İsrail, Gazze’den sonrasında bu kez Lübnan’ı hedef tahtasına oturttu. İsrail yönetiminin, son dönemde Lübnan’a yönelik sert söylemleri artarken, Hizbullah üstünden yürütülen jeopolitik stratejinin arka planında ise Doğu Akdeniz’deki enerji kaynakları ve tecim güzergahı olduğu belirtiliyor. Beyrut yönetimine devamlı olarak, “Hizbullah’ın silahsızlandırılması” üstünden tehdit mesajları veren İsrail’in, oldukca kapsamlı bir stratejik planlama içinde olduğu belirtiliyor. Analistlerin “4 hedefli strateji” adını verdikleri plan kapsamında; Lübnan kıyıları, yer altı kaynakları, deniz yetki alanları ve su damarlarının ele geçirilmesinin amaçlandığı vurgulanıyor. Gazze’den, Beyrut’a uzanan “kıyı hegemonya” planı, bununla birlikte Doğu Akdeniz’deki enerji ve su güvenliği ekseninde yeni bir jeopolitik alan açma çabası olarak değerlendiriliyor. İran’a yakın açık kaynaklardan yansıyan bilgilerde ise Lübnan’ın denklemde yalnızca bir cephe değil; Doğu Akdeniz’in kapısı, Litani Nehri’nin kilidi ve deniz yetki alanlarını sınırlayacak yeni bir hat olarak görüldüğü vurgulanıyor.
İsrail, Lübnan’daki Hizbullah’ın silahsızlandırılmasını talep ediyor.
LİTANİ NEHRİ’NİN ÖNEMİ
İsrail’in Golan Tepelerinden sonrasında en stratejik alan olarak görmüş olduğu Litani Nehri ise Lübnan topraklarının kalbinden geçerek güneyde Akdeniz’e ulaşıyor. Anaslitler, Ürdün Nehri’nin giderek tükendiğini, Golan Tepeleri’nin askeri nedenlerle olmasıyla birlikte hidro-stratejik nedenlerle de işgal edildiğine değinirken; Litani Nehri’nin zincirin son halkası bulunduğunu vurguluyorlar. Su Politikaları Uzmanı Dursun Yıldız, “Litani Havzası, hem su hem tarımsal üretim açısından İsrail için paha biçilmez” ifadesini kullanırken, “Cenup Lübnan’ın su kaynakları ve ziraat alanları, İsrail’in şimal bölgesinde yaşanmış olan kuraklık baskısını hafifletebilir. Litani suyu, deniz yetki alanları ve enerji koridorlarıyla beraber yeni bir stratejik paket” yorumunda bulunuyor.
HEDEF ENERJİ KORİDORLARI
Güvenlik ve Strateji Uzmanı Ünal Atabay ise İsrail’in, Doğu Akdeniz’deki enerji potansiyelini tekeline almak için bölge ülkelerini baskıladığını ifade ederken, “Tel Aviv yönetimi, Kıbrıs üstünden ‘Deniz Yetki Alanı’ tanımlamaları yapmış olup, Rum Yönetimi ile uyumlu hatlar oluşturarak, Türkiye’yi sıkıştırmaya çalışıyor. Amaç, Türkiye-Mısır anlaşmasını baltalamak ve bölgedeki enerji koridorlarını İsrail merkezli bir yapıya dönüştürmek. Sonuçta İsrail, dış ilişkiler ve baskıyla Doğu Akdeniz’de jeo-ekonomik hegemonya kurmaya çalışıyor” diye konuştu.
MAVİ VATAN’A BASKI
Lübnan kıyılarının, Doğu Akdeniz’deki en tartışmalı deniz alanlarından biri bulunduğunu da sözlerine ekleyen Atabay, “Varlıklı hidrokarbon rezervleri İsrail, ABD, İngiltere bloğunun radarında. İsrail, bu alanlarda dolaylı egemenlik oluşturmayı hedefliyor. Lübnan kıyılarının güneyinden başlamış olan bir İsrail nüfuzu hattı, Suriye açıkları üstünden kuzeye uzanarak Türkiye’nin Mavi Vatan konseptinin doğu sınırlarını baskı altına alabilir. Bu hat, bununla birlikte Yunanistan-Kıbrıs-İsrail enerji üçgenine yeni bir stratejik derinlik kazandırır. Kısacası, Lübnan kıyılarının İsrail denetimine geçmesi, Doğu Akdeniz’in deniz yetki alanlarını tekrardan tanımlamak anlamına gelir” dedi.
Litani Nehri, ortalama 920 milyon metreküplük senelik su hacmiyle ülkenin ziraat, enerji ve içme suyu ihtiyacının can damarı olarak kabul ediliyor.
TÜRKİYE İÇİN KRİTİK
Coşkun Başbuğ (Stratejist-Emekli İstihbarat Albay)
“Lübnan kıyılarının kontrolünün değişmesi, Doğu Akdeniz’deki deniz yetki alanlarının tekrardan çizilmesine yol açabilir. Bu durum, Türkiye’nin Mavi Vatan konseptinin cenup sınırını daraltır ve Türkiye’nin enerji arama faaliyetlerini sınırlar. Bu tablo, yalnız Doğu Akdeniz değil, su güvenliği ve enerji koridorları bağlamında da bir kuşatma hattının oluşması anlamına gelir.”
BÖLGESEL SAVAŞ RİSKİ
“Lübnan’ın güneyinin işgale uğraması, enerji kaynaklarının dış güçlerin kontrolüne geçeceği bir süreci de başlatır. Sadece Siyonist hamle, bölgesel bir yangını da tetikleyebilir. Bu sebeple Lübnan’ın kaybı, Doğu Akdeniz’in dengelerinin kaybı anlamına gelir. Türkiye, Suriye, Mısır ve hatta Avrupa enerji piyasaları bu domino etkisinden direkt etkilenir.”
[email protected]
Kaynak: Web Hususi
