Bağdat’ta altı Fransız DEAŞ şüphelisinin yargılanmasına başlandı. Irak makamları, sanıkların örgüte katıldıkları nedeni öne sürülerek terör suçlarından yargılandığını ve suçlu bulunmaları halinde ölüm cezasıyla karşılaşabileceklerini deklare etti. AFP’nin mahkeme kaynaklarına dayandırdığı haberine gore sanıklar, 2025’te Suriye’nin kuzeydoğusundaki hapishanelerden Irak’a nakledilen 47 Fransız vatandaşı arasındaydı. İlk duruşmada soruşturma dosyasındaki bilgiler ve sanıkların ifadeleri okundu; bir sonraki duruşma 5 Ekim’e bırakıldı. Sanıkların tamamının kimlikleri açıklanmazken, Irak makamları davaları terörle savaşım mevzuatı kapsamında yürütüyor. Mahkeme kaynaklarına gore şüphelilerin bir kısmı ilkin Türkiye’ye, peşinden Suriye’ye geçerek DEAŞ’a katıldı. Altı sanık, hususi kuvvetlerin yoğun güvenlik önlemleri altında Bağdat’taki mahkemeye getirildi.
47 FRANSIZ IRAK’A GÖNDERİLDİ
Altı sanığın davası, Irak’a Suriye’den meydana getirilen daha geniş çaplı DEAŞ’lı naklinin ilk mühim yargılamalarından biri oldu. Fransız avukatlar ise Irak’taki sürece sert halde itiraz ediyor. Avukatlar, Irak makamlarının müvekkilleriyle görüşmelerine ve dava dosyalarına erişmelerine izin vermediğini, bazı sanıkların fena işlem gördüğünü ileri sürüyor. Ek olarak Irak’ta ölüm cezasının uygulanması sebebiyle Fransa’nın vatandaşlarını geri istemesi çağrısında bulunuyorlar. Bu avukatlara gore 2018’de Irak’a gönderilen 11 Fransız vatandaşı da benzer süreçlerin peşinden ölüm cezasına çarptırılmıştı. Irak tarafı ise yargılamaların kendi hukuk sistemi içinde yürütüldüğünü belirtiyor. Iraklı hukuk uzmanı Ali el-Tamimi, yabancı avukatların Irak mahkemelerinde direkt müdafa yapabilmesinin Irak hukukuna doğal olarak bulunduğunu, sanıkların Irak’ta kayıtlı avukatlar vesilesiyle savunulabileceğini söylemiş oldu.
IRAK’A BÜYÜK NAKİL
Irak’ın önündeki dosya yalnızca altı Fransız’dan ibaret değil. 2026’nın başlangıcında Suriye’nin kuzeydoğusunda DEAŞ tutuklularının tutulduğu hapishanelerde güvenliğin bozulması üstüne ABD, binlerce tutuklunun Irak’a nakledilmesini başlattı. CBS News’in aktardığına gore ortalama 7 bin DEAŞ şüphelisinin Irak’taki cezaevlerine taşınması planlandı; senenin ilk aylarında binlerce kişinin nakli gerçekleştirildi. Irak Yüksek Yargı Konseyi Başkanı Fayık Zeydan, ülkesinin yabancı ve Iraklı DEAŞ şüphelilerini yargılamaya hazır bulunduğunu açıklarken, Irak’ın terör suçları mevzusunda yargı yetkisini kullanacağını belirtti. Sadece insan hakları kuruluşları, binlerce kişinin aynı anda yargılanmasının Irak yargı sistemi üstünde ciddi bir yük oluşturabileceği mevzusunda uyarılarda bulunuyor.
AVRUPA’DA DAVALAR FARKLI İLERLİYOR
Avrupa ülkeleri ise vatandaşlarını Irak’taki ölüm cezası riski bulunan davalara göndermek yerine, son yıllarda kendi mahkemelerinde yargılama yolunu giderek daha çok kullanıyor. Bu davalarda yalnızca “DEAŞ üyeliği” suçlaması değil, örgütün işlediği harp suçları, insanlığa karşı suçlar ve Ezidilere yönelik soykırım da mahkemelerin önüne geliyor. Eurojust’a gore İsveç, Fransa, Belçika ve Hollanda’nın oluşturduğu ortak soruşturma ekibi, Suriye ve Irak’ta Ezidilere karşı işlenen suçlarla bağlantılı Avrupa vatandaşlarını belirlemek ve Avrupa mahkemelerinde yargılamak için emekler yürütüyor. Almanya da bu işbirliğine dahil olan ülkeler içinde bulunuyor.
EZİDİ ÇOCUKLARIN DAVASI
Avrupa’daki en dikkat çekici davalardan biri İsveç’te sonuçlandı. İsveç vatandaşı bir karı, DEAŞ’a katıldıktan sonrasında Suriye’ye götürmüş olduğu ailecek Ezidi mağdurlara yönelik suçlardan yargılandı. Şubat 2025’te 12 yıl hapis cezasına çarptırılan sanığın cezası aynı yıl İsveç Temyiz Mahkemesi tarafınca onandı. Hollanda’da da bir DEAŞ mensubu hanım, Ezidi bir kadının köleleştirilmesi sebebiyle yargılandı. İsveç’teki bir başka davada ise eski DEAŞ mensubu Osama Krayem, Ürdünlü pilot Muaz el-Kesasibe’nin öldürülmesiyle ilgili harp suçları ve terör suçlarından mahkûm edildi.
ALMANYA’DA SOYKIRIM VE SAVAŞ SUÇU KARARI
Almanya’da da DEAŞ’ın Ezidilere yönelik suçları mevzusunda davalar sürüyor. Temmuz 2026’da Münih’te görülen davada Iraklı bir çift, Irak’ta DEAŞ mensubuyken iki Ezidi kızı köleleştirmek, işkence ve fena muameleye maruz bırakmakla suçlandı. Mahkeme erkeği soykırım, insanlığa karşı suçlar ve harp suçlarından mahkûm ederek yaşam boyu hapse gönderdi. Eski eşi ise dokuz buçuk yıl hapis cezasına çarptırıldı. Alman mahkemesi ek olarak davayı, zorla din değişiklik yapma mevzusunda Almanya’daki ilk mahkûmiyet olarak nitelendirdi.
