1. Haberler
  2. Yaşam
  3. Denizlerde ekolojik alarm, bildirimler 2 yılda yüzde 70 arttı

Denizlerde ekolojik alarm, bildirimler 2 yılda yüzde 70 arttı

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Türkiye denizlerinde son yıllarda daha sık görüntülenen pusula denizanası, bilhassa Marmara Denizi ile Şimal Ege kıyılarında dikkat çekici bir yoğunluğa ulaştı. Türk Deniz Araştırmaları Vakfı’nın yurttaş katılımıyla yürüttüğü “Ya Yakarsa?” Ulusal Denizanası İzleme Programı’na gönderilen kayıtlar, pusula denizanası bildirimlerinin son iki yılda ortalama yüzde 70 arttığını ortaya koydu. Öyleki ki, programa son iki yılda gönderilen pusula denizanası bildirimlerinin yüzde 31’i Çanakkale’den geldi. Çanakkale’yi yüzde 24,1 ile İstanbul, yüzde 17,2 ile Tekirdağ izledi. Böylece yalnızca bu üç bölgenin toplam bildirimler içindeki oranı yüzde 72,3’e ulaştı. Balıkesir’den gönderilen kayıtların oranı yüzde 13,8 olarak belirlenirken, Marmara Denizi genelinden meydana getirilen bildirimler yüzde 6,9 seviyesinde kaldı. Kocaeli ve Muğla’dan gelen bildirimlerin oranı ise ayrı ayrı yüzde 3,4 olarak kayda geçti.


Uzmanlara nazaran aslolan dikkat edilmesi ihtiyaç duyulan nokta, denizanalarının varlığını bir “salgın” korkusuna dönüştürmek yerine yoğunlaşma yaşanmış olan bölgeleri tertipli şekilde seyretmek.

ÇANAKKALE BOĞAZI’NDA YOĞUNLAŞTI

Rakamlar, pusula denizanasındaki yoğunlaşmanın ağırlıklı olarak Çanakkale Boğazı, Şimal Ege ve Marmara Denizi hattında gerçekleştiğini gösteriyor. Çanakkale ve Balıkesir beraber değerlendirildiğinde Şimal Ege bağlantılı bildirimlerin oranı yüzde 44,8’e, İstanbul, Tekirdağ, Kocaeli ve Marmara geneli beraber hesaplandığında Marmara çevresindeki kayıtların oranı yüzde 51,8’e çıkıyor. Bildirimlerin yapıldığı alanlara ilişkin dağılım da denizanalarının kıyılarda daha görünür hale geldiğini ortaya koyuyor. Kayıtların yüzde 69’u kıyı sularından gönderildi. Yüzde 20,7’si sahile vurmuş denizanalarından, yüzde 6,9’u açık denizden, yüzde 3,4’ü ise öteki bölgelerden geldi.

MARMARA İÇİN YENİ DEĞİL

Bilimsel adı Chrysaora hysoscella olan pusula denizanası, Türk denizlerine ulaşmış yabancı bir tür değil. Uzun senelerdir Akdeniz ve Ege Denizi’nde görülen türün, 2000’li yıllardan itibaren Marmara Denizi’nde de yaygın şekilde kayda geçmiş olduğu biliniyor. Çoğu zaman kahverengi, sarı ve kırmızı tonlarında görülebilen pusula denizanası, saydam çanının üstünde pusula çizgilerini çağrıştıran koyu renkli desenler taşıyor. Türün ağız çevresinde dört uzun ağız kolu bulunurken çan çevresindeki dokunaçlarında temas halinde yakıcı tesir oluşturabilen hücreler yer ediniyor. TÜDAV araştırmacısı ve İstanbul Üniversitesi Deniz Bilimleri ve İşletmeciliği Enstitüsü Araştırma Görevlisi Dr. İlayda Destan Öztürk, bilhassa son iki yılda Şimal Ege ve Marmara Denizi’ndeki bildirimlerin daha sık hale geldiğine dikkat çekerken, “Dolayısıyla bilim adamlarının üstünde durduğu temel gelişme, türün Türkiye’de ilk kez görülmesi değil, belirli bölgelerdeki yoğunluğunun ve görünürlüğünün artması” diyor.

SICAK KIŞLARIN ETKİSİ

Uzmanlar ek olarak Pusula denizanalarının sayısındaki artışın tek bir nedenle açıklanamayacağı belirtiliyor. Uzmanların üstünde durduğu başlıca çevresel faktörler içinde sıcak geçen kışlar, deniz suyu sıcaklıklarının yükselmesi, gıda tuzu zenginleşmesi, deniz kirliliği ve akıntı sistemlerindeki değişimler bulunuyor. Deniz suyunun mevsim normallerinin üstünde seyretmesi, denizanalarının yaşam döngüsünü ve çoğalma dönemlerini etkileyebiliyor. Kış aylarında suyun yeterince soğumaması bazı türlerin daha uzun süre yaşamını sürdürmesine, erken gelişmesine yada daha geniş alanlara yayılmasına katkıda bulunabiliyor.

AZOT VE FOSFOR ARTIŞINDAN

İstanbul Üniversitesi Su Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi ve Türk Deniz Araştırmaları Vakfı (TÜDAV) Başkanı Prof. Dr. Bayram Öztürk ise son iki yılda yüzde 70’lik bildirim artışı olduğuna dikkat çekerken şu uyarılarda bulunuyor: “Bu artış, Marmara ve Şimal Ege’de değişen çevresel koşulların yakından takip edilmesi icap ettiğini gösteren mühim bir ekolojik işaret. Denize ulaşan azot ve fosfor şeklinde gıda tuzlarının artması ise plankton üretimini yükseltiyor.”

Denizlerde ekolojik alarm, bildirimler 2 yılda yüzde 70 arttı - Resim : 2
Denizanaları, ortalama 600 milyon senedir deniz ekosisteminin bir parçası. Bu canlılar denizlerdeki gıda ağında hem avcı hem de başka canlılar için gıda konumunda bulunuyor. Ufak balıklar, balık yumurtaları, larvalar ve planktonlarla beslenen denizanaları; bazı balıklar, deniz kaplumbağaları ve değişik deniz canlıları tarafınca da tüketiliyor.

AKINTILAR TAŞIYOR

“Plankton miktarındaki artış, denizanaları açısından daha çok gıda anlamına geliyor. Bilhassa atık su yükünün yüksek olduğu, su dolaşımının sınırı olan kalmış olduğu ve sıcaklığın arttığı denizlerde denizanalarının dönemsel olarak çoğalması için uygun koşullar oluşuyor. Akıntılar ve rüzgarlar da açık denizde bulunan denizanalarını kısa süre içinde belirli koylara yada sahillere taşıyabiliyor. Bundan dolayı bir bölgede yüzlerce denizanasının bir arada görülmesi, daima o bölgede kalıcı bir nüfus patlaması yaşandığını göstermiyor. Kümelenmelerin bir kısmı akıntı ve rüzgarların canlıları aynı kıyı hattında toplamasından kaynaklanabiliyor.”

[email protected]

Kaynak: Web Hususi

Denizlerde ekolojik alarm, bildirimler 2 yılda yüzde 70 arttı
0

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

KAI ile Sohbet Et

KAI ile Haber Hakkında Sohbet

Yapay zeka asistanı
Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.
WP Twitter Auto Publish Powered By : XYZScripts.com