Dışişleri Bakanı Hakan Fidan Cumartesi günü yapmış olduğu açıklamada, Balkanların bir tek Türiye için stratejik değil, bununla birlikte kültürel ve insan bağlarıyla iç içe geçmiş bir öncelik alanı bulunduğunu söylemiş oldu.
“Balkanların istikrarı ilk olarak Avrupa için ve komşu bölgelerin barışı ve güvenliği için büyük ehemmiyet taşımaktadır.”
Fidan, iştirakçilerin görüşmede “bölgesel problemler için bölgesel çözümler” üretmeyi kabul ettiklerini ve ortaya çıktıkça sorunları ele alacaklarını belirtti.
Farkındalığı çoğaltmak için devam eden tartışmalar ve ortak ortak zeminden sevinç duyduğunu ve altı ayda bir yeniden buluşmaya karar verdiklerini ve İstanbul’un şimdilik platformun merkezi olarak devam ettiğini belirtti.
Dışişleri bakanı ek olarak açılış Balkan sulh platformunu gayri resmi bir format olarak nitelendirdi ve ilerleme kaydedildikten sonrasında liderleri bu çerçeve altında bir araya getirme mevzusunda bir düşünce birliği bulunduğunu söylemiş oldu.
Fidan bazı Balkan ülkeleri arasındaki gerilimleri hatırladı, sadece “asla kimsenin geçmişte olduğu benzer biçimde sıcak bir harp yada çatışma istemediğini” memnuniyetle karşıladı ve dış ilişkiler ve diyalog yöntemiyle sorunları çözme mevzusunda bir düşünce birliği altını çizdi.
Bölge çoğu zaman sorunlara odaklanırken, noksan fırsatların negatif ekonomik ve güvenlik sonuçlarına haiz bulunduğunu kaydetti.
Ekonomik ve öteki alanlarda barışçıl ortaklaşa iş ve gelişmiş bağlantı oluşturmak için belirli mevzuları bir kenara bırakma mevzusunda ortak bir farkındalık ve zihinsel anlaşmayı altını çizdi ve bu düşünce birliğinin bölgesel barışın devamı için en büyük başarısı olarak adlandırıldı.
Görüşmede Bosna-Hersek, Karadağ, Kosova, Şimal Makedonya, Sırbistan ve Arnavutluk’un dış bakanlarına ve üst düzey yetkililerine ev sahipliği yapmış oldu. Platform, bölgesel ülkeler içinde diyalog, karşılıklı itimat ve işbirliğini geliştirmeyi ve bölgesel mevzulara kalıcı çözümler geliştirmeyi amaçlamaktadır.
Balkan Sulh Platformu, Türkiye’nin yenilikçi dış ilişkiler anlayışı çerçevesinde geliştirilmiştir ve bölgenin gereksinimlerine yanıt vermeyi amaçlayan bir girişimdir. Türkiye, son 20 yılda ekonomik gelişme ve dış siyaset oldukca yönlülüğünün organik bir sonucu olarak Balkanlar’da dikkat çekici bir erkek oyuncu haline geldi. Ankara, Balkanlar’da sulh, istikrar ve iyi komşu bulunduğunu vurgular. Yenilikçi milliyetçi eğilimlerin ele alınmasının ve mikro-ulusculuk tarafınca yaratılan sorunların üstesinden gelmenin sadece devletlerin egemen eşitliği yöntemiyle mümkün olduğuna inanılmış olduğu için bölgenin kronik problemlerine çözümler sunmaktadır.
Bu bağlamda, Türkiye, Balkan devletlerinin sınırları içinde yaşayan azınlıklara özenlidir, bu halkların kimliklerine karşı ayrımcılık yapmamak ve korunmak içindir. Diplomatik misyonlarının yanı sıra, Yunus Emre Enstitüleri, Türk Kızıl hilleri (Kuzez), Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı (Tika) ve yıkım ve acil yönetim otoritesi (AFAD) benzer biçimde yarı resmi kurumlar vasıtasıyla Balkan ülkelerine ekonomik, teknik ve insani yardım sağlar.
Türkiye’nin Balkanlar’daki girişimlerinin bir parçası olarak Belgrad ve Ankara, Bosna-Herzegovina ve Hırvatistan ile üç taraflı danışma mekanizmasını başlattı. Ek olarak Ankara, Güneydoğu Avrupa İşbirliği Süreci, Bölgesel İşbirliği Konseyi ve Bosna-Herzegovina’daki Sulh Uygulama Konseyi Yönetim Komitesi benzer biçimde yapılara tertipli olarak katılır. Ülke ek olarak NATO KFOR ve EUfor Althea hareketleri vasıtasıyla bölgesel istikrara katkıda bulunmaktadır.
KFOR, BM Güvenlik Konseyi’nin güvenlik ve istikrarı sağlama kararının arkasından 12 Haziran 1999’da Kosova’da görevine başladı. Misyon, 21 NATO üyesi ve altı NATO olmayan ortak ülke dahil olmak suretiyle 27 ülkeden 4.500’den fazla internasyonal askeri personele haizdir. Ankara, 9 Ekim 2023’te NATO’nun KFOR’sunu ilk kez yapmış oldu. 27 NATO üyesi ve ortağı içinde Türkiye, KFOR’da en büyük ikinci bir koşula haizdir ve ortalama 4.500 askerinin minimum 780’ine katkıda bulunur. Kosova 2008 senesinde Sırbistan’dan bağımsızlık duyuru etti ve Türkiye de dahil olmak suretiyle birçok ülke tarafınca tanındı. Sadece Belgrad, Kosova’yı asla tanımadı ve Sırbistan’ın bir parçası bulunduğunu iddia ediyor. Türkiye hem Kosova hem de Sırbistan ile iyi ilişkiler sürdürüyor.
Balkan sulh platformunu toplama girişiminin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın direktifine geldiğini belirten Fidan, bölgesel liderlerin teklife kuvvetli bir ilgi gösterdiğini söylemiş oldu.
Balkanları Avrupa, Orta Doğu, Akdeniz ve Karadeniz’i birbirine bağlayan stratejik bir kavşak olarak vurgulayan Fidan, bölgenin siyasal, ekonomik ve güvenlik mevzularındaki tarihsel önemini altını çizdi.
Ek olarak, bölgesel ülkelerle ikili işbirliğinin birden fazla düzeyde geliştiğini ve üst düzey temasların devamlı olarak yeni alanlara genişlediğini altını çizdi.
“Balkanlardaki istikrarın ilk olarak bölgesel ülkeler içinde güçlendirilmiş ortaklaşa iş ve diyalog yöntemiyle kalıcı olacağına inanıyoruz. Bu yaklaşım bölgesel iyelik ilkesine dayanıyor” dedi.
Balkan sulh platformunun, tüm taraflar içinde dürüst diyalog ve tertipli iletişimi teşvik eden ergonomik ve etkili bir yapı oluşturmayı amaçlayan bölgesel mülkiyette yeni bir adımı temsil ettiğini belirtti.
Dışişleri Bakanı, Balkanlar teriminin bölünme ve parçalanma ile değil, ortaklaşa iş ve dayanışma ile ilişkili olduğu bir temel oluşturma amaçlarını beyan etti, hem bölgenin hem de komşularının refahına ve barışına katkıda bulunmaya çalıştı.
Fidan, iştirakçilerin bugün Balkan problemlerine çözüm bulmak ve somut projeler geliştirmek için bir araya geldiğini de sözlerine, “Herhangi bir sürecin yerini almak yerine mevcut mekanizmaları desteklemeyi hedefliyoruz. Internasyonal toplumun, bilhassa Belgrad-Pristina diyalog sürecinin çabalarını destekleyen bir çerçeve sunuyoruz.” Dedi.
“Geleceğimizi şansa ya da başkalarının ellerine bırakamayız,” dedi Fidan, katılımcılarla bölgesel mevzuları tartıştıklarını ve Balkanlar içinde istikrar ve refah oluşturmanın en büyük öncelik bulunduğunu vurguladıklarını da sözlerine ekledi.
Yetkili, “Siyasal gelişmeler, enerji güvenliği, bağlantının güçlendirilmesi, bölgesel ortaklaşa iş ve kapasite geliştirme fırsatları benzer biçimde çeşitli mevzularda görüş alışverişinde bulunduk. Balkan sulh platformunun geleceğini de değerlendirdik ve bölgedeki mevcut girişimlere tamamlayıcı bir format olarak hizmet etmeyi amaçladık.” Dedi.
Dışişleri Bakanı, tertipli toplantılar düzenleme ve bölgesel işbirliğini somut bir halde ilerletecek projelere öncelik vermek için ortak bir taahhüdü altını çizdi.
Ek olarak, günümüzün küresel krizlerinde ve artan belirsizliklerde ortak çözümlerin lüzumlu bulunduğunu, bölgesel diyaloğu güçlendirme acil ihtiyacını vurguladığını ve bölgeleri ile alakalı kararların toplu olarak alınması icap ettiğini altını çizdi.
Fidan, Balkan Sulh Platformunun bu amaca hizmet edeceğini ve girişimin, çeşitliliğini bir güç olarak ortaklaşa iş icra eden ve kucaklayan bir Balkan inşa etmek için ortak bir çaba ile başlatıldığını da sözlerine ekledi.
AB katılım
Bugünkü görüşmelerde alınan somut kararlar üstünde Fidan, yedi katılımcı ülkeden altısının AB üyelik adayları bulunduğunu hatırladı ve “ortak gündem maddelerimizden biri, AB katılım sürecinde deneyimleri iyi mi paylaşabileceğimdi” dedi.
Fiddan, Balkan sulh platformunun AB vizesi ve gümrük birliği politikaları, AB katılımına bağlı bölgesel zorluklar ve AB ve Balkanlar arasındaki hassasiyetlerin karşılıklı farkındalığını tartışmak için kıymetli bir forum sunduğunu söylemiş oldu.
Fidan, “Tarihsel olarak, coğrafi ve kültürel olarak, bu ülkeler birbirlerinin devamıdır.” Dedi. Ortak eylemin önemini vurgulayarak, bölgesel ulusların karşılıklı bağımlılıklarına dayanarak tecim, iktisat, politika ve savunmada işbirliğini artırmayı kabul ettiklerini de sözlerine ekledi.
AB’nin, Üye Devletlere hususi haklar veren ve aday ülkelerle ilgili değişik hükümlere haiz olan Avrupa Güvenlik Eylemi (Güvenli) ve Tekrardan Bir Avrupa (Avrupa Tekrardan Birim Planı) tarafınca finanse edilen iki proje geliştirdiğini belirtti.
Yetkili, aday ülkelerle ilgili mevzularda ortaklaşa iş yapmak için ortak bir karar verildiğini de sözlerine ekledi.
Fidan, müdafa endüstrisi işbirliğine duyulan ihtiyacı altını çizdi ve Avrupa’yı tekrardan düzenledi, ülkeler arasındaki değişik kapasiteleri vurgulayarak bu mevzunun da gündemde bulunduğunu belirtti.
Balkanlara ilgi
Fidan, Türk turistlerinin Balkan ülkelerindeki, bilhassa de gençler içinde artan ilgisini altını çizdi ve eğitim ve gözlem yöntemiyle karşılıklı anlayışın önemini altını çizdi.
Türk turistlerin altı Balkan ülkesinde ziyaretçi sayılarında birinci sırada yer aldığını ve Belgrad, Pristina, Skopje ve Tirana benzer biçimde şehirlere turlar giderek daha popüler hale geldiğini belirtti.
Yetkili, bu ülkelerin bu eğilimi memnuniyetle karşıladığını, İstanbul ve Türkiye’nin öteki bölümleri de gezim ve iş için ana albeni merkezleri olarak kaldığını ve bu bağlantıları daha iyi ve daha iyi değerlendirme ihtiyacını vurguladığını da sözlerine ekledi.
Rusya-Ukrayna
Fiddan, İstanbul’daki Rusya-Ukrayna görüşmelerinin mühim bir gündeminin liderleri bir araya getirdiğinin altını çizdi.
Rusya ve Ukrayna’nın Türkiye’nin ev sahipliği altında İstanbul’da buluşma istekliliğini dile getirdiğini, sadece toplantının zamanlaması ve koşulları üstünde devam eden müzakerelerin devam ettiğini belirtti. “Müzakereciler olarak, Ukrayna ile Rusya’nın değişik pozisyonları içinde bir orta zemin bulmak için çaba sarf ediyoruz.”
Mahkum borsaları ve insani çabalarla ilgili artan anlaşmalara dikkat çekerek: “Her iki taraf da başkanımızı ve bizi büyük seviyede memnun eden bunu uygulamak için iyi niyet ve çaba gösteriyor.”
Fidan, ABD Başkanı Donald Trump’ın Rusya ve Ukrayna arasındaki ateşkese olan ilgisini vurgulayarak şunları ilave ederek şunları ekledi: “Başkanımız bu süreci hızlandırmak istiyor.
Görüşme ekipleri arasındaki bazı çıkmazların bir önder toplantısı ile çözülebileceğine inanan liderlerin diplomasisine inanan bir inanan. “Bunu mümkün kılmak için inisiyatif alabiliriz.”
Dışişleri bakanı, hem Rus hem de Ukraynalı liderlerin toplanmaya istekli olduklarını, sadece bu şekilde bir toplantı için koşullar mevzusunda bir ihtilaf bulunduğunu söylemiş oldu.
Anlaşmazlığın liderlerin buluşması gerekip gerekmediği, daha ziyade toplantının koşulları, zamanlaması ve gündemleri üstünden geçtiğini ve ilerlemenin öncelikle kurul düzeyinde yapılması icap ettiğini vurguladığını söylemiş oldu.
Fiddan, zemin hazırlandıktan sonrasında, İstanbul’da Erdoğan’ın ev sahipliği yapmış olduğu üçlü bir toplantının yakın gelecekte gerçekleşebileceği umudunu dile getirdi.
