İsrail’in büyük bir yıkım ve soykırım yaratan Gazze işgali yalnızca askeri ve diplomatik bir kriz değil, hem de Batı’nın etik meşruiyetinin sorgulandığı büyük bir düşünsel kırılma başlığına da dönüştü. Bilhassa ABD ve Avrupa’nın İsrail’e verdiği askeri ve diplomatik destek sonrası Batı medyasındaki çifte standart suçlamaları büyürken, “liberal insan hakları” söylemi de yoğun eleştiri altında kaldı. New Left Review’da piyasaya çıkan “Gaza as World Event” başlıklı analizde felsefeci Nancy Fraser, Gazze’nin artık yalnızca bölgesel bir çatışma değil, “küresel düzenin etik meşruiyetini sorguya çeken tarihsel bir dünya vakası” haline geldiğini savundu. Internasyonal tanınırlığı olan fazlaca sayıda düşünür çeşitli gösterim organlarında şimdi bu vurgunun altını çiziyorlar.
Önde gelen eleştirel düşünürlere nazaran Gazze’de yaşanmış olan soykırım, “küresel düzenin etik meşruiyetini sorguya çeken tarihsel bir dünya vakası” durumunda. (Reuters)
YAPAY DÜNYA DÜZENİ ALGISI
London Review of Books’ta piyasaya çıkan yazılarında düşünür Judith Butler, Gazze’deki Filistinli insanların hayatlarının Batı medyasında dizgesel şekilde değersizleştirildiğini savundu. Butler bilhassa “kimin yaşamı yas tutulmaya kıymet görülüyor?” sorusunu öne çıkarmakta. Project Syndicate’te piyasaya çıkan analizlerinde meşhur eleştirel düşünür Slavoj Zizek ise Gazze savaşını, “küresel dünya düzeni isminde olan suni seviye algısındaki kırılma noktalarından biri” olarak değerlendirdi. Zizek’e nazaran Gazze, Batı’nın insan hakları, demokrasi ve evrensellik söyleminin sınandığı küresel bir kriz alanı haline geldi. Sadece Zizek’in ifadeleri de peşinden sert eleştirileri getirdi. Zizek’e yönelik olarak düşünürün İsrail mevzusunda halen “liberal merkezci” çizgide kaldığını korumak için çaba sarfeden fazlaca sayıda protesto yazısı yayımlandı.
FANON VE MBEMBE MERKEZDE
Meşhur felsefeci Etienne Balibar, e-flux platformunda piyasaya çıkan yazısında, Batı’nın evrensellik iddiasının Gazze’de çöktüğünü savundu. Balibar’a nazaran çağdaş evrensellik düşüncesi, eşitlik iddiası taşısa da tarih süresince sömürgecilik ve dışlama mekanizmalarıyla beraber işledi. Gazze soykırımı sonrası tartışmaların merkezinde ise tekrardan çağdaş eleştirel düşüncenin Afrika’daki zirve isimlerinden Frantz Fanon yerleşmiş durumda. Fanon’un “Yeryüzünün Lanetlileri” kitabında sömürge sertliğini çözümleme etmiş olduğu bölümler, Gazze hakkında piyasaya çıkan bir çok internasyonal emek harcama ve kitapta merkez haline gelmiş durumda. Cambridge University Press’te piyasaya çıkan güncel analizlerde ise Achille Mbembe’nin “Necropolitics” terimi öne çıktı. Mbembe’nin teorisine nazaran çağdaş iktidar yalnızca yaşamı yönetmiyor; hem de hangi toplumların “ölüme terk edileceğine” de karar veriyor. Gazze üstüne piyasaya çıkan fazlaca sayıda analizde kuşatma, kuşatım, hava saldırıları ve insansız harp teknolojileri İsrail’in “nekropolitik yönetim modeli” çerçevesinde ele alınıyor
Meşhur eleştirel düşünür Slavoj Zizek, Gazze savaşını, “küresel dünya düzeni isminde olan suni seviye algısındaki kırılma noktalarından biri” olarak tanımlıyor. (Shutterstock)
İNSAN HAKLARI JEOPOLİTİK ARAÇ MI?
Düşünür Emmanuel Levinas’ın “ötekinin yüzü” etiği de Gazze tartışmalarında sıkça referans verilen başlıklardan biri durumunda. Frankfurt Okulu düşünürü Theodor Adorno’nun “Auschwitz’den sonrasında düşünmek” çerçevesi de Avrupa’nın Holokost sonrası etik mirasının Gazze’de iyi mi sınandığı sorusuyla tekrardan kritik edilmeye başlanmış durumda. Analizlerdeki ortak kanı ise Batı’nın etik üstünlük iddiasının ciddi şekilde aşındığı yönünde. Bilhassa ABD’nin İsrail’e sağlamış olduğu askeri destek, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ndeki veto politikaları ve Avrupa devletlerinin sessizliği sonrası “evrensel insan hakları” söyleminin jeopolitik vasıta haline geldiği mevzusunda düşünürler aynı fikir.
[email protected]
Kaynak: Web Hususi
