Ege ve Doğu Akdeniz’de, gerilimi tırmandıran Yunanistan, şimdi hava müdafa şemsiyesini de baştan aşağı yenilemeye hazırlanıyor. Atina yönetimi; “Aşil Kalkanı” adı altında yürüttüğü plan kapsamında mevcut radar, roket ve erken suç duyurusu sistemlerinin tek bir ağda birleştirmeyi hedefliyor. ORSAM’ın yeni raporu ise Yunanistan’ın elindeki kapasiteyi ve kurulmak istenen yeni yapıyı rakamlarla ortaya koyuyor. Mevcut tabloda ülke genelinde 11 erken suç duyurusu radarı, 6 Patriot bataryası ve 4 havadan erken suç duyurusu uçağı bulunurken; yeni sistemlerin devreye girmesiyle radar tespit menzilinin 470 kilometreye, bazı önleme füzelerinin angajman mesafesinin ise 300 kilometreye kadar çıkarılması planlanıyor. Türkiye açısından dikkat çeken başlık ise Yunanistan’ın yalnızca yeni roket bataryaları edinmesi değil, mevcut hava müdafa unsurlarını birbirine bağlı bütünleşik bir yapıya dönüştürmeye hazırlanması.
İsrail yapımı yeni sistemlerle radar, sensör ve hava müdafa unsurlarının tek merkezden yönetilmesi hedefleniyor. Böylece Ege’den Doğu Akdeniz’e uzanan hava sahasının daha uzak mesafeden izlenmesi planlanıyor. Fotoğraf: AA
PATRİOT SİSTEMLERİ VAR
Güvenlik Analisti Arda Mevlütoğlu tarafınca hazırlanan rapora bakılırsa Yunanistan’ın ülke geneline yayılmış 11 tane erken suç duyurusu radarı bulunuyor. Buna Yunan Hava Kuvvetleri envanterindeki Saab ERIEYE radarına haiz 4 tane Embraer EMB-145H havadan erken suç duyurusu ve denetim uçağı ekleniyor. Bu sensörlerden alınan bilgiler Larissa’daki ulusal hava harekAt merkezine aktarılıyor. Böylece Yunanistan yalnızca karadaki radarlarla değil, havadaki platformlarla da Ege ve çevresindeki hava resmini takip edebiliyor. Uzun menzilli savunmanın omurgasını ise Patriotlar oluşturuyor. Yunanistan, 1999-2000 döneminde 6 batarya Patriot tedarik etti. Sistemlerin PAC-2 konfigürasyonundan PAC-3 seviyesine doğru modernize edilmiş olduğu, PAC-3 MSE önleyicilerinin de yapıya eklenmesinin hedeflendiği belirtiliyor.
300 MİLYON DOLARLIK PAKET
Raporda Patriot radarının aynı anda 100’den fazla hedefi takip ve angaje edebildiği bilgisine de yer veriliyor. Bu sistemlerin modernizasyonu için gündemdeki sayı da dikkat çekici. Yunanistan ile Suudi Arabistan’ın Patriotların PAC-3 MSE standardına yükseltilmesi ve radar-atış denetim birimlerinin yenilenmesi için ortalama 300 milyon dolarlık bir paket üstünde çalmış olduğu aktarılıyor.
S-300 YERİNE BARAK MX
Yunanistan’ın ikinci uzun menzilli unsuru ise Girit’teki Rus yapımı S-300PMU1’ler. Rapora bakılırsa sistem 4 bataryalık bir tabur yapısından oluşuyor. S-300’lerin 48N6E füzeleriyle hava hedeflerine karşı 150-200 kilometre menzil, ortalama 27 kilometre irtifa kapasitesine haiz olduğu belirtiliyor. Sadece Rusya-Ukrayna Savaşı sonrasında parça ve teknik destek akışının kesilmesi sebebiyle bu sistemlerin operasyonel geleceği belirsiz. Raporda S-300’lerin yerini İsrail yapımı Barak MX’in almasının beklendiği kaydediliyor. Rapordaki envanter dökümüne bakılırsa Yunanistan’da 7 I-HAWK bataryası bulunuyor ve her bataryada 6 fırlatıcı yer ediniyor. Buna geçmiş yıllarda teslim edilen 25 Tor-M1, 39 Osa-AK/AKM, 9 Crotale NG/GR sistemi, 5 Skyguard/Velos bataryası ve 54 ASRAD-Hellas ekleniyor.
SİSTEMLER ENTEGRE DEĞİL
Sadece raporda dikkat çekilen başlıklardan biri, Yunanistan’ın geniş hava müdafa envanterinin bununla birlikte ciddi bir uyum problemi yaratması. Amerikan, Fransız, Alman ve Rus menşeli sistemlerin aynı yapı içinde bulunması; cephane, yedek parça, yazılım ve komuta-kontrol alanlarında entegrasyonu zorlaştırıyor. Bilhassa Rus yapımı S-300 ve Tor-M1 sistemlerinde yaşanmış olan teknik destek sıkıntısı, mevcut yapının sürdürülebilirliğini daha da güçleştiriyor. Raporda bu yüzden 2027’ye kadar tamamlanması öngörülen Aşil Kalkanı projesine ayrı bir yer ayrılıyor. Atina’nın hedefi, onlarca yılda değişik ülkelerden alınan parçalı hava müdafa unsurlarını tek bir dijital ağ altında toplamak. Yeni yapının omurgasında ise üç İsrail yapımı sistem öne çıkıyor: David’s Sling, Barak MX ve SPYDER-MR/LR. Bu sistemlerin değişik irtifa ve menzillerde vazife yaparak radar, sensör ve komuta-kontrol ağıyla beraber emek vermesi planlanıyor.
FÜZEDEN ÇOK “GÖREN AĞ”
Raporun Türkiye açısından en dikkat çekici kısmı ise son sayfalarda yer ediniyor. Buradaki değerlendirmelerde Aşil Kalkanı’nın yalnızca Yunanistan’ın hava müdafa kapasitesini artıran teknik bir proje olmadığı; İsrail-Yunanistan-GKRY arasındaki askerİ ve teknolojik entegrasyonun mühim parçalarından biri haline geldiği savunuluyor. Meydana getirilen analizde, bilhassa ELM-2084 radarları ile genişletilecek sensör ağını tehlikeli sonuç görüyor. Yunanistan ve GKRY’deki radar sistemlerinin NATO sensörleri, Avrupa radarları ve İsrail altyapısıyla beraber emek vermesi halinde Ege ve Doğu Akdeniz üstünde daha yoğun bir hava gözetleme ağı ortaya çıkabileceği değerlendiriliyor. Raporda İsrail’in son çatışmalarda hava ve roket savunmasında edinmiş olduğu operasyonel tecrübelerin Yunanistan’a aktarılmasının, sistem satışının ötesinde bir “CONOPS”, kısaca harekat konsepti transferi anlamına geleceği değerlendirmesi de yapılıyor.
