1. Haberler
  2. Ekonomi
  3. Japon yeni 40 yılın dibinden ABD

Japon yeni 40 yılın dibinden ABD

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Japon yeninde son dönemde hızlanan kıymet kaybı ve buna karşı atılan siyaset adımları, dünyanın en büyük dördüncü ekonomisi Japonya’da para politikasının yönü ve döviz piyasalarındaki müdahale tartışmalarını tekrardan gündeme taşıdı.

ABD Gömü Bakanlığı ve New York Federal Biriki Bankasının, Japon yenindeki spekülatif kıymet kayıplarını ve piyasa oynaklığını engellemek amacıyla Japonya ile başlatmış olduğu ortak döviz alım operasyonu, küresel finans sisteminde dengeleri tekrardan şekillendiriyor.

Internasyonal basında yer edinen müdahale beklentilerinin peşinden ABD ve Japonya, 31 Temmuz’da döviz piyasasına direkt müdahale etti.

Dolar/yen paritesi, 29 Temmuz’da gün içinde 163,92 ile son yılların en yüksek seviyesini kontrol etmesinin peşinden 30 Temmuz’da 163,40 seviyesinden güne başlamıştı. Gün içinde en yüksek 163,75 seviyesini gören kur, ilk müdahale dalgasıyla 157,98’e kadar geriledi ve günü yüzde 2,36 kayıpla 159,54 seviyesinde tamamladı. Ortak müdahalenin resmiyet kazanılmış olduğu 31 Temmuz’da ise parite gün içinde en yüksek 160,89’u görmesine rağmen günü yüzde 1,23 düşüşle 157,58 seviyesinde kapattı.

Analist tahminlerine nazaran, Japon makamları perşembe günü tek başına ortalama 8,45 trilyon yen (ortalama 59 milyar dolar) harcadı, cuma günü ise ABD ile ortak koordineli hamle geldi.

30 YIL SONRA İLK

ABD ve Japonya’nın bu adımı, 2011 senesinde Japonya’da meydana gelen büyük depremin peşinden meydana gelen G7 koordineli müdahalesinden bu yana iki ülke içinde meydana getirilen ilk ortak döviz piyasası müdahalelerinden biri oldu.

Sadece operasyonun teknik niteliği bakımından geçmişe nazaran oldukça eleştiri bir fark bulunuyor. İki ülke, 2011’deki zamanı müdahalede aşırı değerlenen yeni baskılamak amacıyla piyasada koordineli şekilde “yen satışı” gerçekleştirmişti. ABD ve Japonya’nın Japon para birimine direkt destek vermek amacıyla “yen satın alma” (outright purchases) yöntemiyle güçlerini birleştirmesi ise son olarak ortalama 30 yıl ilkin, 1998 Asya Finans Krizi döneminde yaşanmıştı. Böylece bu son müdahale, Washington ve Tokyo’nun yene direkt alım yöntemiyle destek verdiği ortalama 30 yıl sonraki ilk ortak müdahale olarak kayıtlara geçti.

Bu ikili müdahale, Washington’ın Asya’daki en büyük müttefikine verdiği desteğin ötesinde anlamlar taşıyor. Analistler, operasyonun aslolan sebebinin, yendeki erimenin küresel tahvil piyasalarını sarsarak direkt ABD kamu borçlanma mekanizmasını koruma refleksi bulunduğunu vurguluyor.

40 YILIN EN DÜŞÜK SEVİYESİ VE PETROL ŞOKU BASKISI

Japon yeni, ABD ile olan yapısal faiz farkları ve Orta Doğu’da savaşın peşinden artan petrol fiyatlarının ham madde ithalatçısı Japon ekonomisine getirmiş olduğu yük sebebiyle son aylarda ağır bir baskı altında kalmıştı. Yaşanmış olan bu makroekonomik şokların etkisiyle yen, dolar karşısında son 40 senenin en düşük seviyesi olan 164 sınırına kadar geriledi.

Düşük para birimi Japonya’nın ihracatını kısa vadede ucuzlatıp desteklese de ham madde ithalat maliyetlerini sürdürülemez seviyelere çıkararak halkın satın alma enerjisini ciddi oranda düşürdü. Öte taraftan, Japonya Merkez Bankasının (BoJ) haziran ayında siyaset faizini yüzde 1 ile son 31 senenin en yüksek seviyesine çıkarma yönündeki şahin adımı da zor bir dönemden geçen para birimine kalıcı bir destek sağlamakta yetersiz kaldı.

Finansal istikrarın bozulması üstüne harekete geçen Japonya Maliye Bakanı Satsuki Katayama, aşırı oynaklık ve düzensiz hareketleri dizginlemek adına ABD ile koordineli olarak döviz piyasasına yen alımı yönünde müdahale ettiklerini deklare etti.

Katayama, söz mevzusu ortak adımın Eylül 2025’te piyasaya çıkan ABD-Japonya Maliye Bakanları Ortak Bildirisi uyarınca atıldığını ve son aylarda Japon yeninde görülen aşırı oynaklık ve düzensiz hareketlere karşı tedbir amaçlı bulunduğunu aktardı.

ABD TAHVİL PİYASASINDA “JAPONYA DAĞILIMI” ENDİŞESİ

Washington’ı milyarlarca dolarlık bu operasyona bizzat katılmaya zorlayan en büyük tehdit, küresel borçlanma maliyetlerinin merkez üssü olan ABD Gömü tahvili piyasasında yaşanabilecek ihtimaller içinde bir yapısal kırılmaydı. Japonya, 1,14 trilyon dolarlık portföy hacmiyle ABD kamu borcunun dünyadaki en büyük yabancı alıcısı ve alacaklısı konumunda bulunuyor.

Yen 164 sınırına dayandığı ve baskı altında kalmış olduğu dönemde, Japon yatırımcılar ve finans otoriteleri iç piyasadaki ani likidite ihtiyacını karşılamak ve yen cinsinden fonlama sağlamak için ellerindeki devasa miktardaki ABD Gömü tahvillerini açık piyasada satmak zorunda kalma riskiyle karşı karşıya kaldı.

Japonya’nın milyarlarca dolarlık Amerikan tahvilini aniden piyasaya sürmesi, halihazırda yükselişte olan ABD Gömü tahvili faizlerinin kontrolsüz şekilde yükselmesine niçin olabilecekti. Borç senedi faizlerindeki yükseliş ise ABD’de konut kredisi faizlerinin ve kurumsal borçlanma maliyetlerinin artmasına, Amerikan ekonomisinin yeni bir resesyona sürüklenmesine yol açabilecekti.

AKILLI LİKİDİTE YÖNETİMİ

Müdahalenin Amerikan tahvil piyasasında faiz artışına yol açmaması için arka planda gelişmiş bir finansal mekanizma devreye sokuldu. ABD Gömü Bakanı Scott Bessent, Japonya’nın cuma günkü müdahaleleri finanse etmek için Fed bünyesindeki Yabancı ve Internasyonal Para Otoriteleri (FIMA) Repo İmkanı’na başvurduğunu deklare etti.

İlk kez 2020 senesinde uygulamaya konulmuş olan bu sistem, yabancı merkez bankalarının ellerindeki ABD Gömü tahvillerini direkt piyasada satmak yerine Fed’e güvence göstererek 60 milyar dolara kadar kısa vadeli dolar kredisi almalarına olanak tanıyor.

Bu sayede Tokyo yönetimi, Amerikan tahvillerini piyasaya sürmeden gerekseme duyduğu dolar likiditesini elde etti ve ABD tahvil faizlerindeki ihtimaller içinde bir şokun önüne geçildi.

Bessent, gelecek aylarda FIMA’nın kapasitesinin artırılmasını önereceğini belirtti. Sadece bu genişleme, Fed’in yeni Başkanı Kevin Warsh yönetimindeki Federal Açık Piyasa Komitesinin (FOMC) resmi onayına doğal olarak olacak.

TRUMP’IN GÜMRÜK TARİFELERİNİ KORUMA STRATEJİSİ

Söz mevzusu müdahalenin bir öteki stratejik öne sürülen nedeni, direkt ABD’nin dış tecim dengesi ve yerli endüstri politikalarıyla paralellik gösteriyor.

ABD Başkanı Donald Trump’ın Amerikan üreticisini koruyacağını savunduğu gümrük tarifeleri, yenin dolar karşısında aşırı değersiz kalması durumunda matematiksel olarak işlevini yitiriyordu.

Yen aşırı değersiz olduğunda Japon menşeli ürünler ABD pazarı için oldukça ucuz hale geliyor ve Trump’ın gümrük tarifelerinin koruma kalkanı mühim seviyede zayıflıyordu.

Trump’ın müdahaleyi “bir dostluk göstergesi ve küresel ekonomiye destek” olarak nitelendirmesinin arkasında, ABD’nin dış tecim açığının kronikleşmesini önleme ve kur bazlı haksız rekabeti engelleme stratejisinin yatmış olduğu belirtiliyor.

Trump, başkanlık uçağında yapmış olduğu açıklamada, “Zayıflayan bir yenleri vardı ve destek istediler. Japonya’ya yardım etmek için devamlı oradayız” diyerek Washington’ın duruma müdahil olma nedenini özetledi.

SİSTEMİK RİSK ÖNLEMİ

Finansal piyasaların birbirine göbekten bağlı yapısı, yendeki bir likidite krizinin sınırları aşarak Wall Street başta olmak suretiyle ABD finans merkezlerini krize sürükleme riski barındırıyordu.

Senelerdir düşük faizli yen cinsinden borçlanıp yüksek getirili ABD varlıklarına yatırım meydana getiren küresel fonlar, yendeki kontrolsüz hareketlerle ani bir güvence tamamlama ve pozisyon kapatma kriziyle karşı karşıya kalabilirdi.

Küresel bir likidite sıkışmasını engellemek adına New York Fed’in, avro satışı üstünden yen alarak spekülatörlere karşı net bir baraj kurduğu da belirtiliyor.

“MÜDAHALE BİR SINIRLANDIRMA EGZERSİZİ”

Internasyonal finans kuruluşu ING’nin Küresel Piyasalar Araştırma Başkanı Chris Turner, mevzuya ilişkin analizinde, ABD ve Japonya’nın 70-80 milyar dolarlık devasa döviz satışına ve düşen petrol fiyatlarına karşın doların küresel çapta kuvvetli kalmaya devam ettiğini altını çizdi.

Fed’in eylül ayındaki ihtimaller içinde faiz artırımına yönelik belirsizliklerin doları desteklediğini belirten Turner, şunları kaydetti:

“Teoride, ortak döviz müdahalesinin ve Japonya’nın son üç günde yapmış olduğu tahmin edilen 70-80 milyar dolarlık dolar satışının peşinden bugün doların genel olarak zayıflaması gerekirdi. Sadece doların küresel piyasalarda kıymet kaybetmemesi, Fed’in eylül ayında faiz artırıp artırmayacağına ilişkin belirsizlikten kaynaklanıyor. Fed Başkanı Kevin Warsh’un basın toplantısının peşinden sıkılaşma fiyatlaması tekrardan 16-17 baz puana terfi etti.

Şundan dolayı bir faiz artırımının yapılmaması, uzun vadeli tahvillerde daha büyük bir satış dalgasına yol açacaktır. Mevcut durumda ABD 30 senelik tahvil faizleri yüzde 5,20’nin, mortgage oranları ise yüzde 6,75’in üstünde kalmaya devam ediyor. Bu hafta açıklanacak JOLTS açık iş sayısı ve ziraat dışı istihdam ile işsizlik oranında oldukça ciddi bir zayıflama görülmedikçe, dolarda kalıcı bir düşüş trendinin başlayacağını söylemek zor.”

Chris Turner, meydana gelen ikili müdahalenin Fed’in faiz artışının yakın olduğu ve Tokyo’nun uyguladığı gevşek para ve maliye politikalarının dayandığı makroekonomik temelleri değiştiremeyeceğinin altını çizdi.

İki ülkenin ortak adımını “sınırlandırma egzersizi” olarak tanımlayan Turner, “Bu ikili müdahalenin dolar/yen paritesini 155 seviyesinin altına kalıcı ve sürdürülebilir bir halde düşürmesini beklemiyoruz. Sadece bu operasyon, yatırımcıların pariteyi panikle 160 seviyesinin üstüne taşımasını engellemiş olan başarı göstermiş bir ‘sınırlandırma egzersizi’ görevi üstlenmektedir. Washington ve Tokyo, bu adımla yen üstündeki spekülatif baskıyı sınırlandırmış ve Tokyo yönetimine mahalli varlıklara yatırımı teşvik edecek yen pozitif politikalar sunabilmesi için oldukça kıymetli bir süre kazandırmıştır.” değerlendirmesinde bulunmuş oldu.

Japon yeni 40 yılın dibinden ABD
0

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

KAI ile Sohbet Et

KAI ile Haber Hakkında Sohbet

Yapay zeka asistanı
Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.
WP Twitter Auto Publish Powered By : XYZScripts.com