Vaka, 11 Eylül 2025’te saat 01.00 sıralarında Muratpaşa ilçesi Güzeloba Mahallesi Örnekköy Caddesi’ndeki 3 kattan oluşan apartmanın giriş katında meydana geldi. Vakadan 1 hafta ilkin yeni evine taşınan iki çocuk anası Hanım Biçer, eski eşi Hızır Çelik ile eve geldi. İkili içinde çıkan münakaşa kavgaya dönüştü. Çelik, eski eşi Biçer’i eşarpla boğup arkasından yastıkla yüzünü kapattı. Evden 3 saat sonrasında çıkan Hızır Çelik, ortalama 16 saat sonrasında Biçer’in kardeşini arayarak, “Eşimi öldürdüm, gidip teslim olacağım” diyerek telefonu kapattı. Biçer’in yakınları, durumu 112 Acil Davet Merkezi’ne bildirdi.
TESLİM OLUP, TUTUKLANDI
Eve giren Katliam Yazıhane Amirliği ekipleri, Hanım Biçer’in yaşamını kaybettiğini belirledi. Biçer’in cansız bedeni, otopsi için Antalya Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı. Hızır Çelik de Döşemealtı Polis Merkezi Amirliği’ne gidip teslim oldu. Çelik’in ilk ifadesinde; eşinin kendisine, “Yine görüştüğümüzü ailene söylerim” diye tehdit ederek para istediğini, bu yüzden münakaşa çıktığını ve boğarak öldürdüğünü söylediği açıklandı. Hızır Çelik işlemleri sonrası tutuklandı.
EVE GİRİŞLERİ GÜVENLİK KAMERASINDA
Öteki taraftan Hanım Biçer’in son anları, güvenlik kamerasına yansıdı. Görüntülerde; Biçer ile Çelik’in siteye girdikleri, Biçer’in kapıyı açmış olduğu ve ikilinin eve girmiş olduğu, bir süre sonrasında Çelik’in evden tek başına çıkmış olduğu görüldü. Evden elinde poşetle çıkan Çelik’in merdivenden indikten sonrasında bir süre eve bakmış olduğu, sonrasında siteden çıkıp uzaklaştığı anlamış olur kameraya yansıdı. Hızır Çelik hakkında ‘Hanıma ve boşandığı eşe karşı kasten öldürme’, ‘Kişinin ölmesinden yararlanarak hırsızlık’ suçlarından hazırlanan iddianame, 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi tarafınca kabul edildi. Tutuklu sanık Hızır Çelik, ilk kez hakim karşısına çıktı.
‘GÖZÜM KARARDI’
Hızır Çelik savunmasında, “Vaka günü beni gündüz çağırdı. Evde akrep bulunduğunu söylemiş oldu, fotoğraf attı. Ben işim bulunduğunu söyleyerek gitmedim. Akşamsa kendini öldüreceğini söyleyerek bana bildiri attı. Saat ilerlemişti, ortalama 22.00 civarıydı. Ertesi gün abisini arayacağımı, ailelerle konuşacağımı, çocuklar meselesini çözeceğimi söyledim. Bunun üstüne beni eve çağrı etti, beraber eve gittik. Benim evimdeki kız dostum da fotoğraf attı. Buradan münakaşa çıkardı. ‘Çocuklarımı niye onun yanında bıraktın?’ diyerek tartışmayı büyüttü. Ben evlatların uyku zamanı bulunduğunu, onları eve bırakmam icap ettiğini söyledim. Bıçağa sarıldı, izin vermedim. Evden çıkmaya çalıştım. Sadece münakaşa devam etti. ‘Sen de adam misin?’ dedi. O anda artık kendimi tutamadım, gözüm kararmış oldu. Fazlaca fazla birikmiştim, çocuklarımla birlikte uzun süredir acı çekiyordum. Yastıkla yüzünü kapattım, yüzünü görmedim. Ne kadar süre kapattığımı net olarak söylemem mümkün değil. Sonrasında kusacak şeklinde oldum, arka taraftaki wcye gittim, elimi yüzümü birkaç kez yıkadım. Çıktığımda hareketsiz yatıyordu. O sırada aslına bakarsan eşarbı bağlamıştım herhalde. Eşarbın da düğümlerini hatırlıyorum. Net bir halde nereden aldığımı, nereden bağladığımı hatırlamıyorum. Öldüğünü anladım. Telefonunu aldım, ilişki ortaya çıkmasın diye silmek istedim sadece gizyazı vardı. Telefonu kırıp evden çıktım. Telefonu da bir dereye attım” dedi.
‘SARHOŞ DEĞİLDİM’
Çelik, “Vakadan sonrasında eve gittim. Çocuklar uyumuştu. Birazcık onları izledim, ağladım. Düğün fotoğraflarım duruyordu. Onları götürdüm, inşaatta yaktım. Orada abimi gördüm, böyle bir durum yaptığımı söyledim. İntihar edeceğimi söyledim. Onlar da tedirgin olmuş. Başkasına zarar verebileceğimi düşünmüşler. Ne yaptığımı bilmeden dolandım. Abilerim beni aradı, ‘Evlatları düşün, onların senden başka umudu yok, kendini düşünmüyorsan çocuklarını düşün’ dedi. Aynı gün teslim oldum. Vaka öncesinde yada sonrasında bir sarhoşluk tesiri yoktu. Ben hayatımda hiçbir şekilde alkol, uyuşturucu kullanmadım” diye konuştu.
‘2 AY ÖNCE DE BENZER DURUMLAR YAŞANDI’
Maktulün ağabeyi Resul Biçer ise “Vakadan 2 ay ilkin de benzer durumlar yaşandı. Sanığın abisini aradık, ‘Kardeşinize haiz çıkın. Boşanmışlar, daha ne istiyor?’ dedik. Sonrasında bir halde kardeşime ulaşmış. ‘Gel, evlatları vereceğiz’ demiş. Vaka gecesinin ertesi günü evlatları vereceğini söylemiş. Kardeşim, evlatlarının geleceğini zannederek dolaba onların sevilmiş olduğu yiyeceklerden koymuş. Hanım’ın, Hızır ile buluşmaya iyi mi gittiğinden haberimiz yoktu. Vakadan ortalama 1 ay ilkin de evden ayrılmıştı. Sığınma evine mi gitti, Hızır’ın yanında mıydı; bilmiyorduk. Onların tarafı, bizi arayıp Hızır’ın Hanım’ı öldürdüğünü söylemiş oldu” dedi. Mahkeme heyeti, sanık Çelik’in tutukluluğunun devamına karar vererek duruşmayı erteledi.
