Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıklamış olduğu 2025 yılı Kurumsal Sektör Hesapları, Türkiye ekonomisinde üretim, tutum ve borçlanma arasındaki dikkat çekici farkı ortaya koydu. Gayrisafi Ulusal Hasıla (GSMH) bundan önceki yıla nazaran yüzde 41,4 artarak 62 trilyon 288 milyar liraya ulaştı. Sadece cari fiyatlarla hesaplanan bu artış, ekonominin gerçek büyümesini değil, ulusal gelirin parasal büyüklüğündeki değişimi şeklinde yorumlanıyor. Ekonominin üretim kapasitesinin yanı sıra şirketlerin gelirden almış olduğu hisse, hanehalkının tutum eğilimi ve toplam borçlanma ihtiyacına ilişkin veriler ise değişik bir tabloya işaret ediyor.
İKİ KATLIK SIÇRAMA
Açıklanan verilerde en dikkat çekici gelişme ekonominin net borçlanma oranında yaşandı. Türkiye ekonomisi 2024 senesinde Gayrisafi Yurt İçi Hasıla’nın (GSYH) yüzde 0,9’u oranında net borç alan konumdayken, bu oran 2025 senesinde yüzde 1,8’e terfi etti. Böylece ekonominin toplam net finansman ihtiyacının ulusal gelire oranı yalnızca bir yılda iki katına çıktı. Net borçlanma oranındaki yükseliş, ekonominin dış finansman ihtiyacının ulusal gelire kıyasla arttığını göstermiş oldu.
ASLAN PAYI ŞİRKETLERİN
Türkiye ekonomisinde yaratılan katma değerin dağılımında mali olmayan şirketlerin ağırlığı sürüyor. Endüstri, tecim ve hizmet alanlarında etkinlik gösteren bu firmalar, toplam katma değerin yüzde 55,5’ini oluşturdu. Başka bir ifadeyle ekonomide üretilen her 100 liralık katma değerin 55,5 lirası mali olmayan şirketlerden geldi. Şirketleri hanehalkı ve hanehalkına hizmet veren kar amacı olmayan kuruluşlar ile genel devlet sektörü izledi. Veriler, Türkiye’de ekonomik üretimin yarısından fazlasının firmalar tarafınca gerçekleştirildiğini gösterirken, tutum ve finansman dengesi açısından da bu kesimin belirleyici konumunu ortaya koydu.
VATANDAŞ TASARRUF ETTİMİ?
Hanehalkının tutum oranında ise sınırı olan bir yükseliş yaşandı. Harcanabilir gelirden tasarrufa ayrılan hisse 2024 senesinde yüzde 13,9 iken 2025 senesinde yüzde 14,3’e çıktı. Böylece vatandaşların gelirlerinden biriktirdikleri bölüm 0,4 puan arttı. Sadece hanehalkının tutum eğilimindeki bu yükseliş, ekonominin toplam net borçlanma gereksinimindeki artışı önlemeye yetmedi.
YÜZDE 15’LİK PAY ŞİRKETLERDEN
Türkiye ekonomisinde toplam gayrisafi tasarrufun GSYH’ye oranı 2025 senesinde yüzde 29,9 olarak gerçekleşti. Bu oranın 15 puanı mali olmayan şirketlerden, 9,1 puanı hanehalkından, 4,1 puanı genel devletten, 1,7 puanı ise mali şirketlerden kaynaklandı. Iktisat uzmanlarına nazaran şirketlerin tasarruflar içindeki ağırlığı, üretim ve yatırımların finansmanında hususi sektörün belirleyici rolünü ortaya koyuyor. Ekonomistler, tutum oranındaki artışın tek başına finansman ihtiyacını azaltmaya yetmeyebileceğine de dikkat çekiyor. Üretim kapasitesini ve verimliliği artıran yatırımlara yönelen finansmanın uzun solukta ekonomik büyümeyi destekleyebileceği, buna karşılık finansman gereksinimindeki kalıcı yükselişin dış kaynak bağımlılığını artırabileceği belirtiliyor. Şirketlerin üretimdeki ağırlığını koruduğu, hanehalkının daha çok tasarrufa yöneldiği bir dönemde net borçlanmanın iki katına çıkması, ekonominin finansman dengesindeki kırılganlıkları tekrardan gündeme getiriyor.
