1. Haberler
  2. Yerel
  3. Ege’de maskeler düştü, Türkiye hazır olmalı

Ege’de maskeler düştü, Türkiye hazır olmalı

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Yunanistan’ın; Ege Denizi ve Akdeniz’deki Türkiye’ye yönelik girişimleri tepki çekmeye devam ediyor. Ege ve Akdeniz’deki “Deniz Parkı” ilanlarının yanı sıra, İstanbul için “Konstantinopolis” söyleminin yüksek sesle dillendirilmesi iki ülke arasındaki ilişkilere zarar verirken, Yunanistan, deniz koruma alanları adı altında fiili egemenlik kurma çabalarını da hızlandırmaktan geri durmuyor. Halihazırda deniz yetki alanlarının yüzde 18,3’ünü koruma altına almış durumda olan Atina yönetimi, bu oranı yüzde 32’ye çıkarmayı hedefliyor. Bilhassa İyonya Denizi’nde 18 bin kilometrekare, Cenup Kiklad Adalarında ise 8 bin kilometrekarelik park ilanları, Yunanistan’ın yayılma hedeflerinin işareti durumunda. 

Yunanistan’ın Ege ve Akdeniz’deki yayılmacı politikasının karşısındaki caydırıcı güç ise Türk Birliği. 

YAYILMACI STRATEJİ

Yunanistan, kara sularının mühim bir bölümünde denetim sağlamayı hedeflerken, bu alanlar bir araya vardığında, ülkenin toplam deniz yetki alanlarının ortalama yüzde 5’inin “koruma alanı” statüsüne gireceği belirtiliyor. Söz mevzusu adımlarla, 2030 yılına kadar kara ve deniz alanlarının yüzde 30’unun koruma altına alınmasını amaçlandığı, Atina yönetiminin “30×30 Küresel Hedefi” kapsamında stratejiler ürettiğinin de altı çizilirken, çevreci söylemlerle Türkiye’nin deniz yetkilerini yavaş yavaş daraltılmak istendiği vurgulanıyor.

SEMBOLİZM KIŞKIRTMASI 

Öte taraftan Yunanistan’ın karasularını 12 mile çıkarma hamlesi ise Ege’nin yüzde 70’inin denetim altına alması anlamına geliyor. Türkiye, bu olasılığı “harp sebebi” olarak tanımlarken, Ankara, 2025’te yayımlanacak olan kendi Deniz Mekânsal Planı ile orta hat yaklaşımını korumak için çaba sarfediyor. Yunanistan’ın Ege ve Akdeniz’deki stratejik hamlelerinin yanı sıra Türkiye açısından aslolan dikkat çekici öteki gelişme ise, tarihsel sembolizm üstünden yürütülüyor.

HELENİZM POZU 

Geçtiğimiz mayıs ayında İstanbul’da meydana getirilen Balkan Genelkurmay Başkanları Toplantısı esnasında, Yunanistan’ın resmi web sitelerinden önde gelen; “https://www.amna.gr” adlı sitede megakent “Konstantinopolis” olarak anılmıştı. Sadece Yunan kışkırtması bir tek böyle de sınırı olan kalmadı. Yunan Genelkurmay Başkanı Dimitrios Choupis’in, Fener Rum Patriği Bartholomeos için “Ekümenik Patrik” tanımı yaparak, Trakya, Gelibolu ile İstanbul’un Avrupa yakasının “Helen toprakları” olarak işaretlendiği bir haritayla poz vermesi büyük infial yaratmıştı. 

DENGELERİ BOZMA GİRİŞİMİ 

Mayıs ayından bu yana Türkiye’ye yönelik hamlelerde el yükselten Yunanistan’ın girişimlerindeki planları yorumlayan Internasyonal İlişkiler Uzmanı Prof. Dr. Hasan Köni, mühim uyarılarda bulunarak şunları aktardı: “Yunanistan, Cenup Kıbrıs Rum Yönetimi ve İsrail beraber hareket ederek büyük bir enerji koridoru oluşturma hedefindeler. Yunanistan, karasularını 6 milden 12 mile çıkarma girişimleri, Meis şeklinde minik adacıklar üstünden duyuru edilen Münhasır Ekonomik Bölge talepleri ve AB içinde Türkiye’ye yönelik veto tehditleri ile Ege politikalarını askeri ve çevresel olmasıyla birlikte siyasal ve ekonomik baskı aracına dönüştürüyor.”

“VİTES YÜKSELTMELİYİZ”

Bu tablo karşısında Türkiye’nin bir tek izlemekle yetinmesinin, uzun solukta Ege’deki deniz yetki alanlarının ve siyasal kazanımların kalıcı şekilde zayıflamasına yol açabileceğini söyleyen Prof. Dr. Köni, Ankara’nın bu sürece üç cephede cevap vermesi icap ettiğini de vurgularken, “Türkiye’nin Deniz Mekânsal Planlama ve çevre diplomasisi araçlarını etkin kullanarak, Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Komisyonu, UNESCO ve Avrupa Konseyi şeklinde platformlarda tezlerini görünür kılması gerekir. Yunanistan’ın duyuru etmiş olduğu deniz parklarının bağımsız denetime doğal olarak tutulmalı. Atina yönetimi, AB müdafa fonları şeklinde alanlarda Türkiye’nin aday ülke statüsünden meydana gelen kazanımlarını da hedef alarak Brüksel’de fiili bekletim politikası yürütüyor” dedi. 

Ege’de maskeler düştü, Türkiye hazır olmalı - Resim : 2 Prof. Dr. Köni: “Doğu Akdeniz Boru Hattı Projesi, bölgedeki dengeleri değişiklik yapma potansiyeline haiz. Dolayısıyla Ege’deki egemenlik mücadelesi bir tek deniz parklarıyla sınırı olan değil.”

GÜÇLÜ KARŞILIK GEREK

Köni, ek olarak İstanbul üstünden yürütülen simgesel saldırılara karşı da cemiyet hafızası ve ulusal kimlik vurgusuyla kuvvetli bir karşılık verilmesi icap ettiğinin altını çizerek, “Haziran ayı, diplomatik kırılma dönemiydi. Artık diplomatik maskeler düştü ve Yunanistan’ın fiili saldırıları görünür hale geldi” diye konuştu. 

[email protected] 

Kaynak: Web Hususi

Ege’de maskeler düştü, Türkiye hazır olmalı
0

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

KAI ile Sohbet Et

KAI ile Haber Hakkında Sohbet

Yapay zeka asistanı
Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.
WP Twitter Auto Publish Powered By : XYZScripts.com