Yedikule Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde görevli sıhhat çalışanlarının hastalar üstünden haksız kazanç sağlandığı iddiasına ilişkin 1’i profesör 11 şüpheliye yönelik Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca yürütülen soruşturma tamamlandı. Hazırlanan 178 sayfalık iddianamede, İstanbul İl Sıhhat Müdürlüğü ve İstanbul Mali Suçlarla Şube Müdürlüğü ‘suç duyurusu edenler’, 33 şahıs ise ‘mağdur’ sıfatıyla yer aldı.
“Hastaneye 20 bin lira araç-gereç ve ekipman için, kendisine de 30 bin lira bıçak parası vermemiz icap ettiğini söylemiş oldu”
Hazırlanan iddianamede, müştekilerin de beyanlarına yer verildi. 33 müşteki içinde yer edinen Ö.O., “Babam akciğer kanseri hastasıdır, SGK’dan emeklidir. Bu yüzden Devlet Hastanelerinden tedavisini parasız bir halde gerçekleşmektedir. Babamın tedavisi için 9 ay ilkin Samatya Devlet Hastanesi’ne gittik. Babamın tedavisi ile R.U. adlı tabip ilgilendi. Babam bu hastanede kemoterapi görmüş oldu. Kanser hücreleri küçülmeye başladıktan sonrasında tabip bizlere cerrahi bir tedavi uygulanabileceği, fakat buna cerrahın karar vermesi icap ettiğini söylemiş oldu. Ikimiz de Yedikule Göğüs Hastalıkları Hastanesi’ne gitmeye karar verdik. Burada tabip Y.S.’den buluşma aldık, kayıt açtırdık. Burada tabip, babamın lenf bezlerinde bir mesele olmadığını sadece acil olarak akciğer bölgesinde ameliyat yapılması icap ettiğini söylemiş oldu. Ben doktora bilhassa babamın lenf bezlerinde bir sorun olup, olmadığını sorduğum halde bana olmadığı bilgisini verdi. Burada tabip bizlere, hastaneye bağış yapılırsa ameliyatın daha süratli bir halde gerçekleşeceğini, herhangi bir sıra beklemek zorunda kalmayacağımızı, aksi halde ameliyatın aylar sonrasında yapılabileceğini, bunun da babam için çekince oluşturabileceğini söylemiş oldu. Biz kendisinden bağış mevzusunda informasyon istediğimizde, bizlere odada detaylı informasyon vermedi ve benim telefon numaramı istedi, numaramı verdim. 1 gün sonrasında beni aradılar ve hastaneye ödememiz ihtiyaç duyulan para miktarını söylediler. Hastaneye 20 bin lira araç-gereç ve ekipman için ödeme yapılması icap ettiğini, kendisine de 30 bin lira bıçak parası vermemiz icap ettiğini söylemiş oldu. Hekim Y.S., odasında para ile ilgili konuşmuyordu, yalnız Whatsapp üstünden konuşuyordu. Bu mevzu karşısında oldukca şaşırmıştım. Ben ondan sonra bu durumu hastanenin Başhekim Yardımcısı tabip K.K.’ya informasyon verdim. Kendisi bana bu şekilde bir şeyin mümkün olamayacağını, devletin tüm ameliyat harcamalarını karşıladığını ve doktorun bu şekilde bir talepte bulunamayacağını söylemiş oldu. Başhekim daha sonrasında bizi başka bir doktora yönlendirdi, o tabip bizlere herhangi bir talepte bulunmadı. Bu durumu öğrenince tabip Y.S. ile iletişimi kestim, kendisine herhangi bir ödeme yapmadım, şikayetçiyim” ifadelerini kullandı.
“Eşim kuyumcuya gidip altın bozdurarak, hesaba 30 bin lira gönderdi, aynı gün biyopsi sonucum geldi”
İddianamede beyanına yer verilen bir öteki mağdur M.D. ise, “Ağustos 2024 senesinde akciğer rahatsızlığım sebebiyle İstanbul Yedikule Göğüs Hastalıkları Hastanesi’ne muayene olma amacıyla gittim. Bu hastanede ilk muayene işlemimi Dr. M.M. adlı kişi yapmış oldu. Bana tomografi yapılmış oldu ve tabip Akciğer kanseri olduğumu, acil olarak ameliyat olmam icap ettiğini söylemiş oldu. Biyopsi için V.E. adlı doktora yönlendirdi. V.E., kanserin ileri düzeyde bulunduğunu, acil bir halde biyopsi işlemi yapılması icap ettiğini sadece sonuçların gelmesinin 1 haftayı bulduğunu, benim durumun aciliyeti bulunduğunu, süratli bir halde sonuçların gelebilmesi için hatırladığım kadarıyla 30 bin lira göndermem icap ettiğini söylemiş oldu. Kendilerinin biyopsi meydana getirilen yere parayı gönderdiklerini, bu şekilde 1 gün içinde tamamlanacağını belirtti. Ben de kabul ettim ve oradan ayrıldım. Ertesi gün eşimle beraber biyopsi işlemi için hastaneye gittik ve işlemi yaptırdık. İşlem sonrası hastaneden ayrıldıktan sonrasında Dr. V.E. eşimi aradı ve biyopsi sonuçlarının bir an ilkin gelmesi için atacağı hesaba 30 bin lira para göndermesini söylemiş oldu. Eşim kuyumcuya gidip altın bozdurarak, hesaba 30 bin lira gönderdi, aynı gün biyopsi sonucum geldi” dedi.
İddianamede teşkilat şemasına da yer verildi
İddianamede, şüphelilerin ‘teşkilat şemasına da’ yer verildi. Şemada, Prof. Dr. M.M. teşkilat elebaşı, Doç. Dr. V.E. ve Uzman Hekim Y.S. ise teşkilat yöneticisi olarak yer aldı. Ek olarak Namık Kemal Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Cerrahisi Ana Bilim Dalı Öğretim Görevlisi M.F, tabip E.Ö, Yedikule Göğüs Hastalıkları Hastanesi Göğüs Cerrahisi bölümünde servis sorumlusu hemşire A.A, Yedikule Göğüs Hastalıkları Hastanesi Göğüs Cerrahisi bölümünde temizlik görevlisi Ö.A, tıbbi mamuller firmasında çalışan O.B, briç oyuncusu-eğitmen O.Ö, A.Ç.B. ve Yedikule Göğüs Hastalıkları Hastanesi Göğüs Cerrahisi bölümünde veri giriş mensubu Y.Ö. teşkilat üyesi olarak iddianamede yer aldı.
9’ar yıldan 18’er yıla kadar hapis cezası talebi
Hazırlanan iddianamede şüpheliler, İddianamede, şüpheliler Prof. Dr. M.M, Doç. Dr. V.E. ve Uzman Hekim Y.Ş. hakkında ‘kabahat işlemek amacıyla teşkilat oluşturmak’ suçundan 4’er yıldan 8’er yıla ve ‘irtikap’ suçundan ise 5’er yıldan 10’ar yıl olmak suretiyle toplam 9’ar yıldan 18’er yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılmaları talep edildi. Öte taraftan öteki 8 şüpheli hakkında ise ‘irtikap’ ve ‘kabahat örgütüne üye olmak’ suçlarından 6’şar yıldan 12’şer yıla kadar hapis cezasına çarptırılmaları istendi.
Sanıkların gelecek günlerde hakim karşısına çıkması umut ediliyor.
