Ankara’da düzenlenecek zirve öncesinde piyasaya sürülen makaleye, “Türk dünyasının birliği, ortak tarihimizden devraldığımız köklü mirasın ve ortaklaşa istikbalimizi şekillendirme irademizin en kuvvetli tezahürüdür.” ifadeleriyle süregelen Cumhurbaşkanı Erdoğan, mühim mesajlar verdi: “Asırlar süresince değişik coğrafyalarda, nice imtihanlardan geçen kardeş halklarımızı birbirine bağlayan gönül köprüleri, bugün Türk Devletleri Teşkilatı çatısı altında siyasal, beşeri, ekonomik ve kültürel dayanışmamızın sağlam temellerini oluşturuyor. Türk dünyasının haiz olduğu büyük potansiyeli ortak hedefler doğrultusunda harekete geçirmek, birliğimizi somut kazanımlarla tahkim etmek ve gelecek nesillere daha kuvvetli bir Türk dünyası bırakmak hepimizin tarihî mesuliyetidir.”
Ankara Zirvesi’nin önemine ve Türkiye’nin devralacağı dönem başkanlığına da dikkat çeken Erdoğan, “Ankara’da ‘Türk Yüzyılı: Dilde, Fikirde, İşte Birlik’ temasıyla gerçekleştireceğimiz Türk Devletleri Teşkilatının 13’üncü Zirvesini, bu ortaklaşa iradenin daha da pekişeceği mühim bir buluşma olarak görüyorum. Zirveyle beraber, Can Azerbaycan’dan devralacağımız dönem başkanlığını, Türk dünyasının ortak hedeflerine erişmesi ve Teşkilatımızın kurumsal gücünün artırılması bakımından tarihî bir mesuliyet olarak değerlendiriyorum.” sözlerine yer verdi.
İsmail Gaspıralı’nın miras bıraktığı birlik ülküsünün bugün Türk Devletleri Teşkilatının faaliyetlerine doğrultu çizen bir esin kaynağı bulunduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, Nahçıvan’da atılan temeller üstünde yükselen Teşkilatın ortak tarih ve kültürden almış olduğu güçle her geçen gün daha etkili bir yapıya kavuştuğunu kaydetti. Erdoğan, kardeşliği gelecek nesillere taşıyacak kuvvetli kurumlarla tahkim etmenin ve ortak iradeyi projelerle kalıcı kazanımlara dönüştürmenin zamanının geldiğinin altını çizdi.
“Türk devletlerinin dayanışması stratejik bir yoksulluk hâline gelmiştir”
Dünya siyasetinde yaşanmış olan değişime ve Türk devletleri arasındaki dayanışmanın önemine dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:
“Dünya siyaseti köklü bir değişimden geçiyor. Internasyonal sistemin hakkaniyet ve itimatı tesis etmekte zorlandığı, savaşların ve krizlerin geniş coğrafyaları etkilediği bir dönemde Türk devletlerinin dayanışması stratejik bir yoksulluk hâline gelmiştir. Ortak irade çevresinde kenetlenen Türk devletleri, en çetin sınamaları aşacak ve kendi istikballerini belirleme edecek kudrete haizdir. Türk dünyasının birliğinin temeli, her bir kardeş ülkemizin egemenliğine, bağımsızlığına ve millî iradesine duyulan saygıdır. Bu birlik, ortak değerler kadar karşılıklı itimat ve menfaatler üstünde terfi edecektir.”
“Türk dünyasının ekonomik bir araya gelmesi önceliklerin başlangıcında geliyor”
Makalesinde Türk dünyasının ekonomik bir araya gelmesinin önemine değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Hazar Geçişli Doğu-Batı Orta Koridoru’nun sunmuş olduğu fırsatlara işaret etti:
“Türk dünyasının ekonomik bir araya gelmesi, Teşkilatımızın önümüzdeki dönemde üstünde hassasiyetle durması ihtiyaç duyulan önceliklerin başlangıcında geliyor. Hazar Geçişli Doğu-Batı Orta Koridoru, bu bakımdan tarihî bir fırsat sunuyor. Asya ile Avrupa arasındaki ticaretin tekrardan şekillendiği günümüzde Türk coğrafyası, küresel ulaştırma ve lojistik ağlarının mühim merkezlerinden biri olma imkânına haizdir. Demir yollarımızı, limanlarımızı, kara yolu bağlantılarımızı ve gümrük sistemlerimizi birbirini tamamlayan bir tüm olarak geliştirmekteyiz. Hazar’ın iki yakasını birbirine bağlayan her yatırım, kardeş ülkelerimiz arasındaki ticareti büyütecek ve ortak refahımıza katkı elde edecektir.
Bu amaçla Türk Yatırım Fonunu daha etkin kullanacak, ülkelerimiz arasındaki ticaretin önündeki engelleri el birliğiyle aşacak, üretim ve yatırımda birbirimizin gücüne güç katacağız. Enerji kaynaklarımızı, yenilenebilir enerji potansiyelimizi ve kontakt altyapımızı ortaklaşa hedefler doğrultusunda en etkin şekilde değerlendireceğiz. Türk dünyasının dört bir tarafındaki imkânları aynı istikamette harekete geçirerek üretimde, ticarette ve teknolojide elde ettiğimiz kazanımları hep beraber büyüteceğiz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, ekonomik alanda tesis edilen dayanışmanın güvenlik sahasında da kararlılıkla sürdürüldüğünü belirterek, terörizm, sınır aşan suçlar, siber tehditler ve naturel afetler karşısında imkânların birleştirilerek beraber hareket etme kabiliyetinin geliştirileceğini söyledi. Erdoğan, müdafa sanayiinde tecrübelerin buluşturulacağını, yerli ve millî teknolojilerin geliştirilerek ortaklaşa üretim kapasitesinin artırılacağını altını çizdi.
“Birliğimizin en kıymetli dayanağı ortak uygarlık şuurumuzdur”
Türk dünyasının ortak tarihî ve kültürel mirasının önemine değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Birliğimizin en kıymetli dayanağı ise ortak uygarlık şuurumuzdur. Hoca Ahmet Yesevi’nin hikmeti, Ali Şir Nevai’nin kelamı, Nizami Gencevi’nin irfanı, Mahtumkulu Firaki’nin mısraları, Yunus Emre’nin gönül dili ve Cengiz Aytmatov’un kalemi aynı büyük medeniyetin coğrafyaları aşan zenginliğinin geleceğine ışık tutan nişaneleridir.” değerlendirmesinde bulunmuş oldu.
“Ortak Türk alfabesi mevzusunda ortaya konulmuş olan irade, kültürel yakınlaşmamız bakımından tarihî bir adımdır.” ifadelerini kullanan Erdoğan, şöyleki devam etti: “Bu adımı eğitim, bilim, yayıncılık ve dijital teknolojiler alanındaki iş birliklerimizle daha da ileriye taşıyacağız. Gençlerimizin kardeş ülkelerde eğitim almasını teşvik edecek, üniversitelerimizi ve bilim insanlarımızı buluşturacak ve Türk dillerinin suni zekâ çağlarında hak etmiş olduğu yeri almasını sağlayacağız. Bilgimizi, birikimimizi ve imkânlarımızı bir araya getirerek Türk dünyasının geleceğini el birliğiyle şekillendireceğiz.”
“Kıbrıs Türk halkıyla dayanışmamızı sürdürüyoruz”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, makalesinde Kıbrıs Türk halkının haklarının korunmasına ve Türk Devletleri Teşkilatıyla ilişkilerinin güçlendirilmesine ilişkin şunları kaydetti:
“Bu köklü medeniyetin bizlere yüklediği mesuliyet, kardeşliğimize her koşul altında haiz çıkarak birbirimizin hak ve hukukunu korumaktır. Türk dünyasının ayrılmaz parçası olan Kıbrıs Türk halkıyla dayanışmamızı da bu anlayışla sürdürüyoruz. Şimal Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Teşkilatımızdaki gözlemci statüsünün sağlamış olduğu imkânların geliştirilmesine ve kardeş ülkelerle bağlarının güçlendirilmesine büyük ehemmiyet veriyoruz. Kıbrıs Türklerinin maruz kalmış olduğu haksız izolasyonların sona erdirilmesi, egemen eşitliklerinin ve eşit internasyonal statülerinin kabulü yönündeki kesin duruşumuzu muhafaza edeceğiz.
Türk Devletleri Teşkilatının güçlenmesi, ortak coğrafyamızda barışın ve karşılıklı güvenin pekişmesine de hizmet edecektir. Teşkilatımız, iş birliği ve dayanışmayı esas alan yaklaşımıyla bölgesel ve küresel istikrara katkı sunmayı sürdürecektir.
Türk Devletleri Teşkilatının önündeki aslolan vazife, ortak irademizi ekonomik, siyasal, kültürel ve teknolojik alanlarda kalıcı başarılara dönüştürmektir. Gücümüz, ortaya koyduğumuz büyük hedeflerin kardeş halklarımızın huzuruna, refahına ve kalkınmasına somut kazanımlar olarak yansımasıyla daha da pekişecektir.”
“21’inci yüzyılın ‘Türk Dünyası Yüzyılı’ olacağına yürekten inanıyorum”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, makalesini şu ifadelerle tamamladı:
“21’inci yüzyılın ‘Türk Dünyası Yüzyılı’ olacağına yürekten inanıyorum. Ankara Zirvesi bu hedef doğrultusunda yeni ufuklar açacak, Teşkilatımızın internasyonal alandaki etkinliğini artıracak ve kardeş ülkelerimiz arasındaki dayanışmayı daha da perçinleyecektir. Asırlardır gönüllerimizde yaşattığımız birlik ülküsünü kalıcı eserlerle taçlandırmak ve gelecek nesillere her bakımdan daha kudretli bir Türk dünyası mirası bırakmak en büyük vazifemizdir.”
