Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Ataköy’de hususi bir otelde düzenlenen “Muslim Impact Forum 2026″da yapmış olduğu konuşmada, İslam medeniyetinin kadim merkezlerinden önde gelen İstanbul’da katılımcıları ağırlamaktan büyük bir sevinç duyduğunu söylemiş oldu.
Bugün dünyanın derin bir dönüşüm sürecinden geçtiğini belirten Duran, 20 yıl ilkin bu durumun internasyonal sistemde olağan bir değişiklik olarak değerlendirilebileceğini söyledi.
Duran, sadece bugün karşı karşıya oldukları tablonun oldukca daha vahim bir kalite arz ettiğine dikkati çekerek, “Savaşlar, soykırımlar, pandemiler ve internasyonal kurumlar ile normlara duyulan güvenin giderek zayıflaması, tehlikeli sonuç bir eşiğin aşıldığını açıkça göstermektedir. Hakikaten de bir dönüm noktasından geçiyoruz. Sadece aslolan sorun şudur ki internasyonal toplumun ve bir zamanlar küresel sistemin bel kemiği olarak görülen kurumların ileriye dönük açık bir vizyonu bulunmamaktadır.” diye konuştu.
Ortada yalnızca bazı emareler bulunduğunu vurgulayan Duran, ilk emarenin açık bulunduğunu, büyük güçlerin artık büyük mesuliyet üstlenmediğini, süper güçlerin liderlik sorumluluğunu üstlenme mevzusunda giderek daha isteksiz hale geldiğini kaydetti.
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Duran, ikinci emarenin ise oldukca daha kaygı verici bulunduğunu anlatarak, “Pek oldukca durumda, eski sistemin kurucuları bugün bizzat onun başlıca yıkıcıları haline gelmiştir. İnsanlığa karşı suçlar işlemiş ya da bu suçların işlenmesine hoşgörme göstermişlerdir. Öte taraftan istikrarı korumak ve çatışmaları çözmek amacıyla ihdas edilen internasyonal kurumlar giderek daha etkisiz hale gelmektedir.” ifadelerini kullandı.
“GÜNÜMÜZDE HERHANGİ BİR MESAJ SANİYELER İÇİNDE TÜM DÜNYAYA ULAŞABİLMEKTEDİR”
Söz mevzusu derin dönüşümün mühim bir boyutunun da kontakt alanında yaşandığını vurgulayan Duran, pek oldukca kişinin, içinde bulundukları süreci bir “İletişim Çağı” olarak tanımladığını sadece bu aşamayı artık geride bıraktıkları kanaatinde bulunduğunu dile getirdi.
Duran, bugün, “anlatı çağı” olarak nitelendirilebilecek yeni bir devrin içinde olduklarının altını çizerek, “Bu yeni dönemde, artık yalnızca iletişime odaklanan bir rekabetten değil, gerçekliklerin iyi mi çerçevelendiği, iyi mi yorumlandığı ve sonunda küresel kamuoyu tarafınca iyi mi kabul görmüş olduğu üstünden şekillenen anlatı rekabetinden söz ediyoruz. Günümüzde herhangi bir ileti saniyeler içinde tüm dünyaya ulaşabilmektedir. Marshall McLuhan tarafınca ortaya konulmuş olan ‘küresel köy’ terimi ise artık tamamımız için gündelik bir gerçekliğe dönüşmüştür.” değerlendirmesini yapmış oldu.
Bu hızın ve erişim kapasitesinin bununla beraber ciddi riskleri de getirdiğine işaret eden Duran, dezenformasyon, manipülasyon ve gerçeğe aykırı içeriklerin yayılımının giderek arttığını, bu eğilimlerin hakikat ile yalan arasındaki sınırları bulanıklaştırdığını söylemiş oldu.
Burhanettin Duran, şöyleki devam etti:
“Bu çerçevede, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı olarak, doğru, teyit edilmiş ve güvenilir bilgiye dayalı bir enformasyon ekosisteminin tesisini en öncelikli hedeflerimizden biri olarak görüyoruz. Zira bugün, internasyonal sistemde artan belirsizlik ortamında savaşlar artık yalnızca cephede değil zihinlerde, ekranlarda ve algılar üstünden yürütülmektedir. Düzmece videolar, manipüle edilmiş içerikler ve örgütlü propaganda ağları, günümüz çatışmalarının yeni cephe hatlarını oluşturmaktadır. Şunu açık ve net bir halde ifade etmek durumundayız: İçinde bulunduğumuz çağda stratejik kontakt, çatışma alanları ve krizlerle beraber ele alınması ihtiyaç duyulan bir olgudur.”
Duran, Türkiye olarak, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde, bilgiyi akılcı bir halde yöneten, geleceği şekillendiren ve idrak operasyonlarına karşı stratejik bir perspektifle hareket eden bir devlet kapasitesini güçlendirmeye çaba ettiklerini belirtti.
Bundan dolayı Türkiye’nin, coğrafyasının ve tarihinin şekillendirdiği bir perspektifle, sistemin aksayan taraflarını oldukca daha erken fark ettiğini, düzeltim çağrısını pek oldukca aktörden ilkin dile getirdiğini aktaran Duran, “Irak’taki savaştan Suriye’deki iç muharebeye, Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki çatışmadan Gürcistan ve Ukrayna’nın bazı bölgelerinin işgaline, İran çevresinde şekillenen nükleer krizden Gazze’deki soykırıma kadar dünyadaki en ağır krizlerin çoğunda, Türkiye ara bulucu ve sulh koruyucu olarak mühim bir rol oynamıştır.” diye konuştu.
Duran, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Dünya beşten büyüktür” mesajının, bu krize direkt bir cevap niteliği taşıdığını, bu ifadenin küresel sistemin merkezindeki adaletsizliğe, dengesizliğe ve işlevsizlik haline yönelik açık bir davet bulunduğunu kaydetti.
Seksen yıl ilkin internasyonal seviye inşa edilirken Müslüman ülkelerin ve toplumların bu sürece yön verme imkanının neredeyse yok denecek kadar sınırı olan olduğuna dikkati çeken Duran, internasyonal kurumların asırlara dayanan değerlerini, geleneklerini ve tecrübelerini yansıtacak kafi bir zemin sunmadığını altını çizdi.
Duran, bundan dolayı Müslüman toplumların, ölçü koyucu değil, normları benimsemek zorunda kalan erkek oyuncular haline geldiğini, ortalama 50 yıl ilkin Edward Said’in, “Orientalism” adlı eserinde Batı anlatılarının Orta Doğu ve İslam dünyası üstünde iyi mi hegemonik bir ilişki kurduğunu ortaya koyduğunu dile getirdi.
Ötekinin temsilinin hiçbir süre yansız olmadığının altını çizen Duran, bu temsilin kimin çağdaş kabul edildiğini, kimin geri kalmış olarak etiketlendiğini, kimin söz söyleme hakkına haiz bulunduğunu belirdiğini beyan etti.
“BATI MERKEZCİ DÜŞÜNCENİN DAYATTIĞI SAVUNMACI YAKLAŞIMLARI AŞMAK ZORUNDAYIZ”
Duran, Said’in hemen sonra değindiği “Covering Islam” adlı eserinde ise Batı medyasının İslam dünyasını iyi mi devamlı kuşku ve kalıp yargılar üstünden çerçevelediğini gözler önüne serdiğinden bahsetti.
Bugün, bu geçiş döneminde yalnızca risklerle değil, bununla beraber tarih, bir fırsatla karşı karşıya olduklarını işaret eden Duran, “Ortaya çıkmakta olan küresel düzene katkı sunma olanağına sahibiz. Görevimiz açıktır. Ölçü koyucu haline gelmeliyiz. Değerlerimizi tekrardan sisteme taşımak ve İslamofobi ile Batı merkezci düşüncenin dayattığı savunmacı yaklaşımları aşmak zorundayız.” dedi.
İletişim Başkanı Duran, küresel anlatıların söz mevzusu olduğunda teknoloji şirketleri, lobi grupları, danışma ağları ve hesap verebilirlikten uzak dijital platformların da başlıca erkek oyuncular içinde yer aldığını bilhassa vurgulamak istediğini söylemiş oldu.
Bu aktörlerin çatışmaların iyi mi çerçeveleneceğini, kimin acısının görünür olacağını ve kimin sesinin görmezden gelineceğini belirlediğine dikkati çeken Duran, “Bu durum bununla beraber mühim bir olanak da sunmaktadır. Müslüman toplumlar kendi anlatılarını tekrardan sahiplenebilir ve kendi hikayelerini anlatabilir. Anlatı üstündeki kökleşmiş tekelleri kırmak için emin bir çaba göstermek durumundayız. İlk olarak, kontakt süreçleri hem kuvvetli devletleri hem de etkin sivil toplumları içermelidir. Yalnızca hükümetlerin çabası kafi değildir. Akademisyenler, gazeteciler, sanatçılar ve vatandaşlar bu sürecin ayrılmaz bir parçası olmalıdır. ” diye konuştu.
“KENDİ HİKAYEMİZİ ANLATAMAZSAK, BAŞKALARI BİZİM ADIMIZA ANLATMAYA DEVAM EDECEK”
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Duran, şunları kaydetti:
“İkinci olarak, Müslüman toplumlar dezenformasyona karşı korunmalıdır. Dijital okuryazarlık artık bir zorunluluktur. Doğrulama mekanizmaları ve dezenformasyonla savaşım eden kurumlar, İslamofobi, ön yargı ve nefret kampanyalarıyla mücadelede tehlikeli sonuç öneme haizdir. Üçüncü olarak, kendi kontakt kurumlarımızı inşa etmeliyiz. Anlatılar yayıldıktan sonrasında yalnızca tepki veren bir konumda kalamayız. Güvenilir bilgiyi evvel üreten medya platformları, araştırma merkezleri ve stratejik kontakt yapıları oluşturmamız gerekmektedir. Kendi hikayemizi anlatamazsak, başkaları bizim adımıza anlatmaya devam edecektir. Ve hikayemizi başkaları anlatırsa dünyadaki yerimizi de onlar tanımlayacaktır. Bundan dolayı, kendi anlatımıza tekrardan haiz çıkmalı, hikayemizi kendimiz anlatmalı ve dünyadaki hak ettiğimiz yeri kendi şartlarımızla güvence altına almalıyız.”
Burada tesis edilen diyalog ve işbirliğinin İslam dünyasında birlik ve beraberliği güçlendirmesini temenni eden Duran, forumun İslam dünyası ve tüm insanlık için hayırlı sonuçlara vesile olmasını diledi.
