1. Haberler
  2. Yerel
  3. Faizde temkinli indirim, ekonomide denge arayışı

Faizde temkinli indirim, ekonomide denge arayışı

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısında siyaset faizini 100 baz puan indirerek yüzde 38’den yüzde 37’ye düşürmesi sonrası gözler piyasalardaki son durum ile ekonomiden yansıyan verilere çevrildi. İndirim öncesi piyasalardaki genel beklenti 150 baz puanlık bir indirim yönündeydi. Sadece PPK, daha davranışlarında ölçülü bir adımla 100 baz puanlık indirimi tercih etti. Faiz kararının arkasından piyasalarda ilk tepkiler ise risk göstergeleri ve ana para hareketleri üstünden seyredildi. Türkiye’nin 5 senelik kredi risk primi (CDS), karar öncesinde 219 seviyesindeyken faiz indirimi sonrasında 204’e kadar geriledi. CDS’teki bu düşüş, Türkiye varlıklarına yönelik algının son dönemde daha dengeli bir seyre girdiğini gösteren mühim göstergelerden biri olarak kayda geçti.


İhracattaki dengesiz tablonun sürdüğüne dikkat çekiliyor.

BİR YILLIK DEĞİŞİM

Merkez Bankası’nın son sonucu, para politikası sürecinin devamı durumunda değerlendiriliyor. Geçen senenin aynı döneminde siyaset faizi yüzde 45 seviyesindeydi. Böylece son bir yılda siyaset faizinde toplam 8 puanlık bir düşüş yaşanmış oldu. Döviz cephesinde ise dalgalı sadece kontrollü bir seyir dikkat çekiyor. 2025 yılının başlangıcında 35 TL bandında seyreden dolar/TL kuru, bugün 43 TL’nin üstüne çıkmış durumda. Son bir senelik dönemde kurdaki artış ortalama yüzde 23 seviyesinde gerçekleşirken, Euro/TL kuru da aynı dönemde 37 TL seviyelerinden 50 TL bandına yükselerek yüzde 35’e yaklaşan bir artış kaydetti.

YABANCI YATIRIMCIDA ARTIŞ

Ekonomiden yansıyan öteki veriler de dikkat çekmeye devam ediyor. Merkez Bankası verilerine nazaran geçen hafta yabancı yatırımcılar Türkiye piyasalarına kuvvetli bir giriş yapmış oldu. Yabancıların hisse senedi alımı 196,6 milyon dolar olurken, devlet iç borçlanma senetlerinde ise alım tutarı 1 milyar 97,4 milyon dolara ulaştı. Böylece senenin ilk üç haftasında yabancı yatırımcıların toplam girişi hisse senetlerinde 536,74 milyon dolar, devlet tahvillerinde ise 2 milyar 250 milyon dolar oldu. Analistler, uzun süredir bu büyüklükte bir yabancı ana para girişi görülmediğine dikkat çektiler.

REZERVLERDE TOPARLANMA

Merkez Bankası rezervlerindeki artış da dikkat çekici boyutlara ulaşmış durumda. Brüt rezervler 205,2 milyar dolara yükselirken, swap hariç net rezervler 78,8 milyar dolar seviyesine çıktı. Son bir yılda rezervlerdeki bu iyileşmeye ek olarak, ortalama 143 milyar dolarlık Kur Korumalı Mevduat (KKM) stokunun büyük seviyede sona ermesi, finansal sistem üstündeki baskının azalmasına katkı sağlamış oldu.

SANAYİDE YAVAŞLAMA

Ekonomide pozitif yönde gelişmelerin yanı sıra, negatif veriler de söz mevzusu. Gerçek sektör cephesinde yavaşlama sinyalleri sürüyor. İmalat sanayisi genelinde kapasite kullanım oranı ocak ayında bundan önceki aya nazaran 0,3 puan azalarak yüzde 74,1 seviyesine geriledi. Bu oran, endüstri üretimindeki ivme kaybının kapasite kullanımına da yansıdığı şeklinde yorumlanıyor.

Faizde temkinli indirim, ekonomide denge arayışı - Resim : 2
Bankalararası Kart Merkezi (BKM) verilerine nazaran kredi kartları, banka kartları ve ön ödemeli kartlarla Aralık ayında meydana getirilen toplam ödeme tutarı, bundan önceki senenin aynı dönemine kıyasla yüzde 48 artarak 2 trilyon 511,1 milyar liraya ulaştı.

İHRACATTAKİ DENGE

İlginç verilerden biri de ihracattaki tabloya ilişkin rakamlar. 2021 senesinde Türkiye, en fazla ihracat yapmış olduğu ilk 20 ülkenin yalnızca 4’üne karşı dış tecim açığı verirken, bu sayı 2025 itibarıyla 8’e terfi etti. Analistlere nazaran bu değişiklik, Türkiye’nin ihracat yapmış olduğu pazarlarda daha çok ithalatçı konuma kaydığını gösteriyor. Kamuoyu Araştırmacısı Volkan Tebrizcik ise verileri yorumlarken, “Bu eğilim, üretim yapısındaki dönüşümle de örtüşüyor. İmalat sanayiinde istihdam artışı sınırı olan kalırken, hizmetler sektörünün oranı hızla yükseliyor. Üretimden fazlaca tüketime dayalı bir gelişme kompozisyonu, dış tecim dengesine direkt yansıyor” diyor.

İKİNCİ YARI VURGUSU

Orta Vadeli Program’da 2026 yılı için öngörülen yüzde 3,8’lik gelişme tahminine dikkat çeken Prof. Dr. Sefer Şener ise üretim ve ihracat odaklı bir ekonomik yapının önemine vurgu yapmış oldu. Şener, büyümenin kalıcı hale gelmesinin sadece endüstri ve üretim kapasitesinin güçlendirilmesiyle mümkün olacağını belirterek, “Senenin ilk yarısında dengelenme süreci öne çıkacaktır. Senenin ikinci yarısında daha pozitif yönde ekonomik sinyaller gelecektir” dedi.

[email protected]

Kaynak: Web Hususi

Faizde temkinli indirim, ekonomide denge arayışı
Yorum Yap

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

WP Twitter Auto Publish Powered By : XYZScripts.com
KAI ile Haber Hakkında Sohbet
Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.