Pilbara çölündeki bu gizemli yapı üstünde çalışan ilk araştırma ekibi, kraterin yaşını 3,47 milyar yıl olarak tahmin etmişti. Buna karşılık başka bir bilim grubu iddiaya itiraz ederek yapının 2,77 milyar yıldan daha genç bulunduğunu savunuyordu.
Son meydana getirilen yüksek hassasiyetli laboratuvar analizleri münakaşaya noktayı koydu: Çarpışma tam 3,02 milyar yıl ilkin gerçekleşti. Bu kesinleşen tarih, kraterin “dünyanın malum en eski meteor krateri” unvanını resmi olarak tescilledi.
DÜNYA’NIN KAYIP TARİHİNE ZAMAN YOLCULUĞU
Sciencealert’ın aktardığına gore; Curtin Üniversitesinden yerbilimci Chris Kirkland, elde edilmiş yeni verilerin çarpışmayı direkt Arkeen Devri’ne yerleştirdiğini belirtti.
ARKEEN DEVRİ NEDİR?
Dünya kabuğunun, ilk okyanusların, atmosferin ve en ilkel yaşam formlarının hemen hemen yeni yeni filizlendiği, gezegenin adeta emekleme aşamasıdır. Pilbara’daki bu yapı, o dönemden günümüze tek parça halinde ulaşabilmiş yegane çarpışma alanı olma hususi durumunu taşıyor.
DÜNYA NEDEN AY VEYA MARS GİBİ KRATERLERLE DOLU DEĞİL?
Uzaydan bakıldığında Ay, Merkür yada Mars krater tarlası şeklinde görünürken Dünya’da oldukca azca krater bulunmasının iki temel sebebi var:
-Atmosfer koruması: Minik gök taşlarının yüzeye ulaşmadan yanmasını sağlar.
-Jeolojik aktivite: Dünyanın dinamik yapısı, tektonik hareketler ve aşınma zaman içinde bu izleri siler.
Yeryüzündeki kraterlerin büyük kısmı 2 milyar yıldan daha gençken, bu keşiften ilkin liderlik koltuğunda oturan Yarrabubba krateri 2,23 milyar yaşındaydı. Pilbara krateri bu rekoru açık ara egale etti.
KOZMİK KANITLAR: ZAMANI SAKLAYAN KRİSTALLER
Bugün bakıldığında bayağı bir arazi şeklinde görünen Pilbara çölü, aslına bakarsak jeologlar için bozulmamış bir vakit kapsülü. Bilim adamları, bölgenin bayağı bir çöküntü değil, kozmik bir çarpışma alanı bulunduğunu çarpışma konileri adında olan hususi çatlak desenleri yardımıyla keşfetmişti. Şok dalgalarının kayalarda bıraktığı bu koni şeklindeki izler, meteor çarpmalarının en net imzası kabul ediliyor.
Kati yaş tayini için ise adeta mikroskobik birer vakit makinesi olan zircon ve apatit mineralleri incelendi:
-Zirkon Kristalleri: Çarpışma anındaki aşırı ısı ve tazyik sebebiyle biçim değiştirip tekrardan büyüyen bu dayanıklı kristaller, element kararlılık oranları incelendiğinde tam 3 milyar yıl öncesini işaret etti.
-Apatit Mineralleri: Çarpışmanın peşinden kayaların arasından sızan sıcak sıvıların oluşturduğu bu mineraller de laboratuvarda çözümleme edildi ve zirkon verileriyle tamamen uyuşarak zamanı doğruladı.
Bu kati tarih, insanlığa bugünkünden tamamen değişik, lavların ve ilkel okyanusların yargı sürdüğü bambaşka bir Dünya’nın kapılarını aralıyor.
