ADANA (AA) – YAKUP SAĞLAM – ALAEDDİN ÇOĞAL – Kuşların göç yollarının kesiştiği Çukurova Deltası’ndaki lagünler, kış aylarında da oldukca sayıda türe beslenme ve üreme ortamı sunuyor.
Göçmen kuşların şimal ve cenup yarım küre arasındaki sıkıntılı yolculuklarında mola noktası olan Çukurova Deltası, yerleşik türlere de ev sahipliği yapıyor.
Deltanın Karataş ilçesi sınırlarındaki Akyatan, Tuzla ve Ağyatan lagünleri ile Yumurtalık ilçesindeki Yumurtalık Lagünü, kuşlara enerji depolayıp üremeleri için olanak sağlıyor.
Varlıklı biyoçeşitliliğe haiz lagünler, flamingo, pelikan, turna, saz delicesi, şahin, sığırcık, akçaylak, yalıçapkını, turaç, kaşıkçı (kaşık gagalı), sumru, sığır balıkçıl, ak balıkçıl, gri balıkçıl ve suna ördeği benzer biçimde oldukca sayıda türü ağırlıyor.
– ‘Bu sulak alanlar biyoçeşitlilik açısından oldukca mühim’
Çukurova Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Temel Bilimleri Kısmı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fatma Çevik, AA muhabirine, Çukurova Deltası’nın kuşların göç yolculuğundaki en mühim kavşaklardan bulunduğunu söylemiş oldu.
Akyatan’ın Türkiye’nin en büyük lagünü bulunduğunu belirten Çevik, ‘Çukurova olarak su açısından talihli bir bölgedeyiz. Seyhan ve Ceyhan nehirleri ve lagüner sistemlerimiz, Ağyatan, Tuzla, Akyatan ve Yumurtalık lagünleri ekosistem için oldukca mühim.’ dedi.
Çevik, kuşların lagünleri üremek, beslenmek ve kışlamak için kullandığını ifade ederek, şu şekilde konuştu:
‘Bu sulak alanlar biyoçeşitlilik açısından oldukca mühim. Kuş biyoçeşitliliğinin fazla olması, o ekosistemin sıhhatli bulunduğunu da göstermektedir. Geleceğimiz için biyoçeşitlilik oldukça önemlidir. Bu alanlar ne kadar sıhhatli olursa, biyoçeşitlilik de o denli fazla olacaktır zira bu lagüner sistemler beslenme, üreme ve kışlama amacıyla gelen kuşlara ev sahipliği yapmaktadır. Dolayısıyla bu ekosistemlere oldukca iyi bakmamız gerekmektedir.’
– ‘Çevreye karşı bilincin artması ve iyi ziraat uygulamalarına geçilmesi gerekmektedir’
Lagünlerin bir tek kuşlar için değil balık ve sürüngenler ile endemik bitkiler için de yaşamsal öneme haiz bulunduğunu vurgulayan Prof. Dr. Çevik, şunları kaydetti:
‘Su kirliliği arttıkça, tehlikeli ve öncelikli kirletici maddeler çoğaldıkça, her geçen gün kuş biyoçeşitliliğimiz azalacaktır. Bu alanların kurumayla karşı karşıya kalması ve kirliliğin her geçen gün artması, maalesef bir süre sonrasında kuş biyoçeşitliliğini de azaltacaktır. Lagüner ve sucul ekosistemlerin devamlılığını sağlamamız gerekmektedir. Lagün göllerinin verimliliği her geçen gün kötüye gitmektedir. Çevreye karşı bilincin artması, iyi ziraat uygulamalarına geçilmesi ve bu ekosistemlerin gelecek nesillere taşınması gerekmektedir.’
Kaynak:
AA
