1. Haberler
  2. Adana
  3. İSRAF İNSAF İNFAK

İSRAF İNSAF İNFAK

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Alemlerin yegane Rabbi olan yüce Tanrı, ibadetlerimizi katında makbul ve kabul eylesin.

İsrafın insaf ehli Müslümanlardan uzak olduğu ve olacağı kuşkusuzdur. İsraf Müslümanlara ilişkin bir özellik de asla değildir. İnfak ise İslam olduğu iddiasındaki Müslümanların ortak özelliğidir.  İnfak özetlemek gerekirse, “Tanrı’ın hoşnutluğunu elde etme amacıyla kişinin kendi servetinden harcama yapması, muhtaçlara aynî ve nakdî yardımda bulunması”  İnfak , Allahın halifelerinin de (yönetici) eğer olmazsa olmaz bir özeliği olarak övüldüğü Kuran ayetiyle sabittir.

Hz. İmam Ali (A.S)’ın oruç açmaya kısa sürede kapısını çalan gereksinim sahiplerine yiyeceklerini vermesi ve ailecek oruçlarını bir tek su ile açmasına dair bakara suresi 177. ayet tüm Müslümanların bilmiş olduğu bir ölçüdür. “ Yüzlerinizi doğuya ve batıya çevirmeniz erdemlilik değildir. Aslolan erdemli şahıs Tanrı’a, âhiret gününe, meleklere, kitaba ve peygamberlere inanç eden; sevilmiş olduğu maldan yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışlara, yardım isteyenlere ve özgürlüğünü yitirmiş olanlara harcayan; namazı kılıp zekâtı verendir. Böyleleri antak kalma yaptıklarında sözlerini tutarlar; darlıkta, hastalıkta ve cenk zamanında sabrederler. İşte doğru olanlar bunlardır ve işte takvâ sahipleri bunlardır.” Tanrı Peygamber efendimizin ve temiz ehli beytinin yolundan giden kullar olarak can verenlerden etsin.

Ölüm her bir insan için mutlak bir gerçek olarak önümüzde ve adeta aldığımız her nefesle ölüme koşmaktayız. Iyi mi ki her insan kendi yaşamını kendi seçimlerini yapmak ve yaşamakta tek başına karar verir, son nefesinden sonrasında kendi hesabını da kendisi verir. Tanrı hesabını kolay verenlerden olmayı nasip etsin. Asla kimse bir başkasının günahını vebalini de yüklenmez ( teferruata girmeyeyim).  Bir kulun infak etmemesinin de bir başka kulun israf etmesinin de vebali cürmü işleyeni bağlar.

Dünya hayatında insanoğlu içinde birbirini etkileyen aslolan sorun hak meselesidir. Zira Yaratıcı her yarattığı insanı canlıyı rızkı ile beraber yaratır. Öncelikli olarak insanoğlu arasındaki hak Tanrı tarafınca yarattığı her kuluna verdiği rızk mevzusu üzerinedir. Dünya rızkı; beslenme, barınma temelinde olmakla beraber değişen ve gelişen dünya yaşamı çerçevesinde dönemin şartlarına gore ortaya çıkan tüm nimetleri kapsar. Bu günün dünyasında, gezi, sıhhat, yazışma, eğitim hatta güvenlik hukuk da dahası vergi de, seçme özgürlü seçilme özgürlüğü de insanoğlu için hak olarak kabul edilir.

Tüm bu haklar karşılıklı olarak her bir insanoğlunun herhangi bir insana gore eşitliğini sağlamakta her insan için temel hak ve görevdir. Mesela hepimiz vergi vermelidir istisnasız ve oran durağan(durgun) olmakla birlikte servetine gore bir tek miktar değişim gösterir ve bunu takip öğrenim tutum ve denetim de her bir kişinin hakkıdır. İnsanın kendi hakkına haiz çıkmasının önüne koyulan her bir engel ise zulümdür. Zulmü meydana getiren kadar hakkına haiz çıkmayan da kendi nefsine zalimlik etmiş olur. Hukuk dairesi içinde hakkını aramak her gerçek sahibinin üstüne düşen bir görevdir.

Birazcık daha spesifik bir örnek vermek gerekirse, bireysel olarak birinin yapmış olduğu israfın hesabını da bir başkası üstlenmez. İsrafı meydana getiren bir başkasının hakkı olanı hakkı israf ediyorsa gerçek sahibinin bu durumda gene hakkını araması kişisel bir görevdir. Normal olarak tüm bu yüzeysel ifadeler genel geçer bilgiler. Aslolan mühim olan insanoğlunun hak arama görevini yerine getirmekten uzaklaşması ve bu uzaklaşmanın sebepleri.

Şöyleki ki, hakkaniyet devletin dinidir ve adil olarak hukuk bina olur, karşılıklı eşit hak ortaya çıkmıyorsa orda hakkaniyet yoktur algısı insanı hak aramaktan uzaklaştırır. Buna bir de hakkaniyet arama sürecinin maddi karşılığının her insan için ulaşılamaz hale gelmesi de hak aramanın önünde bir engel olabilir. Normal olarak benim aslolan bahsetme istediğim sosyolojik tarafı.

İnsanlar çalışıp, emek harcayıp döktükleri alın terinden vergilerini öder ve bu vergileri tutum edicilerinden biri istakoz sofrasının faturasındaki alın terini görmezden gelmiş olarak sofrada emeği olanlara karşı bir üstünlük tavrı ortaya koyarsa…

Avakadosuz sofraya oturamayanların çilesini, zeytin ekmekle doymaya çalışanlara atfederse…

Çocuğunu beslediğini sanarak en ucuz süt olarak “Sıfır yağlı süt” arayana tüketim kölesi…

Yağmurda, soğukta, ayazda tarlasını ekmeye çalışanın oldukça kazanılmış olduğu imalarına muhatap olması…

İnsanların sıhhat neferlerinin, oldukça kazanıyorlar diye fişlenmesi…

Emeklerinin iyi mi nerde ne kadar tutum edildiğinin emekçilere izahtan uzak olunması…

benzer biçimde yaşamın olağan akışına ters hal hareket ve sözler hak sahiplerinin gerçek sahibi olmadığı izlenimine kapılmasına sebep olabileceği gözden kaçırılmamalı.

Hakkı hak bilip hakka doğal olan, batılı batıl bilip batıldan yüz çeviren Müslümanların yaşamış olduğu toplumlarda olmayacak olan bu tip süreçler almış olduğu nefesin iklim değişikliği sebebi olanların hali olduğu ise araştırma sonuçlarıyla aydınlanabilir.

  

İSRAF İNSAF İNFAK
0

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

KAI ile Sohbet Et

KAI ile Haber Hakkında Sohbet

Yapay zeka asistanı
Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.
WP Twitter Auto Publish Powered By : XYZScripts.com