper güçleri için tehlikeli sonuç bir koz haline geldi. Ender toprak elementleri (NTE), cep telefonlarından elektrikli araçlara, rüzgâr türbinlerinden F-35 cenk uçaklarına kadar yüksek değişen teknolojinin olmazsa olmaz hammaddeleri olarak öne çıkıyor. İlginç olan, “nadiren” adlandırılmalarının yerkabuğunda azca bulunmalarından değil, çıkarılmaları ve rafine edilmelerinin son aşama zor ve maliyetli olmasından kaynaklanması. Müdafa sanayii, neredeyse tüm çağdaş platformlarda bu metallere yoğun şekilde bağımlı. Mesela bir F-35 cenk uçağında ortalama 417 kilogram NTE kullanılıyor; güdümlü füzeler, radar sistemleri, gece görüş ekipmanları ve gelişmiş sensörler için de bu elementler dirimsel öneme haiz.
2023 ve 2024 yıllarında samaryum, gadolinyum ve terbiyum benzer biçimde tehlikeli sonuç elementlerin ihracatına getirilen engellemeler bu tehdidin provasını oluşturmuştu.
ÇİN ÜSTÜNLÜĞE SAHİP
Bu tehlikeli sonuç malzemelerin kontrolü ise jeopolitik güç dengelerini direkt etkiliyor. Çin, ender toprak elementlerinde ise üstünlüğe haiz. Küresel üretimin yüzde 69’u, rafine kapasitesinin yüzde 90’ı ve mıknatıs üretiminin ortalama yüzde 92’si Çin’in kontrolünde bulunuyor. Öyleki ki, ABD, kendi çıkardığı cevheri bile işlemek için Çin’e göndermesi gerekiyor. Çin, devlet kontrolündeki kotalar, büyük ölçekli rafineriler ve üretim tesisleri yardımıyla Çin, ender toprak elementlerini bir tek ekonomik bir araç-gereç olarak değil, bununla beraber jeopolitik bir vasıta olarak da kullanabiliyor. Öte taraftan Tayvan krizi yada bölgesel gerilimler benzer biçimde durumlarda Çin’in NTE ihracatını tamamen durdurma ihtimali, stratejik bir tehdit olarak masada duruyor.
ŞİRKETLERİN PLANI
NTE’lerin stratejik önemi yalnızca üretim ve rafine kapasitesiyle sınırı olan değil. Elektrikli araçların motorları, rüzgâr türbinlerinin direct-drive sistemleri, robotik teknolojiler ve ileri veri depolama çözümleri, bu elementlerin yüksek enerji yoğunluklu mıknatıslarını kullanıyor. Müdafa tarafında ise SmCo ve Dy/Tb benzer biçimde ağır NTE’ler, yüksek ısı gerektiren uygulamalarda dirimsel rol oynuyor. Bu yüzden ABD ve Batı, bir tek madenciliği artırmakla kalmıyor, tasarım mühendisliği, geri dönüşüm ve stoklama stratejilerini de devreye sokuyor. BMW ve Renault benzer biçimde otomobil üreticileri, Dy/Tb miktarını azaltan motor tasarımları ile NTE bağımlılığını düşürmeye çalışıyor; Tesla ise gelecekteki araçlarda NTE’yi minimize etmeyi hedefliyor. Avrupa Birliği ise 2030 vizyonu kapsamında tüketimin yüzde 10’unu yerli çıkarma, yüzde 40’ını işleme ve yüzde 15’ini geri dönüşüm ile karşılamayı amaçlıyor.
FİYATLAR ZİRVE YAPMIŞTI
Fiyatlar ve arz güvenliği, bu savaşın öteki boyutunu oluşturuyor. 2021–22’de ender toprak elementlerinin tutarları zirve yaparken, 2023–24’te talep yavaşlaması ve Çin’de arzın genişlemesi tutarları düşürdü. Sadece Myanmar kaynaklı belirsizlikler ve Çin’in ihracat kontrolleri, piyasadaki oynaklığı artırıyor. ABD ve müttefikleri, tehlikeli sonuç elementleri stratejik stoklarla güvence altına alırken, oldukca taraflı yatırımlarla tedarik zincirini çeşitlendirmeye çalışıyor.
ABD ve Çin rekabetinin temelinde, NTE’lere haiz olma ve ekonomik hegemonya stratejisi yatıyor.
ASKERİ AÇIDAN BELİRLEYİCİ
Uzmanlar, NTE rekabetinin 2030’a kadar devam edeceğini öngörüyor. Internasyonal İlişkiler Uzmanı Prof. Dr. Hasan Köni ise, “21. yüzyılın petrolü olarak anılan NTE’ler, artık bir tek endüstriyel araç-gereç değil, bununla beraber küresel güç dengelerini belirleyen stratejik bir tabanca haline gelmiş durumda” derken, şu ikazları sıralıyor: “ABD’nin 2027 hedefi, Çin menşeli mıknatısları müdafa tedarik zincirinden çıkarmak ve kendi bağımsız kapasitesini oluşturmak. Bu hedef, gelecek yıllarda NTE’leri bir tek ekonomik değil, politik ve askeri açıdan da belirleyici bir unsur hâline getirecek.”
[email protected]
Kaynak: Web Hususi
