ABD merkezli Responsible Statecraft (RS) gösterim organının yayımladığı çözümleme, Washington’ın son yıllarda oluşturduğu Çin karşıtı siyasal ve ekonomik uzlaşmanın parçalanmaya başladığını ortaya koydu. Donald Trump’ın ilk başkanlık döneminde güçlenen, Joe Biden yönetiminde ise teknoloji ihracatı kısıtlamaları ve askeri stratejiyle genişletilen yaklaşım, uzun süre iki partinin ortak politikası oldu. Ocak 2023’te Temsilciler Meclisi’nde Çin’le stratejik rekabet komitesi 365’e karşı 65 oyla kuruldu. Sadece analizde, işçi tabanı, korumacı tecim çevreleri, dış siyaset kuruluşları, askeri stratejistler ve teknoloji şirketlerinden oluşan beş grubun artık aynı hedeflerde birleşemediği belirtiliyor. Bu çözülme, Washington’ın ortak bir kuşatma politikası yürütmesinin zorlaştığı yönünde değerlendiriliyor.
ABD’nin Çin’i ekonomik ve teknolojik olarak sınırlandırma stratejisi, tecim savaşları ve müttefiklerin Pekin’le geliştirdiği ilişkiler sebebiyle baskı altında. Washington’da Çin karşıtı siyasal uzlaşmanın geleceği de tartışılıyor. (Reuters)
GÜMRÜK VERGİSİ ÇİN’E GERİ ADIM ATTIRAMADI
Trump hükümeti, Nisan 2025’te Çin mallarına uygulanan gümrük vergilerini yüzde 145’e kadar yükseltti. Sadece Pekin’in ender toprak elementleri ihracatına getirmiş olduğu engellemeler, Amerikan otomotiv, müdafa ve teknoloji sektörlerinin Çin’e bağımlılığını tekrardan ortaya çıkardı. Karşılıklı ekonomik baskıların peşinden iki ülke ticari gerilimi azaltmaya yöneldi. Washington’ın teknoloji alanındaki tutumu da değişti. Nvidia’nın Çin’e H20 çipleri satmasına Temmuz 2025’te tekrardan izin verildi; Aralık ayında daha gelişmiş H200 çiplerinin satışına da koşullu onay çıktı. Bu kararlar, Çin’in teknolojik ilerlemesini sınırlamak isteyen güvenlik çevrelerinin stratejisinin çözüm sağlamadığını gözler önüne serdi. RS, teknoloji sermayesinin büyük bölümünün Çin’le ekonomik ilişkileri sürdürme yönündeki baskısının güçlendiğinin altını da çiziyor.
ABD’NİN MÜTTEFİKLERİ PEKİN’LE ANLAŞIYOR
ABD’nin Çin karşıtı internasyonal cephe oluşturma çabaları da müttefiklerin değişik ekonomik çıkarlarıyla çatışır halde. İngiliz fikir kuruluşu Chatham House’un mayıs ayında yayımladığı analize gore, Cenup Kore Cumhurbaşkanı Lee Jae Myung ocak ayında Pekin’le ilişkilerin kapsamlı şekilde tekrardan kurulacağını açıklarken Kanada Başbakanı Mark Carney de Çin’le enerji, ziraat ve elektrikli araçları kapsayan stratejik ortaklığa yöneldi. Eski İngiltere Başbakanı Keir Starmer’ın Çin ziyareti 2,2 milyar sterlinlik ihracat anlaşması ve ortalama 2,3 milyar sterlinlik pazara erişim taahhüdüyle sonuçlandı. Almanya Başbakanı Friedrich Merz ise şubat’ta Pekin’le 17 ikili iş birliği anlaşmasına imza attı. Chatham House, Trump’ın müttefiklerine uyguladığı tarifelerin ve siyasal baskıların bu ülkeleri Çin’le bağımsız ilişkiler geliştirmeye ittiğini değerlendiriyor. Buna rağmen Japonya, Cenup Kore ve Filipinler’in ise ABD’yle güvenlik iş birliği sürüyor.
İRAN SAVAŞI VE MALİYETLER HESAPLARI DEĞİŞTİRDİ
Çin karşıtı stratejideki değişimin bir başka sebebi de ABD’nin askeri kapasitesine ilişkin gerçekler. Responsible Statecraft, İran savaşının yarattığı maliyetlerin ve Çin’in Batı Pasifik’teki askeri gücünün Washington’daki stratejistleri askeri üstünlük hedefini tekrardan değerlendirmeye yönelttiğini korumak için çaba sarfediyor. Quincy Institute’un 23 Ekim tarihindeki analizinde ise değişik bir görüş dile getirildi: ABD’nin Japonya, Cenup Kore ve Filipinler’deki askeri varlığını azaltmasının Çin’in bölgesel baskı kapasitesini artırabileceği ileri sürüldü. Öte taraftan ABD, Aralık 2025’te başlatmış olduğu Pax Silica girişimiyle yarı iletken tedarik zincirlerinde, Japonya’yla beraber geliştirdiği FORGE mekanizmasıyla da eleştiri minerallerde Çin’e bağımlılığı azaltmaya çalışıyor. RS analizine gore bu girişimler ABD’nin rekabetten vazgeçmediğini, sadece geniş kapsamlı Çin karşıtı bir cephe yerine daha sınırı olan ortaklıklar aradığını da gösteriyor.
