Türk ekonomisine ilişkin gelişme beklentileri, haziran ayının ilk günlerinde iki internasyonal kurum tarafınca aşağı yönlü revize edilince piyasalarda moral bozan bir tablo ortaya çıktı. Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD), Türkiye için 2026 gelişme beklentisini yüzde 3,3’ten yüzde 3,1’e indirirken, 2027 tahminini yüzde 3,8 seviyesinde korudu. OECD değerlendirmesinde, yüksek enerji ve emtia fiyatlarının, sıkı finansal koşullarla beraber iç talep üstünde baskı oluşturduğu, enflasyondaki düşüşün 2027’nin ilk yarısında senelik manşet enflasyonu yüzde 20’nin altına taşıyabileceği açıklandı. Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD)’de Türkiye için 2026 gelişme beklentisini şubat ayında açıklamış olduğu yüzde 4,0 seviyesinden yüzde 3,5’e, 2027 beklentisini ise yüzde 4,5’ten yüzde 4,0’a çekti.
Hane tarafında ise enflasyon yavaşlasa bile kira, ulaşım ve besin ağırlığı sebebiyle günlük yaşamın maliyeti yüksek kalıyor.
TAKSİTLENDİRME UZATILDI
Gelişme beklentilerindeki aşağı yönlü revizyonun yarattığı davranışlarında ölçülü havanın yanında, iktisat yönetiminin gündeminde kamu alacakları, vergi düzenlemeleri ve yurtdışı kaynak girişini teşvik etmeye dönük yeni adımlar da öne çıkıyor. Resmi Gazete’de piyasaya çıkan poşet düzenleme ile 6183 sayılı Kamu Alacaklarının Eğitim Usulü Hakkında Kanun kapsamında erteleme ve taksitlendirme süresi 36 aydan 72 aya çıkarıldı. Aynı düzenlemeyle teminatsız erteleme sınırının 1 milyon liraya yükseltilmesi, bilhassa nakit akışı bozulan işletmeler ve borç yükü artan mükellefler açısından daha uzun vadeli bir ödeme imkanı anlamına geliyor.
VERGİ AVANTAJI
TBMM sürecinde yer edinen düzenlemeye bakılırsa, Türkiye’de yerleşmiş sayılan gerçek kişilerin, belirli şartları taşımaları halinde yurt haricinde elde ettikleri kazanç ve iratlar 20 yıl süresince gelir vergisinden kural dışı edilecek. Düzenleme ek olarak endüstri sicil belgesine haiz ve fiilen üretim faaliyetiyle iştigal eden kurumlar için kurumlar vergisi oranını yüzde 12,5 seviyesine çeken hükümler içeriyor. Kamu borçlarında 72 aya kadar taksit imkanı ve teminatsız erteleme sınırının 1 milyon liraya yükseltilmesi, bilhassa nakit akışı bozulan işletmeler açısından kısa vadede ödeme baskısını azaltabilecek bir adım olarak görülüyor.
ENFLASYON ZORLUYOR
Öteki taraftan finans piyasalarında yabancı yatırımcı çıkışı ve Merkez Bankası rezervlerindeki düşüş aynı anda izlenirken, enflasyon tarafındaki resmi veriler ise hane bütçesi üstünde belirgin baskıya işaret ediyor. TÜİK’in 2025 Hanehalkı Bütçe Araştırması da dikkat çeken veriler içinde. Son verilere bakılırsa Türkiye genelinde hane halkının tüketim amaçlı harcamaları içinde en yüksek oranı yüzde 29,3 ile konut ve kira alırken, ikinci sırada yüzde 20,5 ile ulaştırma, üçüncü sırada yüzde 17,3 ile besin ve alkolsüz içecekler yer aldı. Bu üç kalemin toplam harcamalar içindeki oranı yüzde 67,1’e ulaştı. Başka bir ifadeyle, averaj bir hanenin yapmış olduğu her 100 liralık harcamanın ortalama 67 lirası barınma, ulaşım ve gıdaya gidiyor.
OECD ve EBRD’nin raporlarına da değinen Duran, “Enerji tutarları, Orta Doğu’daki gerilim, gezim gelirleri, ana para hareketleri ve finansal koşullar büyümenin yönünü belirleyen temel başlıklar içinde yer ediniyor. Türkiye’nin 2026’da yüzde 3 civarında büyümesi beklenirken, bu büyümenin ne kadarının üretim, yatırım ve ihracat kaynaklı olacağı ehemmiyet kazanıyor” bilgisini verdi.
EKONOMİDEKİ BASKI UNSURLARI
Son tabloyu yorumlayan Kurumsal İktisat Uzmanı Gülsev Duran ise “Mevcut veriler, ekonomide aynı anda birden fazla dengenin yönetilmeye çalışıldığını gösteriyor” derken, şunları söylemiş oldu: “Bir yanda enflasyonu düşürmek için sıkı para politikası sürerken, diğer yanda yüksek faiz, firmaların krediye erişimini, yatırım kararlarını ve nakit akışını zorluyor. Endüstri üretiminde daralma, elektrik tüketimindeki yatay seyir ve gelişme tahminlerindeki aşağı gözden geçirme bu sıkılaşmanın gerçek iktisat üstündeki tesirini görünür kılıyor. Döviz talebi arttığında rezervler üstünde baskı oluşuyor. Kur kontrollü seyrettiğinde ihracatçı ve üretici için rekabet gücü tartışması gündeme geliyor. Hane tarafında ise enflasyon yavaşlasa bile kira, ulaşım ve besin ağırlığı sebebiyle günlük yaşamın maliyeti yüksek kalıyor.”
[email protected]
Kaynak: Web Hususi
