Pink Floyd’un gitaristi David Gilmour, geçtiğimiz cuma günü toplumsal medyada yapmış olduğu bir paylaşımla haberi duyurdu. Gilmour, “Sevgili dostum Dick Parry bu sabah yaşamını yitirdi. On yedi yaşımdan beri, Pink Floyd da dahil olmak suretiyle, Dick’in saksafon çaldırmış olduğu gruplarda beraber müzik yaptım” ifadelerini kullandı.
Gilmour sözlerine şu şekilde devam etti:
“Onun seçimi ve tonu, saksafon çalışını benzersiz kılıyor. Milyonlarca insanoğlunun bilmiş olduğu, çok önemli güzellikte ayırt edici bir imza bu. ‘Shine On You Crazy Diamond’, ‘Wish You Were Here’, ‘Us and Them’ ve ‘Money’ şeklinde şarkıların fazlaca mühim bir parçası.”
Efsanevi bir kariyer
Parry, The Dark Side of the Moon albümünün 1973 tarihindeki en meşhur şarkılarından bazılarında ve 1975 tarihindeki Wish You Were Here albümünde saksafon çaldı. Saksafoncu ondan sonra 1994 tarihindeki The Division Bell albümünde de yer aldı.
Sahnede ise İngiliz grupla 1973-1977 yılları aralığında, arkasından 1994’te ve son olarak da grubun tarihindeki son konser olan 2005’teki simgesel Live 8 performansında turneye çıktı.
Sadece Dick Parry’nin müzik kariyeri bununla sınırı olan değildi. Parry, The Who ile de turneye çıktı. Ek olarak 2000’li yılların başlangıcında Gilmour’un bazı solo projelerinde yer aldı.
Stüdyoda ise Parry’nin adı; Rory Gallagher, Bloodstone, John Entwistle, J.J. Jackson ve Bonzo Dog Doo-Dah Band şeklinde adların şarkılarının künyelerinde geçiyor.
Pink Floyd’a iyi mi geri döndü?
1994 senesinde, Ultimate Classic Rock’ta piyasaya sürülen bir röportajda Gilmour, uzun seneler beraber çalmadıktan sonrasında Parry ile tekrardan iyi mi bağlantı kurduğunu anlatmıştı. Bu temas, Parry’nin sonunda The Division Bell albümündeki “Wearing the Inside Out” parçasında çalmasına yol açtı.
Gilmour o süreci şu şekilde söyledi:
“İlginçtir, Noel’de Dick’ten bir kart aldım. Senelerdir görmemiştim ve saksafonu tamamen bırakmıştı. Sanırım işsizdi, Cambridge civarlarında bir köyde yaşıyordu ve hiçbir şey yapmıyordu. Ona turneye çıkıp çıkamayacağını görmek için bir tecrübe etme yapmak isteyip istemediğini sormuş oldum; hâlâ o dokunuşa haiz mi diye bakacaktık. Bana, asla olmadığı kadar iyi çaldığını düşündüğünü söylemiş oldu. Ben de onu minik bir tecrübe etme yapmak için tekneye getirdim. Üç kadar cümle çaldı ve Bob (Ezrin) ile ben, ‘Mükemmel, hâlâ onda iş var. Boş ver bu seçme işini’ dedik. … Bam! O tona sahipti. Fantastikti. Anında tanınıyordu.”
