ABD ve İsrail’in İran’a havadan müdahalesi beklendiği şeklinde bir halk ayaklanmasına yol açmazken, karadan müdahalenin yapılıp yapılmayacağı da belirsizliğini koruyor. Donald Trump ve Benjamin Netanyahu liderliğinde şekillenen planlar, İran içinde bir ayaklanma çıkararak rejimi zayıflatma hedefi taşısa da, sahadaki durum bu beklentilerin karşılık bulmadığını ortaya koydu. Türkiye ise bu sürece en net tepkiyi veren ülkelerden biri oldu. New York Times Ankara’nın, ABD’yi İran’da PJAK ve öteki ayrılıkçı Kürt örgütlerini kullanmaması mevzusunda uyardığını yazdı. Haber Global Web Hususi’e sahadaki son durumu değerlendiren güvenlik ve terör uzmanı Ünal Atabay ise şu anda İran’daki Kürt örgütleri üstüne meydana getirilen planların dondurulduğunu söylemiş oldu.
Ankara, herhangi bir dış gücün bölgedeki etnik unsurları kullanarak yeni çatışma alanları yaratmasına kati bir üslupla karşı çıkıyor.
PLANIN EN ZAYIF YÖNÜ
New York Times’taki analize gore, İsrail istihbaratının başındaki David Barnea tarafınca hazırlanan plan doğrultusunda İran’daki muhalif unsurlar harekete geçirilerek rejim içeriden çökertilecekti. Bu stratejinin, dış müdahale ile iç karışıklığı birleştiren klasik bir “rejim değişikliği” yaklaşımına dayandığı belirtiliyor. Sadece aradan geçen haftalara karşın İran’da kitlesel bir ayaklanmanın yaşanmaması planın son aşama zayıf bulunduğunu ortaya koydu.
HALKTA ÖLÜM KORKUSU VAR
ABD gazetesine gore Amerikan ve İsrail danışma değerlendirmeleri de bu gerçeği doğrular özellikte. “İran’da devlet yapısı zayıflamış olsa da çökmüş değil” tespiti meydana getirilen analizde güvenlik güçlerinin sert müdahale kapasitesi ve toplumdaki korku atmosferinin, geniş çaplı bir isyanın önündeki en büyük engeller olarak öne çıkmış olduğu kaydediliyor. Ek olarak halkın mühim bir kesiminin rejimden memnun olmasa bile, silahsız bir halde sokağa çıkmanın ölüm riski taşıdığına inanılmış olduğu belirtiliyor.
ETNİK BÖLÜNME UYARISI
Sadece gazeteye gore aslolan tartışmalı nokta, bu planın bir parçası olarak ‘Kürt seçeneği’nin gündeme gelmesi oldu. Şimal Irak’taki bazı silahlı Kürt grupların İran içine yönlendirilmesi fikrinin, yalnızca askeri değil, bununla beraber siyasal ve etnik fay hatlarını da harekete geçirebilecek bir risk taşımış olduğu belirtilirken Türkiye’nin bu noktadaki hassasiyeti son aşama net bulunduğunun da altı çiziliyor. Gazetenin bildirdiğine gore Ankara, herhangi bir dış gücün bölgedeki etnik unsurları kullanarak yeni çatışma alanları yaratmasına kati bir üslupla karşı çıkıyor. Türk yetkililerin, bu tür girişimlerin bir tek İran’ı değil, tüm bölgeyi istikrarsızlığa sürükleyeceğini vurguladığı ifade ediliyor.
KULLANIŞLI APARAT MI?
Ankara, Washington’a direkt bildiri vererek, bölücü yapılarla iş birliği yapılmaması icap ettiğini açıkça iletirken, sahadaki son durumu değerlendiren Atabay şunları söylemiş oldu:
“Silahlı Kürt gruplar, rejime yönelik eylemler adı altında girdikleri bölgelerde zaman içinde bölgesel özerk bir yapı elde etmeyi hedeflemektedir. Suriye’de yaşanmış olan krizle uğraşılırken, benzer bir yapılanmanın tekrardan ortaya çıkması ileride tehdit oluşturabilir. Bu yüzden Türkiye, ulusal çıkarları açısından yerinde ve zamanında uyarılarını yapmaktadır. Bu yapıların, kara harekâtı açısından kullanışlı bir aparat olmadığı da açıktır.”
Atabay: Bu tür yapılar, fırsat doğduğunda tekrardan harekete geçme potansiyeline haizdir.
DURUM DONDURULDU
“ABD her ne kadar başlangıçta bu şekilde görüp kullansa da, zaman içinde işin içinden çıkılması zor bir güvenlik sarmalına girildiği görülmektedir. Türkiye ise bu coğrafyayı en iyi bilen ve zamanı bağları kuvvetli olan bir ülke olarak, yapmış olduğu uyarılarda dikkate alınması ihtiyaç duyulan bir aktördür. Şu anda bölgede durum donmuş görünmektedir. Sadece bu tür yapılar, fırsat doğduğunda tekrardan harekete geçme potansiyeline haizdir. Şu an için bu şekilde bir fırsat görünmese de, ileride bu mevzunun tekrardan gündeme gelmesi muhtemeldir.”
[email protected]
Kaynak: Web Hususi
