İsrail’in Lübnan’ın güneyinde başlatmış olduğu askeri harekat yeni bir aşamaya geçerken, ateşkes ve kademeli çekilme planına karşın İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, ordunun denetim etmiş olduğu “Sarı Hat”tan geri çekilmeyeceğini deklare etti. Zamir, hattın “tam denetim altında ve değişmeden” kalacağını belirtirken, Lübnan ordusunun sahada yeterince etkili olmaması durumunda anlaşmanın ilerlemeyeceğini söylemiş oldu. Bu izahat, İsrail’in Lübnan’ın güneyindeki varlığını geçici bir askeri operasyon değil, uzun vadeli güvenlik kuşağı şeklinde kurguladığı yönündeki değerlendirmeleri de güçlendirdi. Stratejistlere nazaran Siyonist rejimin hamleleri yalnızca Lübnan-Suriye hattını değil, Doğu Akdeniz’deki güç dengelerini de etkileyecek riskler taşıyor.
DAĞIN ALTINI PATLATTILAR
Son gerilimin merkezinde ise stratejik Ali et-Tahir Tepesi bulunuyor. İsrail ordusu, Hizbullah tarafınca kullanıldığını öne sürdüğü ortalama 2 kilometrelik yer altı kompleksini patlayıcılarla imha etti. Patlamaların ABD Jeolojik Araştırmalar Kurumu tarafınca 4,1 büyüklüğündeki sarsıntı olarak kaydedildiği bildirildi. İsrail yönetimi operasyonun arkasından bölgede hem yer altında hem yer üstünde “operasyonel denetim” sağlandığını deklare etti. Zamir ise bunun son operasyon olmayacağı mesajını verdi. Hizbullah’ın tekrardan yapılanmasına izin vermeyeceklerini belirten İsrail yönetimi, örgüte ilişkin altyapı bulunduğunu öne sürdüğü başka bölgeleri de vurabileceğini deklare etti.
ATEŞKES VAR, ÇEKİLME YOK
Haziran ayında oluşturulan çerçeve, Hizbullah’ın silahlı altyapısının tasfiyesiyle beraber Lübnan ordusunun güneyde denetimi devralmasını ve İsrail güçlerinin kademeli halde çekilmesini öngörüyordu. Sadece sahadaki gelişmeler bunun tersine işliyor. İsrail hava saldırılarını sürdürürken, ele geçirdiği stratejik bölgelerde ise kontrolünü tahkim ediyor.
SURİYE SENARYOSU GÜÇLENİYOR
STRASAM Direktörü Emekli Hava Tuğgeneral Hüseyin Fazla ise İsrail’in Lübnan’da kalıcılaşırken Suriye’de hava saldırıları, haber alma operasyonları ve sınırı olan askeri baskıyla ilerlediğini belirtiyor. Fazla şu uyarıda da bulunuyor: “Daha sert bir senaryoda Dera-Kuneytra-Süveyda hattında yaşanabilecek yeni bir kırılma, İsrail tarafınca ‘güvenlik’ ya da ‘demilitarizasyon’ nedeni öne sürülerek direkt kara baskısına dönüştürülebilir. Bu şekilde bir gelişme, Suriye’nin güneyinde fiili denetim alanlarının genişletilmesi ve yeni bir askeri oldu-bittinin önünün açılması anlamına gelebilir.”
GÜVENLİK KUŞAĞI ENDİŞESİ
Internasyonal İlişkiler Uzmanı Prof. Dr. Hasan Köni de İsrail’in Lübnan’ın güneyinden Golan çevresine ve Suriye’nin güneyine uzanan kesintisiz bir baskı hattı oluşturmayı hedeflediğini belirterek, bunun Doğu Akdeniz’den Şam’ın güneyine kadar uzanan yeni bir güvenlik mimarisi anlamına gelebileceğini ifade ediyor. Köni, “Bu şekilde bir genişleme Türkiye açısından da direkt sonuçlar doğurabilir. Suriye’nin güneyinde yeni bir askeri kuşağın oluşması; Şam yönetiminin hareket alanını daraltırken ülkenin toprak bütünlüğü, yeni göç dalgaları, sınır güvenliği ve bölgesel güç dengeleri açısından yeni riskler yaratabilir” diyor.
