Türkiye Azerbaycan Dostluk, İşbirliği ve Dayanışma Vakfı Başkanı Prof. Dr. Aygün Attar, Avrupa Parlamentosu Başkanı Roberta Metsola’ya hitaben açık mektup yayımladı. Attar, mektubunda Azerbaycan karşıtı eylemler ve son dönemde yaşanmış olan gelişmelere ilişkin sert değerlendirmelerde bulunmuş oldu.
Avrupa Parlamentosu Başkanı Roberta Metsola
İşte Prof. Dr. Aygün Attar’ın Metsola’yı eleştirdiği o yazı:
“2022’de AP Başkanı seçildiğinizde sevinmiş ve bir fazlaca umutlanmıştım.
Hanım kimliğinizle ve hukuk eğitiminizle daha değişik, daha adaletli ve Avrupa’nın Türk toplumuna yönelik hastalıklı bakış açısından daha bağımsız bir politika yürüteceğinizi hayal etmiştim.
AP’nin üçüncü hanım başkanı olarak oturduğunuz koltuğun bununla beraber en delikanlı zamanlarında olan başkanı oldunuz. Gençler reformist olur, fakat siz ego duygusu yüksek, çifte standartlı kurumunuzda ıslahat yolunu tercih etmediniz.
Riyakâr Avrupa siyasetinin bir figürü olarak hem başkanlığınızın birinci döneminde hem de devam etmekte olan ikinci döneminde Azerbaycan aleyhinde esassız kararlar aldınız.
Dün Azerbaycan Devlet Başkanı’nın söylediği hakikatleri duymak sizi oldukca rahatsız etmiş olmalı ki derhal yanıt verme ihtiyacı hissetmişsiniz. Avrupa Parlamentosu’nun seçimle belirlendiğini söylemişsiniz.
Hanımefendi, son beş senede aleyhine 14 kere karar çıkardığınız Azerbaycan devletinin başkanının da seçimlerle o koltukta oturduğunu bilmiyor musunuz?
Karabağ zaferinin muzaffer komutanını tüm halk, bayram havası içinde akın etmiş olduğu sandığa yansıtarak devlet başkanı seçti.
Avrupalı seçmenler hangi ayrıcalıkla ikide bir Azerbaycan’ın içişlerine müdahale etme hakkını kendinizde görüyorsunuz?
Avrupa Parlamentosu’nun Azerbaycan’a karşı garezli tutumuna bizzat şahit olmuş birisiyim ben.
Sizin ağzınıza pelesenk ettiğiniz “demokrasi, insan hakları” teranelerine karnımız tok bizim.
Doğu ve Batı içinde oldukca taraflı bir görüşme ve diyalog forumu olarak belirlenmiş Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı’nın (AGİT) gözlemcisi olarak Azerbaycan’ın erken genel seçimleri için Şubat 2020’de Bakü’de bulundum.
Azerbaycan topraklarının yüzde yirmisi işgal altındaydı. Buna karşın seçimlerden önceki hazırlık toplantısında AGİT’in Azerbaycan aleyhine propagandasına bizzat tanıklık ettim ve isyan ederek Azerbaycan’ın içişlerine karışılmasının hukuki olmadığına dair manifesto yayımladım.
Sizin ikili standartlarınıza aşina bir akademisyen olarak size soruyorum: 30 senelik işgal sebebiyle toprağından uzak kalmaya zorunlu edilen ve “kaçkın” adlandırılan 1 milyon Azerbaycanlı hakkında bir kararınız oldu mu?
Azerbaycan’ın tarihî toprakları olan Karadağ’da, Zengezur’da UNESCO koruması altında olan ve olmayan binlerce tinsel mirasımıza, yok edilen tarihimize yönelik niçin 30 yıl süresince sesiniz çıkmadı da meşru savunma hakkını kullanan Azerbaycan’a yönelik parlamentonuzda 2020’de “Ermeni kültürel mirasının korunması” kararları çıktı?
1990’larda Hocalı Soykırımı için karar çıkarmayan AP’nin, 2023 Eylül’ünde Karabağ’daki anti-terör operasyonundan sonrasında “Azerbaycan’ı kınayan” ve “yaptırım” isteyen karar kabul etmesini bir bayan, bir hukukçu ve askerî düzeyde vicdan duygusu olan bir insan olarak iyi mi açıklayabilirsiniz?
30 yıl, sizin AP Başkanı seçildiğinizdeki yaşınıza yakın bir zamandır. O süre süresince asla Azerbaycan topraklarını işgal edenlere yönelik karar almayıp, Azerbaycan ile Ermenistan içinde hiçbir gerginlik yokken 2024 Şubat ayında “Azerbaycan’ın Ermenistan’a saldırma riski” başlıklı karar alarak Bakü’ye “toprak bütünlüğüne saygı” çağrısı vermiş olmanız riyakârlık ötesinde siyasal ahlaksızlık değilse nedir?
“Mutat prosedür” hâline getirmiş olduğunuz “Azerbaycan’da insan hakları” başlıklı, medya özgürlüğünden, aktivistlerin tutuklanmasından bahseden kararların aynısını 2023’te dünyayı dehşete düşüren Fransa’daki aktivistlere yönelik polis sertliği için, Almanya’da yerlerde sürüklenen hanım ve gençler için, Yunanistan’daki sokak arbedeleri için niçin almadınız?
Avrupa Birliği’ne üye olan devletlerle ilgilenmeniz gerekiyorken, ittifakınızda olmayan Azerbaycan ve Türkiye’ye yönelik almış olduğunuz kararlar yalancı demokrasinize kılıf uydurmak için başvurduğunuz çifte standarttır!
Fransa, Yunanistan ve Ermeni lobisinin AP’de etkili bulunduğunu çoğumuz biliyoruz.
Ermeni ve Yunan lobisinin tekelinden çıkamadığınız için aynı yerde senelerdir debelenip duruyorsunuz.
Belçika ve Hollanda’nın Türk düşmanı vekillerinin baskısıyla üye olmayan ülkelerin içişlerine karışıyorsunuz fakat temel göreviniz olan hukukun üstünlüğü, göç, dijital güvenlik, Avrupa nüfusunun hızla azalması benzer biçimde mevzulara eğilmiyorsunuz. Niçin?
Karabağ Savaşı’nın bitmesinden, Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki mevcut ateşkes durumundan, Ankara ile Erivan arasındaki normalleşmeden niçin bu kadar rahatsız olduğunuzu merak ediyorum.
Kafkaslar’daki sulh sizi mutsuz mu ediyor?
AP Başkanı koltuğuna oturmadan önceki siyasal söylemlerinizde fark yapmadan insan haklarından bahsediyordunuz.
Mevcut ayrımcı tutumunuzla etrafınızı saran bir kesimi ve başkanlık ettiğiniz parlamentoyu aldığınız taraflı kararlarla kıymetli ettiğinizi düşünüyor iseniz, yanılıyorsunuz.
30 yıl süresince toprakları işgal edilmiş, bu yolda 23 bin şehidi, binlerce gazisi olan, oldukca acılar yaşayan gururlu ve kahraman bir halkın gözünde siz ve ekibiniz dünyanın en rahat, değersiz insanlarısınız!
Hitabımdaki “sayın” kelimesi de şahsınıza değil, makamınızadır.
Sayın Başkan, hatırlatmak isterim: AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Azerbaycan’la “Stratejik Enerji Ortaklığı” belgesini imzaladıktan, Bakü’den gaz alımını iki katına çıkarma hedefini açıkladıktan derhal sonrasında başlangıcında bulunduğunuz Parlamento Azerbaycan’a yönelik yaptırım sonucu almıştı.
Soramadan edemeyeceğim: Siz hakikaten Avrupa’nın menfaatlerine mi hizmet ediyorsunuz, yoksa sizi ikinci dönem oylarıyla o koltuğa oturtan Fransa, Hollanda, Belçika ve Yunanistan’dan olan “lobicileri” memnun ederek kişisel istikbalinizi AB’nin istikbalinin önünde mi tutuyorsunuz?
Kendinizi “insan hakları” bekçisi duyuru ederek gerçekleri demagoji yaparak kamufle etmeyiniz lütfen ve ilkin vicdan haklarınızı koruyun!
Enerji stratejisinde Azerbaycan’ı kendisine ortak gören bir Avrupa, siyasal olarak sizin başkanlık ettiğiniz Avrupa Parlamentosu yardımıyla ortak değil, düşman muamelesi görüyor ise, sakatlık sizde değil mi?
Sayın Başkan, parlamentonuzda alınmış olan kararların hukuki hiçbir bağlayıcı özellik taşımadığının hukukçu olarak siz de farkındasınız.
Sinek de bir şey değil fakat mide bulandırır.
Azerbaycan’a yönelik sorumsuz kararların altında imzası olan bir siyasetçi olarak size, Avrupa için yaşamsal ehemmiyet taşıyan Orta Koridor’un kalbi olan Azerbaycan hakikatini hatırlatmak isterim.
Ihmal etmeyin ki Avrupa’nın stratejik kazancı ve hayatta kalabilmesi sizin hazzı bir halde ikide bir aleyhinde kararlar aldığınız Azerbaycan’a bağlıdır.
Azerbaycan, Orta Koridor’un sigortasıdır.
Hazar’ı geçmeden Avrupa’ya gidemezsiniz.
Çin-Avrupa hattında Azerbaycan eğer olmazsa hiçbir koridor işlemez.
Azerbaycan artık yalnız enerji değil, Avrupa’nın lojistik güvenliğinin de ortağıdır. Dünyanın bilmiş olduğu şu gerçeği Avrupa Parlamentosu Başkanı olarak bilmiyor olmanız en kibar ifadeyle cehalettir!
Sizin küçümseyerek hakkında hükümsüz kararlar aldığınız Azerbaycan yalnız Azerbaycan değil; Kazak petrolü, Özbek pamuğu benzer biçimde stratejik ürünlerin geçiş güzergâhı olan Türk Devletleri Teşkilatı’nın lojistik başkentidir bununla beraber. Asya ile Avrupa arasındaki köprüdür.
Metsola Hanım, AB Komisyonu Bakü ile 2027’ye kadar gaz alımını yüzde 50 artırma anlaşması imzaladığı bir ortamda siz de gaza gelmiş olarak Azerbaycan’la ilişkilere daha çok zarar vermeyin; zararı olan çıkarsınız.
Naçizane tavsiyem: Avrupa Parlamentosu başkanlığına seçilmek için devşireceğiniz lobi oyları yardımıyla vezir olacağınızı düşünerek kendinizi Avrupa’ya rezil etmeyin.”
