1. Haberler
  2. Ekonomi
  3. Sıkı para politikası duruşu dezenflasyon sürecini destekleyecek

Sıkı para politikası duruşu dezenflasyon sürecini destekleyecek

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası(TCMB), 22 Nisan tarihinde yapmış olduğu PPK toplantısının özetini yayımladı. Özette jeopolitik gelişmelere dikkat çekilirken, sıkı para politikası duruşunun dezenflasyon sürecini destekleyeceği açıklandı.

ABD ile İran içinde devam eden çatışmaların enerji fiyatlarını yukarı yönlü etkilediği ifade edildi. Bunun da küresel enflasyon üstünde endişeleri artırdığı ifade edildi.

PPK özeti şöyleki;

“Küresel Iktisat

1. Jeopolitik gelişmeler eşliğindeki belirsizlikler neticesinde enerji fiyatlarında yüksek seyir ve belirgin oynaklık gözlenmektedir. Enerji arzı, tedarik zincirleri ve taşıma maliyetlerine ilişkin belirsizliklerin süresi ve ölçüsü enerji fiyatlarının gelecekteki seyri açısından belirleyici olmaya devam edecektir.

2. Jeopolitik gelişmelerin etkisiyle, başta Orta Doğu ve Afrika ülkeleri olmak suretiyle birçok ekonomide 2026 yılı için gelişme öngörüleri aşağı yönde güncellenmiştir. Öteki taraftan, 2027 senesinde baz etkilerinin de devreye girmesi ile gelişme oranlarının toparlanması beklenmektedir. Bu çerçevede, küresel ölçekte zayıf ve kırılgan görünümün devam edeceği; Türkiye’nin dış tecim ortaklarının ihracat paylarıyla ağırlıklandırılan küresel gelişme endeksinin senelik bazda bundan önceki PPK dönemine gore 2026 yılı için bir miktar aşağı,2027 yılı için ise bir miktar yukarı yönde revize edilerek sırasıyla yüzde 1,9 ve yüzde 2,4 oranında artacağı tahmin edilmektedir.

3. Emtia fiyatlarındaki yükseliş küresel enflasyon üstündeki riskleri artırmıştır. Merkez bankaları söz mevzusu riskleri gözetmeye devam ederken, gelişmelerin gelişme ve istihdam üstündeki negatif etkilerini de dikkate almaktadır. Gelişmiş ülke merkez bankalarının fiyatlanan siyaset faizi patikaları, geçtiğimiz PPK dönemine gore belirgin olarak yukarı kaymıştır. Jeopolitik gelişmelerin niçin olduğu arz şokunun ne kadar kalıcı olacağı ve enflasyon beklentilerini ne seviyede bozacağı küresel para politikalarının seyri açısından ehemmiyet taşımaktadır. Son dönemde, artan belirsizlik ve risk iştahındaki dalgalanmalara bağlı olarak, gelişmekte olan ülke hisse senedi piyasalarından portföy çıkışları gözlenirken, portföy hareketleri üstündeki aşağı yönlü riskler canlılığını korumaktadır.

Parasal ve Finansal Koşullar

4. Bireysel kredilerin 4 haftalık gelişme oranlarının averajı 13 Mart–17 Nisan döneminde yüzde 3,2 seviyesine ulaşmıştır. Bu artışta gereksinim ve taşıt kredileri etkili olmuştur. Türk lirası (TL) ticari kredilerin 4 haftalık gelişme oranlarının averajı yüzde 2,9, kur etkisinden arındırılmış yabancı para ticari kredilerdeki 4 haftalık gelişme oranlarının averajı ise yüzde 2,5 seviyesine terfi etmiştir.

5. TL mevduat faiz oranları, 13 Mart ile biten haftaya kıyasla 260 baz puan artarak 17 Nisan ile biten haftada yüzde 47,2 seviyesinde gerçekleşmiştir. Aynı dönemde TL ticari kredi faizleri (Kredili Mevduat Hesabı ve Kredi Kartı hariç) 121 baz puan artışla yüzde 49,3 seviyesinde oluşmuştur. İhtiyaç kredisi (Kredili Mevduat Hesabı hariç) faizleri 441 baz puan artarak yüzde 63,1; konut kredisi faizleri 267 baz puan artarak yüzde 36,8; oynak bir seyir izleyen taşıt kredisi faizleri ise 397 baz puan artarak yüzde 39,6 seviyesinde gerçekleşmiştir.

6. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), 27 Mart tarihinde, makrofinansal istikrarı güçlendirmek amacıyla Türk lirası cinsinden kredi büyümesine dayalı mecburi karşılık uygulamasında değişimler yapmıştır. Buna gore, zelzele bölgesine kullandırılan kredilere ilişkin istisnalar kaldırılmış, kural dışı krediler içinde yer edinen esnaf kredilerinin kapsamı daraltılmıştır.

7. TCMB brüt internasyonal rezervleri, 13 Mart’tan bu yana 15,2 milyar ABD doları azalarak 17 Nisan itibarıyla 174,5 milyar ABD dolarına gerilemiştir. Türkiye’nin 5 senelik kredi risk primi (CDS) 11 Mart’tan bu yana ortalama 20 baz puan düşerek 21 Nisan itibarıyla 233 baz puan seviyesine gerilemiştir. Türk lirasının 1 ay vadeli kur oynaklığı 21 Nisan itibarıyla 11 Mart’a kıyasla yüzde 9,3 seviyesine gerilerken, 12 ay vadeli kur oynaklığı yüzde 21,0 seviyesine terfi etmiştir.Önceki PPK toplantı haftasından 17 Nisan’a kadar Devlet İç Borçlanma Senetleri piyasasından 4,2 milyar ABD doları çıkış, hisse senedi piyasasına ise 0,5 milyar ABD doları giriş olmak suretiyle toplam 3,7 milyar ABD doları net portföy çıkışı gerçekleşmiştir.

Talep ve Üretim

8. Şubat ayında perakende satış hacim endeksinde aylık bazda yüzde 0,2 oranında azalış, çeyreklik bazda ise yüzde 4,5 oranında artış gerçekleşmiştir. Altın hariç perakende satışlarda aylık bazda sınırı olan yükseliş gözlenmekle beraber çeyreklik artış manşet rakama gore daha düşük olmuştur. Aynı dönemde tecim satış hacim endeksi, aylık bazda yüzde 0,6 oranında düşüş, çeyreklik bazda ise yüzde 1,2 oranında artış göstermiştir. Hizmet üretim endeksinde şubat ayında, aylık bazda yüzde 1,2, çeyreklik bazda ise yüzde 1,1 oranında artış olmuştur. Ulaştırma ve konaklama benzer biçimde hanehalkı talebiyle daha yakından ilişkilendirilebilecek alt kalemlerde çeyreklik görünüm daha zayıftır. Kartla meydana getirilen harcamalar ilk çeyrekte sınırı olan bir artış göstermiştir. Beyaz eşya satışları şubat ayında yükselmekle beraber çeyreklik olarak düşmüştür. Otomobil satışları ise senenin ilk çeyreğinde gerilemiştir. İmalat endüstri firmalarına yönelik anket verileri, senenin ilk çeyreğinde kayıtlı iç piyasa siparişlerinde bir miktar artışa, geleceğe yönelik iç piyasa sipariş beklentilerinde ise gerilemeye işaret etmiştir. Nisan ayına ilişkin veriler, kayıtlı iç piyasa siparişlerinde ılımlı bir seyir ile geleceğe yönelik iç piyasa sipariş beklentilerinde sınırı olan bir iyileşme ima etmektedir. Özetle, göstergeler tutumsal faaliyette yavaşlamaya işaret etmektedir.

9. Şubat ayında endüstri üretim endeksi, mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış olarak aylık bazda yüzde 2,6 oranında, takvim etkilerinden arındırılmış olarak senelik bazda yüzde 2,2 oranında artmıştır. Çeyreklik bazda endüstri üretimi, şubat ayı itibarıyla ilk çeyrekte yatay seyretmiştir. Şubat ayında, ocak ayında endüstri üretimindeki daralmada mühim görevi olan inşaat bağlantılı sektörlerin üretiminde artış olmakla beraber, söz mevzusu artış ocak ayındaki gerilemeyi kısmen telafi etmiştir. Böylece, şubat ayı itibarıyla inşaat bağlantılı sektörlerde üretim çeyreklik olarak azalmıştır. Tipik oynaklık sergileyen öteki ulaşım ve benzeri sektörler dışlandığında, endüstri üretimi çeyreklik bazda sınırı olan bir gerileme göstermiştir. Bu çerçevede, endüstri üretiminin ana eğilimi zayıf seyretmektedir. İmalat sanayine yönelik anket göstergeleri, mart ayında harp kaynaklı etkilerle geleceğe yönelik üretim beklentilerinde bozulma ima etmiştir. Nisan ayı tutumsal yönelim anketi verileri de üretim beklentilerindeki zayıf seyrin sürdüğüne işaret etmektedir. Öteki taraftan kapasite kullanım oranı mart ve nisan aylarında yatay bir seyir izlemiştir. İnşaat üretim endeksi ise, şubat ayı itibarıyla senenin ilk çeyreğinde çeyreklik bazda yüzde 0,4 oranında, bundan önceki senenin aynı dönemine gore ise yüzde 6,9 oranında yükseliş kaydetmiştir. Böylece, ilk çeyrekte inşaat üretim endeksinin çeyreklik ve senelik gelişme oranları gerilemiştir.

10. Şubat ayında mevsimsellikten arındırılmış istihdam 32,2 milyon şahıs seviyesinde gerçekleşmiş ve bundan önceki çeyrek averajına kıyasla yüzde 1,3 oranında azalmıştır. Bu zamanda, işgücüne katılım oranı çeyreklik olarak 0,8 puan düşmüştür. İstihdamda ve katılım oranındaki gerilemelerin birbirini büyük seviyede dengelemesiyle işsizlik oranı çeyreklik olarak yüzde 8,3 seviyesinde yatay seyretmiştir. Anket göstergeleri, imalat endüstri firmalarının geleceğe yönelik istihdam beklentilerinde tarihsel ortalamanın altında seyreden görünümün devamına işaret etmektedir.

11. Şubat ayında cari işlemler dengesi aylık bazda 7,5 milyar ABD doları açık vermiştir. 12 aylık birikimli cari açık önceki aya kıyasla 2,3 milyar ABD doları artarak 35,4 milyar ABD doları olmuştur. Gezi gelirleri aylık bazda 2,7 milyar ABD doları, 12 aylık birikimli olarak 60,1 milyar ABD doları düzeyinde gerçekleşmiştir. Hizmetler dengesi fazlası ise 62,6 milyar ABD doları seviyesinde gerçekleşerek kuvvetli seyrini sürdürmüştür.

12. Mart ayında mevsimsellikten arındırılmış olarak ihracat ve ithalat, savaşın negatif etkilerine karşın artış kaydetmiştir. Bununla beraber, 12 aylık birikimli dış tecim açığı bundan önceki aya gore terfi etmiştir. Söz mevzusu dönemde, altın ithalatı bir miktar gerilemiştir. Mart ayı itibarıyla 12 aylık birikimli altın ithalatı 23,6 milyar ABD doları olmuştur. Mevcut veriler ışığında, 12 aylık birikimli cari açığın mart ayında artacağı öngörülmektedir. Yakın dönemde gerçekleşen jeopolitik gelişmelerin cari açık üstündeki negatif etkilerinin nisan ayında da süreceği, söz mevzusu etkilerin boyutunun ise gelişmelerin süresi ve ölçüsüne gore farklılaşacağı değerlendirilmektedir. Senenin ilk çeyreğinde mevsimsellikten arındırılmış tüketim malı ithalatı bundan önceki çeyreğe gore gerilemiştir. Mart ayına ilişkin geçici dış tecim verileri ve nisan ayı için yüksek frekanslı öncü verilerle birlikte değerlendirildiğinde, üç aylık averaj eğilimler, ihracatta ve ithalatta sınırı olan artışa işaret etmektedir.

13. Cari açığın finansmanı tarafında, bankacılık sektörünün 12 aylık birikimli uzun vadeli borç çevirme oranı şubat ayında yüzde 159,7 olarak gerçekleşmiştir. Söz mevzusu oran, bankacılık sektörü dışındaki firmalarda yüzde 214,9 olmuştur. Bu çerçevede, yurt dışı borçlanma imkanlarının yüksek seviyelerini koruduğu değerlendirilmiştir.

Enflasyon Gelişimleri ve Beklentiler

14. Tüketici tutarları mart ayında yüzde 1,94 oranında artmış, senelik enflasyon 0,66 puan azalarak yüzde 30,87’ye gerilemiştir. Mart ayında tüketici enflasyonunda, jeopolitik gelişmelere bağlı olarak artan enerji tutarları ve bunun ulaştırma hizmetlerine olan yansımaları öne çıkmıştır. Bu çerçevede, senelik enflasyon enerji ile hizmet gruplarında bir miktar yükselirken, öteki ana gruplarda gerilemiştir. Senelik tüketici enflasyonundaki düşüşe rağmen, B endeksinin (işlenmemiş besin ürünleri, enerji, alkollü içecekler ve tütün ile altın hariç TÜFE) senelik değişiklik oranı ile C endeksinin (besin ve alkolsüz içecekler, enerji, alkollü içecekler ile tütün ürünleri ve altın hariç TÜFE) senelik değişiklik oranı her iki endekste de ortalama 0,20 puan artışla sırasıyla yüzde 30,11 ve yüzde 29,68 olarak gerçekleşmiştir.

15. Senelik tüketici enflasyonuna katkılar incelendiğinde, besin ve alkolsüz içecekler, alkol-tütün-altın ve temel mallar gruplarının katkıları bundan önceki aya kıyasla sırasıyla 0,83, 0,22 ve 0,21 puan azalırken; enerji ve hizmet gruplarının katkıları sırasıyla 0,35 ve 0,25 puan artmıştır. Mevsimsellikten arındırılmış verilerle, tüketici fiyatlarının aylık artışı bundan önceki aya kıyasla zayıflamıştır. Bu zamanda besin enflasyonu yavaşlarken, besin dışı tüketici enflasyonu enerji fiyat gelişmelerine bağlı olarak terfi etmiştir.

16. Mart ayında tüketici enflasyonundaki yükselişte enerji grubunun tesiri öne çıkmıştır. Bu zamanda, enerji tutarları ham petrol fiyatlarındaki gelişmelere istinaden akaryakıt tutarları öncülüğünde yüzde 4,75 oranında artarken, oynak ölçü uygulaması internasyonal enerji fiyat gelişmelerinin enflasyona yansımasını mühim seviyede sınırlamıştır. Yağışlara bağlı olarak hidroelektriğin elektrik üretimindeki artan oranı ile son kaynak tedarik tarifesi (SKTT) üstünden elektrik fiyatında kaydedilen gerileme bu grupta daha negatif bir görünümü sınırlayan bir öteki unsur olmuştur. Senenin ilk iki ayında besin enflasyonunda gözlenen yüksek seyir mart ayında yavaşlamıştır. İşlenmemiş besin fiyatlarında temelde sebze ile et tutarları öne çıkarken, işlenmiş besin grubunda fiyat artışları mühim seviyede yavaşlamıştır. Hizmet enflasyonu aylık bazda gerilerken, mevsimsel etkilerden arındırıldığında, komünikasyon ile jeopolitik gelişmelerle güçlenen ulaştırma hizmetleri fiyatlarındaki artışların da katkısıyla yüksek seyrini korumuştur. Öteki taraftan, temel mal grubu enflasyonu, giyim ve ayakkabı fiyatlarında mevsimsel gerilemeye ek olarak, dayanıklı tüketim malları fiyatlarındaki görünümün etkisiyle düşük seyrini sürdürmüştür.

17. Enflasyonun ana eğilimi mart ayında gerilemiştir. Ana eğilim bileşenlerinden olan, mevsimsellikten arındırılmış aylık B enflasyonu düşerken, C enflasyonu terfi etmiştir. Bu ayrışmada işlenmiş besin enflasyonundaki yavaşlama etkili olmuştur. Fiyat artışları B endeksini oluşturan gruplardan temel mallarda bir miktar yükselmekle beraber ılımlı seyrini sürdürmüş, hizmette yatay seyretmiş, işlenmiş gıdada ise mühim seviyede zayıflamıştır. Ana eğilim göstergeleri, üç aylık averajlar bazında ise belirgin bir değişiklik göstermemiştir.

18. Mart ayı itibarıyla son üç aylık dönemde mevsim etkilerinden arındırılmış averaj enflasyon bundan önceki aya kıyasla hem temel mallarda hem de hizmetler sektöründe görece yatay seyretmiştir.

19. Hizmet sektöründe egemen olan fiyatlama davranışı mühim bir atalete ve şokların enflasyon üstündeki etkilerinin uzun bir zamana yayılmasına niçin olmakta ve hizmet enflasyonu mal enflasyonuna gore yüksek seyretmektedir. Mart ayı itibarıyla senelik bazda mal enflasyonu yüzde 26, hizmet enflasyonu ise yüzde 40 civarında seyretmektedir. Mart ayında hizmet sektörü alt kalemleri içinde ulaştırma hizmetleri aylık yüzde 5,06’lık artış ile öne çıkmış, bu gelişmede akaryakıt fiyat gelişmelerinin yansımaları hissedilmiştir. Iletişim hizmetlerinde aylık enflasyon yüzde 3,03 ile görece yüksek seyretmiştir. Öteki hizmetler grubunda en belirgin yükseliş yüzde 4,51 ile paket turda gözlenmiş, bunu yüzde 4,35 oranındaki artışla finansal hizmetler kalemi izlemiştir. Eğitim hizmetlerinde ise aylık fiyat artışı bundan önceki senenin aynı dönemine kıyasla daha düşük gerçekleşmiştir. Bu zamanda, kira enflasyonu aylık bazda yüzde 2,42 olurken senelik bazda yüzde 52,45’e gerilemiştir. Lokanta-otel grubunda fiyatlar, yüzde 1,18 ile bundan önceki aya gore sınırı olan oranda artmıştır.

20. Yurt içi üretici tutarları mart ayında yüzde 2,30 oranında artmış, senelik üretici enflasyonu 0,52 puan yükselişle yüzde 28,08 olmuştur. Tüketici fiyatlarında olduğu benzer biçimde üretici tarafında da enerji fiyat gelişimleri öne çıkmıştır. Enerji tutarları aylık yüzde 4,65 oranı ile belirgin seviyede yükselirken, yağışların seyrine bağlı olarak elektrikte üretici fiyatlarının gerilemesi, enerji fiyatlarında daha negatif bir görünümü sınırlamıştır. Mart ayında dayanıklı tüketim ile ana para malları fiyatlarında ılımlı bir seyir izlenmiştir. Oynak ölçü mekanizması tüketici fiyat artışlarını sınırlarken, vergi dışı derlenen üretici tutarları küresel gelişmelerden daha çok etkilenmektedir. Bu çerçevede, önümüzdeki dönemde tüketici ve üretici enflasyonları içinde bir ayrışma gözlenmesi söz mevzusu olabilecektir.

21. Brent ham petrol tutarları jeopolitik gelişmelerin etkisiyle hem mart hem de nisan ayında genel olarak yükseliş göstermiş ve kuvvetli oynaklık sergilemiştir. Petrol fiyatlarına benzer şekilde, TTF organik gaz tutarları arz kısıtları endişesiyle mart ayının ortalarında belirgin bir oranda yükseldikten sonrasında nisan ayında düşüş eğilimi göstermiştir. Ek olarak enerji ile bağlantılı emtia tutarları dalgalı bir seyir izlemiştir. Enerji ve hammadde akışındaki küresel ölçekte kesintiler, bilhassa petrol ve organik gaz fiyatlarındaki yüksek artışla beraber üretim maliyetlerini artırarak küresel ölçekte enflasyonist baskı oluşturma riski taşımaktadır.

22. Küresel Arz Zinciri Baskı Endeksi mart ayında tarihsel averajının üstünde seyretmiştir. Mart ayında, Hürmüz Boğazı kaynaklı riskler ve alternatif rota arayışları teslimat sürelerini uzatırken, güvenlik riskleri sebebiyle sigorta primleri ve navlun tutarları terfi etmiştir. Nisan ayında, Çin’e yönelik konteyner endeksi yüksek seviyelerini sürdürürken, küresel konteyner endeksinde ve kuru yük taşımacılık endekslerinde de belirgin fiyat artışları kaydedilmiştir. Döviz kuru sepeti nisan ayının ilk üç haftası itibarıyla ılımlı seyrini sürdürmüştür. Mevsimsel etkilerden arındırılmış imalat endüstri PMI verileri mart ayında hem girdi fiyatlarında hem de ürün fiyatlarında yükselişe işaret etmiştir. Veriler teslim sürelerinde kısmi bir uzamaya işaret ederken, hemen hemen üretimi aksatacak boyutta bir tedarik sorununu ima etmemektedir.

23. Nisan ayında enflasyon beklentilerinde yükseliş gözlenmiştir. Piyasa Katılımcıları Anketi sonuçlarına gore, 2026 yıl sonu enflasyon beklentisi 2,2 puan yükselerek yüzde 27,5 seviyesinde; 2027 yıl sonu enflasyon beklentisi 1,4 puan artışla yüzde 20,1 düzeyinde gerçekleşmiştir. On iki ay sonrasına ilişkin enflasyon beklentisi 1,2 puan yukarı yönlü güncelleme ile yüzde 23,4 olurken, yirmi dört ay sonrasına ilişkin enflasyon beklentisi 0,7 puan artışla yüzde 18,0 oranında ölçülmüştür. 5 yıl sonrasına ilişkin enflasyon beklentisi ise 0,3 puan yükselerek yüzde 11,9 düzeyine çıkmıştır. Gerçek sektör beklentilerine bakıldığında, firmaların on iki ay sonrasına ilişkin senelik enflasyon beklentisi, mart ayında 0,9 puan artarak yüzde 32,9 seviyesine terfi etmiştir. Aynı dönemde hane halkının on iki ay sonrasına ilişkin enflasyon beklentisi ise 1,1 puan artarak yüzde 49,9 olmuştur. Enflasyon beklentileri ve fiyatlama davranışları dezenflasyon süreci açısından risk unsuru olmaya devam etmektedir. Yakın dönemdeki gelişmelerin enflasyon görünümü üstündeki ihtimaller içinde ikincil tesirleri ehemmiyet taşıyacaktır.

24. Öncü veriler, nisan ayında tüketici fiyatlarının seyrinde enerji ve besin fiyatlarının öne çıkacağına, ana eğilimin ise bir miktar yükseleceğine işaret etmektedir. Yurt içi enerji fiyatlarında meskenlere yönelik doğalgaz ve elektrik fiyat artışlarına istinaden mühim bir yükseliş izlenmektedir. Doğalgazda, elektriktekine benzer şekilde, meskenler için fazla tüketim icra eden hanelerin daha yüksek ödediği kademeli fiyat uygulamasına geçilmiştir. Bu uygulamanın da etkisiyle nisan ayında meskenlere yönelik organik gaz tutarları yüksek bir oranda artmaktadır. Jeopolitik gelişmelerle artan petrol fiyatlarının etkisiyle akaryakıt fiyatlarındaki yükseliş sürmektedir. Öncü veriler nisan ayında besin fiyatlarında bir miktar yükselişe işaret etmektedir. İşlenmemiş besin tutarları temelde sebze ile et kalemleri öncülüğünde artarken, işlenmiş besin tarafında ekmek fiyatlarındaki yükseliş öne çıkmaktadır. Hizmet grubunda, akaryakıt fiyatlarındaki artışın yansımasıyla ulaştırma hizmetlerinde (bilhassa havayolu taşımacılığı tarafında) artış devam etmektedir. Temel mal grubunda yeni sezona geçişle giyim ve ayakkabı tarafında mevsimsel fiyat artışları izlenirken, dayanıklı tüketim mallarında aylık enflasyon mobilya ve beyaz eşyadaki artışlara rağmen, otomobil sektöründeki indirim kampanyaları ile ılımlı seyretmektedir. Emtia fiyatlarındaki oynaklığın ve arz kısıtlarının boyutu dikkate alındığında, enflasyon görünümüne yönelik belirsizlik mühim seviyede terfi etmiştir. Söz mevzusu gelişmeler ile yurt içi enerji fiyatlarının maliyet kanalı ve tutumsal etkinlik üstünden enflasyon görünümüne tesirleri yakından takip edilmektedir.

Para Politikası

25. Para Politikası Kurulu (Kurul), siyaset faizi olan yedi gün vadeli repo ihale faiz oranının yüzde 37’de durağan(durgun) tutulmasına karar vermiştir. Kurul ek olarak, Merkez Bankası gecelik vadede borç verme faiz oranını yüzde 40’ta, gecelik vadede borçlanma faiz oranını ise yüzde 35,5’te durağan(durgun) tutmuştur.

26. Fiyat istikrarı sağlanana kadar sürdürülecek sıkı para politikası duruşu talep, kur ve beklenti kanalları üstünden dezenflasyon sürecini güçlendirecektir. Kurul siyaset faizine ilişkin atılacak adımları; enflasyon gerçekleşmelerini, ana eğilimini ve beklentilerini göz önünde bulundurarak ara hedeflerle uyumlu halde dezenflasyonun gerektirdiği sıkılığı sağlayacak şekilde belirleyecektir. Para politikası kararları enflasyon görünümü odaklı, toplantı bazlı ve ihtiyatlı bir yaklaşımla alınmaktadır. Son dönem gelişmelerin de etkisiyle, enflasyon görünümünde belirgin ve kalıcı bir bozulma olması durumunda para politikası duruşu sıkılaştırılacaktır. Kurul enflasyon üstündeki yukarı yönlü risklere karşı ihtiyatlı duruşunu vurgulamıştır.

27. Kredi ve mevduat piyasalarında öngörülenin haricinde gelişmeler olması halinde parasal aktarım mekanizması ilave makroihtiyati adımlarla desteklenecektir. Likidite koşulları yakından izlenmeye ve likidite yönetimi araçları etkili şekilde kullanılmaya devam edilecektir.

28. Kurul, siyaset kararlarını enflasyonu orta vadede yüzde 5 hedefine ulaştıracak parasal ve finansal koşulları sağlayacak şekilde belirleyecektir. Kurul, kararlarını öngörülebilir, veri odaklı ve saydam bir çerçevede alacaktır.

Sıkı para politikası duruşu dezenflasyon sürecini destekleyecek
Yorum Yap

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

WP Twitter Auto Publish Powered By : XYZScripts.com
KAI ile Haber Hakkında Sohbet
Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.