Türkiye’de kredi hacmi büyümeye devam ederken, geri ödeme tarafındaki bozulma daha görünür hale geldi. Türkiye Bankalar Birliği Risk Merkezi’nin son piyasaya sürülen verilerine gore finans sektöründe tasfiye olunacak alacaklar 880 milyar TL’ye ulaşırken, bu tutarın 845 milyar TL’si bankalara, 14 milyar TL’si finansal kiralama şirketlerine, 13 milyar TL’si faktoring şirketlerine, 7 milyar TL’si ise finansman şirketlerine ilişik. Başka bir ifadeyle tasfiye olunacak alacakların toplam kredilere oranı bundan önceki yıla gore 0,7 puan artarak yüzde 3,2’ye yükselmiş vaziyette.
Uzmanlara gore bu tür dönemlerde en mühim gösterge yalnızca kredi hacminin ne kadar büyümüş olduğu değil, kredinin hangi hızla geri döndüğü.
YÜZDE 80’LİK ARTIŞ
Ortaya çıkan son verilerin en dikkat çekici tarafı, sorunlu alacaklardaki artış hızının kredi büyümesini geride bırakması. TBB Risk Merkezi’nden yansıyan verilere gore finans sektöründeki nakdi krediler geçen senenin aynı ayına gore yüzde 39 artarak 26 trilyon 883 milyar TL’ye çıktı. Aynı dönemde tasfiye olunacak alacaklar ise 488 milyar TL’den 880 milyar TL’ye terfi etti. Bu, ortalama yüzde 80’lik bir artış anlamına geliyor. Şu demek oluyor ki kredi hacmi büyürken, tahsilat riski oldukça daha süratli büyüyor. Ekonomide aslolan alarm veren nokta da burada başlıyor.
KOBİ KREDİLERİ 7 TRİLYON
Finans sektöründe kullandırılan nakdi kredilerin 25 trilyon 795 milyar TL’si bankalar tarafınca verildi. Bankalar kredi pazarının yüzde 96’sını oluştururken, tasfiye olunacak alacakların da gene yüzde 96’sı bankaların bilançosunda yer aldı. Finansal kiralama şirketlerinin kredi hacmi 423 milyar TL, faktoring şirketlerinin 345 milyar TL, finansman şirketlerinin ise 320 milyar TL oldu. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun haftalık verileri de kredi hacmindeki büyümenin boyutunu ortaya koyuyor. Bankacılık sektöründe toplam krediler 25 trilyon 554 milyar TL’ye ulaştı. Bunun 6 trilyon 335 milyar TL’si tüketici kredileri ve bireysel kredi kartlarından, 19 trilyon 219 milyar TL’si ise ticari ve öteki kredilerden oluştu. Bireysel kredi kartları 3 trilyon 115 milyar TL, gereksinim kredileri 2 trilyon 407 milyar TL, konut kredileri 767 milyar TL, taşıt kredileri ise 45 milyar TL seviyesinde gerçekleşti. KOBİ kredileri de ortalama 7 trilyon TL’ye dayandı.
ZİNCİRLEME ETKİ
Kurumsal İktisat Uzmanı Gülsev Duran ise tabloyu yorumlarken, şunları söylemiş oldu: “Bu tablo yalnızca bankacılık sistemi açısından teknik bir veri değil; gerçek sektörün günlük hayatına dokunan bir gösterge. Bu sebeple Türkiye’de şirketlerin mühim bir kısmı faaliyetlerini kredi, çek, senet, faktoring ve vadeli satış düzeniyle sürdürüyor. Bir işletme müşterisinden parasını zamanında alamadığında kendi tedarikçisine ödeme yapmakta zorlanıyor. Tedarikçi tahsilat yapamadığında çalışan maaşı, kira, vergi, SGK primi ya da hammadde ödemesi için tekrardan krediye yöneliyor. Böylece zincirin bir halkasındaki gecikme, öteki halkalara da sirayet ediyor. Tasfiye olunacak alacaklardaki artış, işte bu zincirleme baskının finansal sisteme yansıyan yüzü.”
Öte taraftan TBB Risk Merkezi’ne gore bankalar ve banka dışı finansal kuruluşlar tarafınca kullandırılan bireysel krediler Nisan 2026 itibarıyla yüzde 48 artarak 6 trilyon 548 milyar TL’ye çıktı. Bireysel kredilerin yüzde 50’sini kredi kartları, yüzde 24’ünü gereksinim kredileri, yüzde 12’sini konut kredileri, yüzde 13’ünü kredili mevduat hesapları, yüzde 1’ini ise taşıt kredileri oluşturdu.
İNŞAAT SEKTÖRÜ DE SIKINTILI
Sektörel bazda en dikkat çekici veri ise inşaatta ortaya çıktı. Nisan 2026 itibarıyla tasfiye olunacak alacak oranı en yüksek sektör yüzde 4,1 ile inşaat oldu. İnşaat sektörünün uzun vadeli finansman ihtiyacı, yüksek girdi maliyetleri, konut satışlarındaki dalgalanma ve krediye erişimdeki sıkılaşma dikkate alındığında, bu oran piyasanın en kırılgan alanlarından birinin inşaat olduğu şeklinde yorumlandı.
[email protected]
Kaynak: Web Hususi
