Barrack, Şam’ın, IŞİD’li tutukluların ve ailelerinin tutulduğu hapishaneler ve kamplar da dahil olmak suretiyle mühim güvenlik görevlerinin kontrolünü ele almaya hazır bulunduğunu kaydetti; bunlar, uzun süredir ABD desteğiyle YPG tarafınca korunan tesislerdi. His remarks signal a significant shift in Washington’s approach to northeastern Syria, where the YPG özgü been the primary US partner since the height of the fight against Daesh, which özgü been strongly criticized by Türkiye.
X kanalında gösterilen detaylı bir açıklamada Barrack, bu anın Suriye’deki Kürt gruplar için zamanı bir dönüm noktası bulunduğunu söylemiş oldu.
“Şu anda Suriye’deki Kürtler için en büyük fırsat, Cumhurbaşkanı Ahmed el Şara liderliğindeki yeni hükümet yönetimindeki Esad sonrası geçişte yatıyor” diye yazdı. He said the transition could offer a “pathway to full integration into a unified Syrian state with citizenship rights, cultural protections, and political participation,” noting that Kurdish communities faced “statelessness, language restrictions, and systemic discrimination” under Assad’s rule.
Barrack, ABD-YPG ortaklığının orijinal mantığını özetledi ve YPG’nin 2019 yılına kadar IŞİD’in bölgesel kontrolünü ortadan kaldırma, binlerce savaşçıyı ele geçirme ve el-Hol ve el-Şaddadi şeklinde kampları güvence altına alma mevzusunda iyi mi Washington’un “mahalli müttefiki” olarak ortaya çıktığını söyledi. O dönemde Suriye devletinin parçalanmış durumda bulunduğunu ve İran ve Rusya ile olan ittifakları sebebiyle “geçerli bir ortak olmadığını” söylemiş oldu.
Sadece koşulların “temelden değiştiğini” söylemiş oldu. Barrack, artık “kabul edilen” ve 2025 sonlarında 90. üyesi olarak IŞİD’le Savaşım Küresel Koalisyonu’na katılan Suriye merkezi hükümetinin, terörle savaşım mevzusunda Batılı ortaklarla ortaklık sinyali verdiğini söylemiş oldu. Bu değişimle beraber, ABD-YPG ittifakının aslolan amacının “yoluna çıktığını” savundu.
Barrack, ABD’nin 18 Ocak’ta imzalanan YPG-Şam entegrasyon anlaşmasını da içeren bir geçişi etken olarak kolaylaştırdığını söylemiş oldu. Antak kalma, SDG savaşçılarının ulusal orduya dahil edilmesini, petrol yatakları, barajlar ve sınır geçişleri şeklinde temel altyapının Suriye devletinin kontrolüne devredilmesini ve IŞİD’in gözaltı merkezlerinin Şam’a devredilmesini öngörüyor.
Barrack, “ABD’nin uzun vadeli bir askeri varlığa ilgi duymadığını” yazdı ve Washington’un önceliklerinin artık IŞİD’in tekrardan canlanmasını önlemek, uzlaşma çabalarını desteklemek ve “ayrılıkçılığı yada federalizmi onaylamadan” Suriye birliğini teşvik etmek üstünde yoğunlaştığını altını çizdi.
Entegrasyon çerçevesinin, Suriyeli Kürtlerin, bir zamanlar vatansız olanlar için vatandaşlık, Kürtçe eğitim ve Nevruz’un ulusal bayram olarak tanınması şeklinde kültürel ve dilsel korumalar ve birleşik bir Suriye devleti içinde siyasal katılım da dahil olmak suretiyle uzun süredir inkar edilen hakları elde etmesi için onlarca senedir en kuvvetli şansı sunduğunu söylemiş oldu.
Barrack, kırılgan ateşkesler, mahalli gerilimler ve muhafazakarlara yönelik endişeler de dahil olmak suretiyle süregelen riskleri kabul ederken, Washington’un Kürt haklarını korumak ve DEAŞ’la mücadelede işbirliğinin devamını sağlamak için güvenceler alınması için baskı yaptığını söylemiş oldu. Ayrı yönetim yapılarının uzatılmasının istikrarsızlığı artırabileceği yada aşırılık yanlısı gruplar için açıklık yaratabileceği mevzusunda uyardı.
Barrack, ABD’nin Suriye’deki çabalarının şu anda iki önceliğe odaklandığını söylemiş oldu: “Şu anda SDG tarafınca korunan, IŞİD mahkumlarının tutulduğu hapishane tesislerinin güvenliğinin sağlanması ve SDG ile Suriye Hükümeti arasındaki görüşmelerin, SDG’nin barışçıl entegrasyonuna ve Suriye’deki Kürt nüfusunun tam Suriye vatandaşlığına siyasal olarak dahil edilmesine izin verecek şekilde kolaylaştırılması.”
