Orta Doğu ekseninde yeni jeopolitik gerginlik hatları, enerji ve tecim koridorları üstünden şekillenirken, ABD ve İsrail ittifakının İran’a yönelik ihtimaller içinde askeri operasyonunun tesirleri de merak mevzusu. ABD’nin Orta Doğu’daki üslerine askeri yığınağa başlaması, “operasyonun işareti” yorumlanırken, meydana getirilen analizlerde ise İran’a yönelik harekatın hem Türkiye hem de bölgesel denklem açısında ciddi zararlar doğurabileceğine dikkat çekiliyor. Operasyonun arka planında İran ve Irak üstünden Doğu Akdeniz’e uzanan enerji güzergahının yanı sıra, Çin’in Dönem ve Yol girişimiyle Avrupa’ya uzanan tecim yollarının kesilmesinin hedeflendiği de analizlerden yansıyan başlıklar içinde bulunuyor.
İran’ın çökmesi durumunda Türkiye’ye yönelik fazlaca ciddi göç akını başlayacağını belirten Prof. Dr. Köni: “İran’ın parçalanması en fazlaca Rusya, Türkiye ve Çin’i negatif etkisinde bırakır. İran; Ortadoğu, Avrasya ve Afrika tecim güzergahında İran stratejik önemde.”
İRAN’IN SAVUNMA KONSEPTİ
Öte taraftan ABD ve İsrail’in İran’a yönelik ihtimaller içinde operasyonu öncesi sahadan gelen bilgiler, Tahran yönetiminin “Ateş Çemberi” olarak adlandırdığı 360 derecelik hava müdafa ve deniz erişim koruma sistemlerini aktive ettiğine işaret ediyor. Gösterilen yeni NOTAM’larda ülkenin doğu sınırlarındaki Zahedan, Zabol ve Saravan bölgelerinde hava müdafa sistemlerinin etken hale getirilmiş olduğu analizlerden yansıyor. İran’a yakın kaynaklardan meydana getirilen analizlerde ek olarak, ABD’nin Pakistan yada Afganistan hava sahasını kullanarak batıdaki müdafa hatlarını atlatacak “yan kuşatma” saldırılarına karşı da önlem alındığına da değiniliyor.
İLK ATIŞI BEKLİYORLAR
Analizlerde Hint Okyanusu’na tek çıkış noktası olan Çabahar Limanı’nın hava müdafa kapsamına alındığını, Hürmüz Boğazı’nın kapanması ihtimaline karşı alternatif tedarik hattının güvence altına alınmasının planlandığı da belirtiliyor. Sahadan yansıyan bilgilerde Birjand’daki erken uyarı radar ve hava üssü kapasitesinin güçlendirildiği, bu sayede doğudan İran’ın iç kesimleri ile nükleer tesislerine yönelik hava saldırılarının önlenmesinin amaçlandığı vurgulanıyor.
KARŞI KARŞIYA GELMEMELİYİZ
İran’a yönelik ihtimaller içinde ABD saldırısını değerlendiren Internasyonal İlişkiler Uzmanı Prof. Dr. Hasan Köni ise Tahran yönetiminin Çin ile yürüyen enerji ve tecim kanalının tehlikeli sonuç bir “nefes borusu” işlevi gördüğünü belirtirken, “İran’daki sertlik eylemlerini büyütmeye dönük olarak terör örgütü PJAK’ın da aralarında olduğu çeşitli örgütler de sahaya inmiş durumda. ABD, ayrılıkçı Kürt örgütlerin arkasında. Orta Doğu’da akan kan ve krizlerin sebebi, enerji rotaları ile İsrail’in güvenliği meselesinden kaynaklanıyor. İran, Asya jeopolitiğinde olan bir ülke. Türkiye ile İran hiçbir vakit karşı karşıya gelmez ve gelmemeli” dedi.
PJAK MİLİTANLARI YERLEŞTİRİLİYOR
Emekli Tümamiral Cihat Yaycı ise PJAK terör örgütü militanlarının ise ABD-İsrail bloğu tarafınca Türk-İran sınırına getirilmek istendiğine dikkat çekerken, şu tespitleri gündeme taşıyor: “İran’ın Türkiye sınırında daha fazlaca Türkler içeriyor. Bu alanlara terör örgütü PJAK elemanları getirilmek isteniyor. Mesela, Urumiye kentinin fazlaca göç vermesinin sebeplerinin başlangıcında Urumiye gölünün kuruması geliyor. Sadece İran burayı adeta izlediği politikalarla kuruttu. Şimdi ise bu bölgeden göçler oluyor. İran Türkleri buradan ayrılmak zorunda kalırken, bölgeye PJAK militanları yerleştiriliyor. Türkiye’nin bu aşamada yaşananlara fazlaca dikkat etmesi, dikkatle takip etmesi gerekiyor.”
Analizlerde, İran’ın askeri hazırlıklarını tamamlayarak “ilk atışın” gelmesini bekleyen bir konuma girdiğine de işaret ediliyor.
ÇOK DİKKATLİ OLMALIYIZ
Emekli Tümamiral Cem Gürdeniz ise toplumsal medya hesabından yapmış olduğu paylaşımda, İsrail, 12 günlük İran Savaşı’ndan sonrasında dersini çıkardığına değinirken, “İran dışardan bir saldırıyla yıkılamaz. Bu yüzden strateji değişiyor. İç karışıklıklar bahane edilerek ABD gücü İran sahasına taşınıyor, Washington adım adım bu cepheye sürükleniyor. İran’ın çökertilmesi, yalnızca Ortadoğu’nun değil küresel tedarik zincirlerinin, enerji fiyatlarının ve Asya-Pasifik dengesinin tekrardan tasarlanması anlamına gelir” ifadelerini kullandı. Türkiye bu süreçte fazlaca dikkatli olması icap ettiğinin de altını çizen Gürdeniz, tespitlerinin devamında: “İran’ın düşmesi ve iç muharebeye sürüklenmesi ülkemiz için fazlaca ciddi jeopolitik sorunlara niçin olur. İran’da ABD ve İsrail yanlısı bir rejimin işbaşına geçmesi Türkiye’nin doğudan kuşatılması anlamına gelir” dedi.
[email protected]
Kaynak: Web Hususi
