Orta Doğu’da değişen askeri ve siyasal dengeler, Türkiye ile İsrail arasındaki rekabeti yeni bir aşamaya taşıyor. Suriye’de Esad yönetiminin devrilmesinin arkasından Ankara’nın Şam üstündeki tesirinin artması, Tel Aviv’deki güvenlik çevrelerinde ciddi hastalık yaratırken; İsrail’in Suriye topraklarına yönelik saldırıları da yeni bir çatışma ihtimalini gündeme getiriyor. Bu süreçte İsrail’in önde gelen fikir kuruluşlarından Ulusal Güvenlik Emekleri Enstitüsü’nün (INSS) yayımladığı son kapsamlı çözümleme dikkat çekici tespitler içeriyor. İsrailli uzmanlar, Türkiye’nin Suriye’deki varlığının askeri müdahalelerle ortadan kaldırılamayacağını belirtirken, Tel Aviv’in Ankara ile direkt karşı karşıya gelmesinin bölgesel dengeleri daha da karmaşık hale getireceği uyarısında bulunuyor.
İsrail’in aslolan endişesi ise Türkiye’nin Suriye’deki askeri tesirinin ülkenin güneyine doğru genişlemesi. Fotoğraf: AA
FÜZELİ MESAJ
Gerilimin em büyük halkası 17-18 Ağustos gecesi Suriye’nin İdlib bölgesinde yaşanmıştı. İsrail cenk uçakları, Türkiye sınırına ortalama 60 kilometre mesafedeki Ebu Zuhur askeri havaalanını sekiz füzeyle hedef aldı. Saldırının öne sürülen sebebi, Türkiye’nin söz mevzusu üsse askeri birlik ve müdafa sistemleri konuşlandırabileceği iddiasıydı. İsrail Başbakanlık Ofisi, Türk kuvvetlerinin Suriye’de yeni bir askeri varlık oluşturmasını kırmızı çizgi olarak değerlendirirken, saldırıdan ortalama yedi gün sonrasında Mossad Başkanı Roman Gofman ile Suriye Dışişleri Bakanı Esad Şeybani’nin gerilimi düşürmek amacıyla görüştüğü bildirildi. İsrailli stratejistlere gore ise askeri tesislerin bombalanması Ankara’nın Suriye üstündeki tesirini kırmaya yetmeyecek.
TÜRK DONANMASI ÜSTÜN
INSS analizindeki mühim ayrıntılardan biri de Doğu Akdeniz’deki askeri güç dengesi. Açık kaynaklı envanter değerlendirmelerine gore Türkiye’nin 16 fırkateyn, 9 korvet ve 14 denizaltıdan oluşan deniz gücü, İsrail’in daha sınırı olan filosuna karşı sayısal avantaj sağlıyor. Türkiye’nin TCG Anadolu amfibi atak gemisi, denizaşırı kuvvet aktarımı açısından mühim bir kapasite oluştururken MİLGEM projesi kapsamında geliştirilen cenk gemileri de donanmanın yerli üretim enerjisini artırıyor.
HASSAS VURUŞ KAPASİTESİ
Doğu Akdeniz’de Türk donanmasının sayısal üstünlüğüne karşılık hava kuvvetlerinde İsrail’in teknolojik pozitif yanları bulunuyor. Tel Aviv’in en mühim kozu, ABD’den tedarik edilen beşinci nesil F-35 cenk uçakları. İsrail’in F-15 ve F-16 filosu da uzun menzilli hava operasyonlarında kullanılıyor. Türkiye’nin hava gücünün omurgasını ise F-16 cenk uçakları oluştururken Ankara, KAAN ulusal muharip tayyare programı ve insansız cenk uçağı projeleriyle teknolojik açığı kapatmayı hedefliyor. Bayraktar TB2, AKINCI, ANKA ve geliştirilen yeni nesil insansız platformlar da Türkiye’nin elektronik harp, bulgu ve kırılgan vuruş kapasitesini destekliyor.
SURİYE’DE YENİ DENKLEM
INSS uzmanları, Ankara’nın kuzeydeki varlığını sınır güvenliği çerçevesinde değerlendirirken İsrail sınırına yakın bölgelerde kurulabilecek Türk askeri tesislerinin gerilimi artıracağı görüşünde. Bununla beraber raporda, Şam yönetiminin Türkiye’nin tüm taleplerini yerine getiren bir yapı olmadığına da dikkat çekiliyor. Suriye yönetiminin Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, ABD ve Avrupa ülkeleriyle geliştirdiği ilişkiler, Ankara’nın tesirini dengelemeye yönelik diplomatik arayışlar içinde gösteriliyor. İsrail’in Suriye ordusunun tekrardan yapılandırılmasına yönelik saldırılarının ise ters tesir yaratarak Şam’ı Türkiye’ye daha çok yaklaştırabileceği belirtiliyor.
100 MİLYAR DOLARLIK HAMLE
Türkiye’nin bölgesel güç denkleminde öne çıkan öteki pozitif yanları ise müdafa sanayisindeki gelişme. Müdafa Endüstri Başkanlığı verilerine gore 2002 senesinde 248 milyon dolar düzeyinde bulunan müdafa ve havacılık ihracatı, 2025 senesinde 10 milyar doların üstüne çıktı. Ortalama 23 yılda 40 katı aşan büyümeyle beraber sektördeki proje sayısı 62’den 1.400’ün üstüne terfi etti. Devam eden ve ihale aşamasındaki müdafa projelerinin toplam büyüklüğü de 100 milyar doları geçti.
İsrailli uzmanlar, Türk donanmasının bölgedeki yapısal üstünlüğünü kabul ediyorlar. Fotoğraf: AA
Uzmanlar ne diyor?
İSRAİL’İN BÜYÜK İKİLEMİ
Meydana getirilen analizleri değerlendiren Internasyonal İlişkiler Uzmanı Prof. Dr. Hasan Köni ise, “İsrail hava saldırılarıyla askeri tesisleri vurabilir sadece Türkiye’nin Suriye’deki siyasal, askerİ ve ekonomik bağlarını ortadan kaldıramaz. Ankara’nın kuvvetli birliği, kara bağlantıları ve gelişen müdafa sanayisi, İsrail’i korkutuyor. Tel Aviv’in aslolan korkusu, Türkiye’nin Suriye’deki tesirinin kalıcı hale gelmesi ve Doğu Akdeniz’deki güç dengelerinin değişmesi” diyor.
TEL AVİV’İN HESABI TUTAR MI?
Internasyonal İlişkiler Uzmanı Umur Tugay Yücel ise Türkiye ile İsrail arasındaki rekabetin Suriye sınırlarını aşarak Doğu Akdeniz’in geleceğini de şekillendirdiğine dikkat çekiyor. Yücel, “İsrail, ABD desteği ve hava gücüyle bölgede askeri üstünlük kurmaya çalışırken Türkiye, coğrafi konumu, birliği ve Şam üstündeki etkisiyle değişik bir güç merkezi oluşturuyor. Tel Aviv’in saldırgan politikaları Suriye’yi Türkiye’ye daha çok yakınlaştırabilir” ifadelerini kullanıyor.
