MHP Genel Başkanı Bahçeli’nin yapmış olduğu yazılı izahat şöyleki:
Türk siyaseti, zamanı devlet geleneğiyle şekillenmiş, Meşrutiyet’in kazanımları ışığında ve nihayet Cumhuriyet’in ilanı ile fazlaca partili hayata geçiş süreci ile ivme kazanmış; millet iradesinin bazen hararetli tartışmalar ve kürsüler arası sert gerilimlerle sınandığı; dönem dönem çatışmalı safhalar yaşasa da nihai meşruiyetini devlet aklında gören cemiyet hayatımızın ayrılmaz bir parçasıdır.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve aziz Türk milleti; siyasal partilerin üstündedir. Türk milleti, siyasetin merkezinde ve tüm siyasal yapıların üzerindedir. Hiçbir parti içi savaşım, hiçbir koltuk çekişmesi ve hiçbir kişisel kırgınlık, ülkemizin ortak geleceğinden daha mühim kabul edilemez.
Cumhuriyet Halk Partisi, kuruculuğunu ilk Cumhurbaşkanımız ve sonsuz Başkomutanımız Gazi Mustafa Kemal Mustafa Kemal Atatürk’ün üstlendiği, Türk siyasal yaşamının köklü kurumlarından biridir.
Milliyetçi Hareket Partisi ile Cumhuriyet Halk Partisi içinde düşünce, politika ve dünya görüşü bakımından bugün gelinen noktada derin ayrılıklar bulunmuş olduğu açıktır. Bu ayrılıklar demokratik yaşamın doğal neticesidir. Bu netice elbet siyasal hayatımızın motifleri olan öteki partiler için de geçerlidir. Farklılıkların varlığı bir zafiyet işareti sayılamaz. Tersine, ulusal sınırlar ve demokratik meşruiyet içinde kalan her fikir, Türk siyasetinin ve demokrasi yaşamının zenginliğine katkı sunmaktadır.
Türk demokrasisi, tüm partilerin aynı kelimeleri yine etmiş olduğu renksiz ve ruhsuz bir zeminde hiçbir vakit bulunmamıştır. Demokratik yaşam; değişik seslerin duyulduğu, değişik fikirlerin millet huzurunda yarıştığı, sadece devletin bekası ve milletin birliği söz mevzusu olduğunda ortaklaşa bir iradenin ortaya konulduğu büyük bir ulusal mutabakattır. Siyasal farklılıkları çatışmanın bahanesi hâline getirmek Türkiye’ye hizmet etmeyecektir. Ayrılığı düşmanlık seviyesine taşımak, rekabeti intikam duygusuyla zehirlemek ve parti içi ihtilafları toplumsal gerilime dönüştürmek Türk siyasetinin itibarına zarar verecektir.
Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun, uğradığını düşündüğü haksızlıkları dile getirmesi, hukuki imkanlara müracaat etmesi ve senelerce Genel Başkanlığını yapmış olduğu partisinin geleceğine dair görüşlerini açıklaması en doğal hakkıdır. Sayın Kılıçdaroğlu, Türk siyasetinde uzun seneler mesuliyet üstlenmiş ve milyonlarca vatandaşımızın demokratik desteğini almış bir siyasetçidir. Kendisine yönelik değerlendirmelerin hakaret, küçümseme ve itibarsızlaştırma kampanyasına dönüşmesi doğru değildir.
Bununla beraber geçmişin tüm kırgınlıklarını bugünün politika meydanına taşımak, eski hesapları her fırsatta tekrardan açmak ve yaraları devamlı kanatmak da hiç kimseye yarar sağlamayacaktır.
Politika, öfkenin asla dinmediği bir hesaplaşma alanı haline gelirse çerçevesi kırmızı ve keskin demokrasi çizgileriyle çizilmiş rekabet ortamı giderek bir husumet girdabına dönüşür. Geçmişin muhasebesi, geleceği rehin alan bir rövanş arayışına dönüşmemelidir.
Sayın Özgür Hususi’in de siyasal emeği, hem Cumhuriyet Halk Partisi çatısı altında sürdürmüş olduğu hem de Türk siyasal hayatına geçtiğimiz günlerde giren Yeni Parti ile temsil etmiş olduğu Genel Başkanlık makamı ve buna bağlı olarak kendisinin politikasına güvenen 91 milletvekili ile iyi dileklerini esirgemeyen potansiyel seçmen kitlesi aşikardır.
Sayın Hususi’in üzülmesini, siyasal şahsiyetinin gündelik tartışmalar içinde hırpalanmasını yada CHP – Yeni Parti kanadında devam eden hesaplaşmaların hedefi haline getirilmesini arzu etmeyiz. Sayın Kılıçdaroğlu’nun hakkına iyi mi hukuken riayet edildiyse Sayın Hususi’in birikim ve konumu da saygıyla karşılanmalıdır. Türk siyaseti, bir hakkı teslim ederken ötekini gözden çıkaran sığ bir anlayışa cevaz vermez.
Cumhuriyet Halk Partisi içinde yada çevresinde ortaya çıkan yeni siyasal oluşumlar da demokratik yaşamın kendi doğal seyri içinde değerlendirilmelidir. Yeni Parti’nin kuruluşuyla beraber yeni bir yol açılırken eski yol arkadaşlarının birbirine kin ve haset duyması, geride kalanların ihanetle, ayrılanların vefasızlıkla suçlanması doğru sonuçlar doğurmayacaktır. Politika, yakılan köprülerin dumanında yürümeyecektir. Kırılan gönüller, ağır sözler ve karşılıklı ithamlar bir süre sonrasında yalnızca kişileri ve partileri değil toplumsal huzuru da yıpratır.
FİGÜRAN TARTIŞMALARI AÇIKLIĞA KAVUŞTURULMALI
Son günlerde kamuoyuna yansıyan rozet töreni, figüran ve organizasyon tartışmaları da tüm yönleriyle açıklığa kavuşturulmalıdır. Cumhuriyet Halk Partisi’nin köklü geçmişinin suni kalabalıkların, düzmece görüntülerin ve hazırlanmış mizansenlerin üstüne bir gelecek inşa ediyor olma iddiası, Türk siyasal yaşamının kalbine ağır bir darbe şeklinde inmiştir. Gönüllere dokunamadan doldurulan salonların hiçbir hükmü yoktur. Bunun yanında, hemen hemen gerçekliği kesinleşmemiş iddialar üstünden insanların onur ve haysiyetine saldırılması ve peşin hükümlerle siyasal infaza başvurulması da kabul edilemez. Hakikat, hukukun aydınlığında ortaya çıkarılmalı, söylenti siyasetinin karanlık gölgesi demokrasimizin üstüne düşürülmemelidir.
Bugün yapılması ihtiyaç duyulan; CHP-Yeni Parti hattındaki tüm tartışmaları Türkiye’nin ana gündem maddesi haline getirmemektir. Sayın Kılıçdaroğlu ile Sayın Hususi başta olmak suretiyle tüm tarafların sağduyu çerçevesinde hareket etmesi, karşılıklı saygıyı muhafaza etmesi ve siyasal mücadeleyi kişisel hesaplaşmanın dışına çıkarması gerekmektedir.
Milliyetçi Hareket Partisi, siyasal yelpazenin herhangi bir kanadında patlak veren iç tartışmalarından çıkar devşirmeyi, parçalanmalardan medet ummayı, zaaflardan ikbal üretmeyi yarım asrı geride bırakan siyasal ahlakıyla bağdaştırmaz. Biz gücümüzü ve gündemimizi aziz Türk milletinden, kimliğimize şekil veren ülkülerimizden, Türk ve Türkiye Yüzyılı kızıl elmamızdan ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne duyduğumuz bağlılıktan alırız.
Çevremizde ateş çemberlerinin genişlediği, bölgesel hesapların ağırlaştığı, küresel güç mücadelelerinin sertleştiği bir dönemde Türkiye’nin enerjisi gelip geçici gündemlerle tüketilememelidir.
Cumhuriyet Halk Partisi’nin kurumsal kimliği korunarak Sayın Kılıçdaroğlu’nun siyasal ve hukuki hakları gözetilebilir; Sayın Hususi’in Yeni Parti ile tekrardan filizlenen Genel Başkanlık makamına ve siyasal mücadelesine saygı gösterilebilir. Türk demokrasisinin imkanları ve Türk milletinin irfanı buna fazlasıyla yeterlidir.
Unutulmamalıdır ki makamlar gelip geçicidir, şahıslar fanidir. Kalımlı olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve onun muhafızı olan yegâne güç ise büyük Türk milletidir.
