Fatma Keber / Gazete Duvar
Türkiye’nin güneydoğusundaki Urfa ilinde binlerce aile geçimini sağlamak için tarım işçisi olarak batı illerine göç etmek zorunda kalıyor. Geniş tarım arazilerine sahip olmasına rağmen binlerce işçi Urfa yerine başka şehirlerde çalışmayı tercih ediyor.
Urfa’da işçiler ya düşük ücretle çalışıyor ya da emeklerinin karşılığını adil alamıyor. Bu nedenle sezonun açılmasıyla birlikte binlerce tarım işçisi yollara çıktı. Her yıl çok sayıda aile mevsimlik tarım işçisi olarak yevmiye karşılığında çalışmak üzere batı illerine göç ediyor.
Aileler eğitimlerine ara vermek zorunda kalan çocuklarıyla birlikte soğan, sarımsak, şeker pancarı ve fındık üretiminin yoğun olduğu bölgelere göç ediyor.
Gazete Duvar, Urfa’dan başka illere göç eden işçilerle aileleriyle birlikte telefonla görüşerek, yaşadıkları sorunları dinledi.
O işçilerden biri de Abdullah Akbay’dı. Akbay ailesi, Nisan ayında Türkiye’nin Marmara bölgesindeki Bursa iline taşındı.
Akbay, Duvar’a biber ve domates işi yapmak üzere ailece Bursa’ya taşındıklarını söyledi. Şu anda en önemli sorunlarından birinin çocuklarını okula yazdıramamak olduğunu anlatan Akbay, “’Geç kaldık’ diyerek kabul etmediler” dedi.
Yaklaşık 5 ay boyunca Bursa’da kalmayı planlayan ailenin bir diğer büyük sorunu da barınma sorunu oldu. “Mayıs olmasına rağmen burası kış gibi çok soğuk ve elektriğimiz yetersiz” diye şikayet etti.
İldeki mevsimlik işçiler grubuna da başkanlık eden Akbay, çalışma koşullarına dikkat çekerek, “Bizim de insan gibi yaşama hakkımız var. Burada yaklaşık 160-170 kişi var, bunların yaklaşık 50’si çocuk. Günlük kazancımız 600 bin lira. lira (18,5 ABD doları).”
Akbay’a göre asgari ücret alabilmek için 30 gün ara vermeden çalışmak gerekiyor. Yine de bu, Urfa’dakinden daha iyiydi ve bu da onların her yıl göç etmelerine neden oldu.
“Urfa’da bir işçinin yevmiyesi buraya göre yüzde elli daha düşük. Geçen yıl burada 400 liraya çalışıyorduk, Urfa’da yevmiye 200 liraydı. Urfa’da da ödeme koşulları farklı. En azından Burada ödemeyi peşin alıyoruz ama orada ödemeler gecikiyor ve zamanında yapılmıyor. Eğer kabile güçlüyse paramızı geciktiriyorlar” diye açıkladı.
Mevsimlik işçi olarak Adana Tuzlu’ya giden Musa Gültekin, birçok olanaktan mahrum kaldıklarına dikkat çekti. “Bize ikinci sınıf vatandaş demek doğru olur” dedi.
Yaşlıların en çok acı çektiğini de sözlerine ekledi. Yağmurda, çamurda, sıcakta perişan oldular, elektrik sıkıntısı yaşadılar. “Hafif bir rüzgar geçici elektriğimizi kesiyor ve düzenli bir abonelik bile alamıyoruz” dedi.
“Çocuğumuzun eğitimini alamıyoruz, sevdiklerimizin sağlığını da kaybediyoruz. Buraya neden geliyoruz? Para kazanırsak yaşam koşullarımızın iyileşmesini umuyoruz ama maalesef sağlığımızı kaybediyoruz” diye devam etti.
Gültekin, hijyenik olmayan koşullarda çalıştıklarını vurguladı. Bölgedeki sivrisinekler, çoğunun sineklik almaya gücü yetmeyen işçiler için gerçek bir sorun haline geldi.
Gültekin’e göre belediyeler köyde ilaçlama yaparken çadırlarını görmezden geldi. Bunu defalarca belediyeye bildirmeme rağmen hiçbir şey yapmıyorlar.
“Biz de insanız; Burada yaşıyoruz ve bu koşullar altında geçimimizi sağlamaya çalışıyoruz” diye sözlerini tamamladı Gültekin.
Akçakale Ziraat Odası Başkanı Selahattin Yılmaz, Urfa’dan tarım işçilerinin göçüne ilişkin şunları söyledi: “Buradaki vatandaşlarımız, sadece geçim koşullarını sürdürmek için gruplar halinde zorlu yaşam koşullarıyla mevsimlik işlere gidiyor. zor koşullar.”
İktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) İl Başkanı, mevsimsel göçler sırasında Urfalıların tatile gittiğini söylemişti.
“Gidip durumlarını bizzat görmesini istiyoruz. Böyle bir tatili kim ister?” diye yanıtladı Yılmaz.
İşçilerin gittikleri yerlerde şartların iyileştirilmesi gerektiğine dikkat çeken Yılmaz, “Bebekleri, çocukları, yaşlıları var, o şartlarda yaşamaya çalışıyorlar. Zararlı var, sivrisinek var, zararlı hayvan var ama zararlı yok” Zor koşullar altında hayatta kalma mücadelesi veriyorlar.”
(Ayşenaz Toptaş’ın İngilizce versiyonu)
![]()
