Sudan’da üç yılı geride bırakan iç cenk yeni bir aşamaya evrilirken, denklemin Türkiye boyutu giderek daha tehlikeli sonuç hale geliyor. Çatışmaların ağırlık merkezi Hartum çevresinden Mavi Nil, Cenup Kordofan ve Şimal Kordofan hattına kayarken, cenk yalnızca kentlerin kontrolü üstünden değil; İHA saldırıları, sınır bölgeleri, lojistik koridorlar ve sivil altyapı üstünden şekilleniyor. Türkiye açısından Sudan dosyası, insani dış ilişkiler, Kızıldeniz güvenliği ve Afrika açılımı bakımından hem stratejik fırsatlar hem de ciddi riskler barındırıyor. Meydana getirilen saha analizlerine gore son 2 aylık süreç, Sudan savaşının Hartum merkezli olmaktan çıkıp Mavi Nil, Kordofan ve Darfur hattında daha karmaşık bir cephe düzenine dönüştüğü dönem oldu. Analistler ise Sudan sahasında Körfez ülkeleri, Mısır, Etiyopya, İran, Rusya, Çin ve Batılı aktörlerin çıkarlarının kesiştiğine dikkat çekiyor. Bu yüzden Türkiye’nin atacağı her adımın yalnızca Sudan’daki askeri ve siyasal dengeleri değil, Kızıldeniz’den Afrika Boynuzu’na uzanan daha geniş jeopolitik hattı da etkileyeceği belirtiliyor.
Uzmanlar, çatışmaların artık yalnızca başkent çevresindeki egemenlik mücadelesiyle okunamayacağını, savaşın ülkenin doğu, cenup ve batı hatlarına yayılan fazlaca katmanlı bir güvenlik krizine dönüştüğünü belirtiyor.
MAVİ NİL-KORDOFAN HATTI
Sudan’da, Mayıs ve Haziran ayı süresince 40’tan fazla hücum kayda geçerken, 20’den fazla İHA saldırısı düzenlendi. Söz mevzusu dönemde 20’den fazla sivil altyapı hedefi de vuruldu. Hücum yoğunluğunun bilhassa Mavi Nil-Kordofan hattında toplandığı görüldü. Bu tablo ise Sudan cenginde kara hakimiyetinden fazlaca yıpratma, hava baskısı ve sivil yaşamı nüzul etme stratejisinin öne çıkmış olduğu şeklinde yorumlanıyor.
HDK ETKİSİNİ SÜRDÜRÜYOR
Son dönemde Hartum cephesinde kara çatışmaları azalsa da Süratli Destek Kuvvetleri’nin başkent çevresindeki İHA saldırıları devam etti. Hartum Internasyonal Havalimanı, El-Murkhiyat Üssü, devlet televizyonu tesisleri ve askeri noktalar hedef alındı. Bu saldırılar, Sudan ordusunun başkentte alan kazanmasına karşın HDK’nın Hartum üstündeki baskı kapasitesini tamamen kaybetmediğini ortaya koydu.
STRATEJİK CEPHE MAVİ NİL
Buna karşılık Sudan ordusunun hava müdafa sistemleriyle fazlaca sayıda İHA’yı düşürmesi, Hartum’da hava üstünlüğünün kademeli olarak ordu lehine döndüğü yorumlarına yol açtı. Sadece bu durum savaşın bittiği anlamına gelmiyor. Aksine, çatışmanın merkezi daha kırılgan ve daha geniş bir coğrafyaya taşınmış durumda. Stratejistlere gore en tehlikeli sonuç cephe Mavi Nil oldu. Kurmuk, Qaisan, Ed Damazin, El-Kaily, Khor Hassan ve çevre hatlarda yoğun kara operasyonları da yaşandı. Öteki taraftan Sudan ordusu ise HDK ve müttefiki SPLM-N’nin kontrolündeki bazı yerleşimleri geri aldığını duyurdu. Savaşın bu aşamasında pazar bölgeleri, sıhhat depoları, su kaynakları, yakıt istasyonları, sığınmacı kampları ve sivil araçlar saldırıların ana hedefleri içinde yer aldı.
TÜRKİYE İÇİN RİSK KIZILDENİZ
Sudan’daki gelişmeler Türkiye açısından yakından izlenen dosyalar içinde. Ankara’nın resmi pozisyonu ise, Sudan’ın toprak bütünlüğünün ve siyasal birliğinin korunması üstüne kurulu. Türkiye, Sudan krizinde yalnızca insani yardım aktörü olmak istemediği benzer biçimde; bununla beraber çatışmanın bölgesel istikrarsızlığa dönüşmesini engelleyecek diplomatik kanalları da açık tutmaya çalışıyor. Stratejistlere gore Sudan savaşının Türkiye açısından ilk riski Kızıldeniz güvenliği. Sudan’ın doğusu ve Port Sudan hattı, Kızıldeniz’e oluşturulan stratejik güzergahlar üstünde içeriyor. Çatışmaların doğuya yayılması ya da devlet kapasitesinin daha da zayıflaması durumunda, Kızıldeniz’de aslına bakarsan kırılgan olan güvenlik ortamının daha da karmaşık hale gelebileceği vurgulanıyor. Sudan’da milyonlarca insan yerinden edilmiş durumda. Krizin uzaması, ilkin komşu ülkelere, peşinden Şimal Afrika ve Akdeniz güzergahlarına doğru yeni hareketlilikler doğurmasından da kaygı ediliyor.
Sudan cenginde son dönemde en dikkat çekici başlıklarından biri de İHA saldırılarındaki artış. Meydana getirilen değerlendirmelerde son bir aylık süreçte 30’dan fazla İHA saldırısının kayda geçmiş olduğu belirtiliyor.
“VEKALET SAVAŞI ÖNLENMELİ”
Afrika uzmanı ve stratejist Kaan Devecioğlu ise mevcut tabloyu değerlendirirken, savaşın yalnızca Sudan’ın iç dengelerini değil, bölgesel güvenlik mimarisini de etkileyen fazlaca boyutlu bir krize dönüştüğüne dikkat çekerken, şu tespitleri kamuoyunun gündemine taşıyor: “Sudan’daki çatışmaların Darfur ve Kordofan hattında derinleşmesi, ülkenin fiili parçalanma riskini artırırken, dış aktörlerin sahadaki tesirini de daha belirgin hale getiriyor. Sudan ordusu ile HDK arasındaki muharebede bölgesel güçlerin pozisyonları sertleştikçe, Türkiye’nin dengeli dış ilişkiler yürütme alanı da daralıyor. Bu yüzden Ankara açısından Sudan dosyası oldukça kırılgan bir zeminde aşama kaydediyor. Türkiye bir taraftan Sudan’ın resmi kurumlarıyla ilişkilerini güçlendirirken, öteki taraftan krizin bölgesel vekalet savaşına dönüşmesini önlemek zorunda.”
[email protected]
Kaynak: Web Hususi
