Topkapı Sarayı’nda saray içi güvenlik, mahremiyet ve protokol açısından hususi bir işleve haiz olan Mabeyn Yolu, çalışmaların tamamlanmasının arkasından Mabeyn Yolu Çini Sanat Galerisi olarak ziyarete açıldı. Sergi, Ulusal Saraylar Başkanlığı tarafınca ilk etapta basın mensuplarına tanıtıldı. Topkapı Sarayı’nın Harem kısmı ile Mabeyn’i birleştiren koridor, zamanı işlevine sadık kalınarak galeri düzeninde ele alındı. Tematik yerleşim yardımıyla ziyaretçiler, saray mimarisindeki kullanım bağlamını ve çini üslubundaki değişimi adım adım takip edebilecek.
Çağıl depolama, titiz tasnif ve belgelemeyle özenle düzenlendi
Topkapı Sarayı çinilerinin mühim bir kısmı, 2018’e kadar Harem’de dağınık depolarda saklanıyordu. Ulusal Saraylar, 2 bini aşkın kasada muhafaza edilen çinileri, Aziziye yapılarında kurduğu iki depoya taşıyarak gizleme alanını 700 metrekareye çıkardı. 2021’de kurulan Çini Restorasyon Atölyesi ile tasnif ve belgeleme emekleri başlatıldı.
9 bin 486 fotoğrafla belgeleme yapılmış oldu, 800 değişik desen envantere alındı
Emek harcamalar kapsamında 9 bin 486 fotoğrafla belgeleme yapılmış oldu, 800 değişik desen envantere alındı. Çini galerisi seçkisi de bu çalışmaların sonucunda oluşturuldu. Restorasyon gereksinimleri için depolarda eşleşen parçaların tespiti ise sürdürülüyor.
Eserler, 3 değişik yüzyıla ilişik çinilerden oluşuyor
Mabeyn Yolu Çini Sanat Galerisi; 16. yüzyılın İznik merkezli klasik üslubundan 17. yüzyıldaki dönüşüm ve çeşitlenmeye, 18. yüzyılda Avrupa etkilerinin belirginleştiği Kütahya üretimine uzanan çizgiyi bir arada sunuyor. Lale, karanfil, sümbül, hatâî benzer biçimde motifler ile dönemsel görünüm ve figüratif görüntüler, güzel duyu evrim ve kültürel etkileşim perspektifiyle izlenebiliyor.
“Çiniler hakikaten Topkapı Sarayı başta olmak suretiyle Ulusal Saraylar Koleksiyonunun fazlaca mühim bir parçası”
Galeriyle ile ilgili informasyon veren Ulusal Saraylar Başkanı Dr. Yasin Yıldız, çini koleksiyonun Ulusal Saraylar Başkanlığının mühim parçası bulunduğunu söyleyerek, “Burası görmüş olduğunuz benzer biçimde Topkapı Sarayı’nın gizemli kalmış köşelerinden bir tanesi. Aslına bakarsak sarayın zamanı içinde fazlaca mühim bir yeri var. Burası Mabeyn Yolu olarak malum padişahın hususi kullandığı dairelerle, haremi birbirine bağlayan fazlaca mühim bir koridor. Fakat daha sonraki yüzyıllarda kullanım haricinde kalmış. Ve uzun seneler unutulmuş bir mekandı. Mabeyn ile ilgili restorasyon projelerimiz çerçevesinde bu ara geçiş güzergahını da mekanda bulunan çinilere de atıfta bulunmak amacıyla bir çini galerisi olarak düzenledik. Çiniler hakikaten Topkapı Sarayı başta olmak suretiyle Ulusal Saraylar Koleksiyonunun fazlaca mühim bir parçası. Buradaki çinilerden kastımız dekoratif olarak mekanlarda kullanılmış olan çinileri kapsıyor” dedi.
“İznik çinileri esasen koleksiyonun fazlaca mühim bir parçasını oluşturuyor”
Topkapı Sarayı’nın oldukça varlıklı bir çini koleksiyonuna haiz bulunduğunu söyleyen Yıldız, “Bilhassa inşa edilmiş olduğu dönemlerde ve 16. yüzyıldaki tekrardan yapılanmasında Türk çini sanatının en zirve süreci olduğu düşünülürse, bu çeşitlilik daha iyi anlaşılabilir. Bu aşamada İznik çinileri esasen koleksiyonun fazlaca mühim bir parçasını oluşturuyor. Bununla beraber daha sonraki yüzyıllarda devreye giren Kütahya çiniciliğini fazlaca hususi örnekleri de var. Bunlarla ilgili doğal olarak daha sonraki yüzyıllarda kullanım gereği bazı mekanlardan kaldırılmış çiniler, depolarımızda bulunuyordu. Bu çinileri ziyaretçilerin görme şansı pek fazla bulunmuyordu. Bu galeride bu çinileri bir tüm halinde bir seçki halinde ziyaretçiyle buluşturmayı hedefledik. Bundan dolayı sarayın tarihinin ve koleksiyonlarının bu mühim parçası görülmeden bu saraya bir tüm olarak idrak etmek fazlaca mümkün olmayacaktı” şeklinde konuştu.
“Burada Osman Gazi’den Sultan 2. Selim’e kadar yaşamış olan Osmanlı Sultanlarının isimlerinin olduğu çini eserleri var”
Serginin galeri duvarlarında padişahların isimlerinin olduğu çinilerin bulunduğunu söyleyen Başkan Yasin Yıldız, “Yer olarak buranın seçilmesinin önemi de buradan kaynaklanıyor. Bu içinde bulunduğumuz Mabeyn Yolunda derhal kameraların arkasındaki duvarda görmüş olduğunuz uzun bir yazı dizisi var. Burada Osman Gazi’den Sultan İkinci Selim’e kadar yaşamış olan Osmanlı Sultanlarının adları bir tüm halinde dolayısıyla bir 16. yüzyıl çinisinde yazılmış bulunduğunu görüyoruz. Tüm bu boyutlarıyla ziyaretçilerimize bilhassa harem bölümüyle mabeyni bir araya bağlayan bu mühim noktada bu şekilde bir gazeleyi kazandırmış olmaktan dolayı olağanüstü mutluyuz” ifadelerini kullandı.
“Emek harcamalar, bir tüm olarak ortalama 3 yılımızı aldı”
Mabeyn Yolundaki restorasyon çalışmalarının 3 yılda yapıldığını söyleyen Başkan Yasin Yıldız, “Restorasyon emekleri oldukça uzun sürüyor. Mabeyndeki padişah daireleriyle ilgili çalışmalarımızda sona geldik. Padişahın kullanmış olduğu Aynalı Oda, Valide Sultan Dairesi bunların hepsi kısa sürede ziyarete hazır hale gelecek. Burayı haremle bağlayan bu içinde bulunmuş olduğumuz galeri haline dönüştürdüğümüz koridor ise bugünden itibaren ziyaretçi tarafınca gezilebilecek. Çalışmaların bir tüm olarak ortalama 3 yılımızı aldığını söyleyebilirim” dedi.
Sergide ilk etapta 250 yapıt sergileniyor
Açılışı meydana gelen sergide 16. yüzyıldan 19. yüzyıla kadar ilişik eserlerden ilk etapta 250 eserin sergilendiğini söyleyen Başkan Yasin Yıldız, “Bir ihtimal yapıt sayısından ilkin bilhassa giriş bölümünde Nahvin’in yazmış olduğu ve 19. yüzyıl çinilerine işlenen fazlaca mühim bir kaside var. Bu koleksiyonumuzun fazlaca müstesna bir parçasıdır. Bir tüm halinde burada sergileyebiliyoruz, fazlaca sayıda çiniden oluşuyor. Burada ortalama ilk etapta biz 250 parça çiniyi sergiliyoruz. Çiniler ortalama söylemiş olduğum benzer biçimde 16. yüzyıl ve 19. yüzyıl arasını kapsıyor. Dolayısıyla 19. yüzyıla varması sebebiyle bunların içinde bir miktar saraya ithal çinilerin geldiği süreci de kapsadığını düşünürsek aslen Osmanlı sarayında kullanılmış olan bir tüm çini geleneğini burada yerli olsun yabancı olsun göstermiş oluyoruz” ifadelerini kullandı.
“Hatıralar Yolu”: Kitabeler ve Panolar
Serginin galeri duvarlarında Osman Gazi’den Sultan 2. Selim’e uzanan padişah adlarının sıralandığı iri yazılı çiniler bulunuyor. “Mihrabiye” motifli üç pano içinde görülen “Soffa-i ali” ve “Hamam-ı âli” ifadeleri, bu panoların vaktiyle Hünkâr Sofası ve Hünkâr Hamamı’ndan taşındığını düşündürüyor. Böylece Mâbeyn Yolu, bir sergileme alanının ötesinde, saray hafızasını taşıyan bir “hatıra galerisi” işlevi de üstüne alıyor.
“Kaside-İ Münferice” Çinileri de galeride yer alacak
Ziyaretçiler, Mabeyn Yolu Çini Sanat Galerisi süresince Kaside-i Münferice’den seçilmiş beyitlerin işlendiği çinileri de görebilecek. 11. yüzyılda Tunuslu ozan İbnü’n Nahvi tarafınca kaleme alınan kaside, her sıkıntının arkasından bir ferahlığın geleceğini vurgulayan mesajıyla tanınıyor. Halk içinde “kurtuluş getiren” bir metin olarak ün kazanan kaside, yüzyıllar süresince zor zamanlarda yakarış niyetiyle okunmuş. Osmanlı döneminde de sevilen kasidenin Türkçe tercümeleri içinde 18. yüzyıl şairi Ebubekir Kani’nin manzum çevirisi öne çıkıyor.
Çini Sanat Galerisi, Topkapı Sarayı’nın kapalı olduğu salı hariç, haftanın her günü 09.00-17.00 saatleri içinde ziyaret edilebilecek. Ziyaretçiler, Harem bölümünde yer edinen Mabeyn Taşlığı’ndan Mabeyn Yolu’na girdikten sonrasında Topkapı Sarayı çinilerini ve Tekfur Sarayı’ndan günümüze ulaşan bazı çini örneklerini; bir sonraki bölümde ise “Kaside-i Münferice” çinilerini görebilecek. Galeri, Harem kısmı bileti ile gezilebilecek, ilave ücret ödemek gerekmeyecek.
