ABD ile İran içinde uzun süredir donmuş durumda olan diplomatik ilişkilerde son dönemde dikkat çekici bir yumuşama sinyali ortaya çıktı. Taraflar içinde varıldığı belirtilen geçici mutabakat, İran’a yönelik bazı ekonomik yaptırımların kısa süreliğine gevşetilmesini öngörüyor. Sadece uzmanlara nazaran bu adım, on senelerdir biriken yaptırım sisteminin çözülmesi anlamına gelmiyor; aksine, bu yapının ne kadar karmaşık ve kırılgan bulunduğunu tekrardan gündeme taşıyor. Washington yönetimi, sınırı olan süreli bir düzenleme ile İran’ın petrol ve petrokimya ihracatına belirli seviyede izin verirken, bunun kapsamlı bir normalleşme anlamına gelmediği bilhassa vurgulanıyor. Söz mevzusu adımın İran ekonomisine kısa vadede milyarlarca dolarlık bir nefes alanı açabileceği belirtilse de, uzun vadeli yaptırım mimarisinin çözülmesinin oldukca daha zor olacağı ifade ediliyor.
İran yaptırımları küresel sistem haline gelmiş durumda.
40 YILLIK YAPTIRIM
İran’a yönelik yaptırımların kökeni 1979 İran Devrimi sonrası ABD–İran krizine kadar uzanıyor. O tarihten bu yana, nükleer program, bölgesel politikalar ve bazı silahlı gruplarla ilişkiler gerekçe gösterilerek ABD, Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler tarafınca oldukca katmanlı bir yaptırım sistemi inşa edildi. Bugün gelinen noktada bu sistem yalnızca yürütme kararlarıyla değil, hem de ABD Kongresi tarafınca çıkarılmış yasalarla da destekleniyor. Bu durum, yaptırımların kaldırılmasını teknik bir işlem olmaktan çıkarıp, direkt siyasal ve hukuki bir savaşım alanına dönüştürüyor. Uzmanlara nazaran, yaptırımlar artık tek bir merkezden yönetilen bir siyaset değil; finans, enerji, sigorta, deniz taşımacılığı ve bankacılık benzer biçimde birçok sektöre yayılmış karmaşık bir ağ hâline gelmiş durumda.
HUKUKİ VE SİYASİ ENGELLER
ABD’li eski yetkililer ve yaptırım uzmanları, mevcut yapının kısa sürede ortadan kaldırılmasının mümkün olmadığını belirtiyor. Şu sebeple yaptırımların mühim bir kısmı başkanlık kararnameleriyle değil, direkt Kurultay yasalarıyla yürürlüğe girmiş durumda. Bundan dolayı bir ABD başkanı bazı yaptırımları kaldırabilse bile, bilhassa İran’la bağlantılı olduğu iddia edilen bazı örgütlere yönelik engellemeler benzer biçimde tehlikeli sonuç başlıkların değişmesi için Kurultay onayı gerekiyor. Washington’daki siyasal atmosfer göz önüne alındığında, bunun ciddi bir dirençle karşılaşacağı değerlendiriliyor. Ek olarak ABD Gömü Bakanlığı’na bağlı Yabancı Varlıkları Denetim Ofisi’nin (OFAC), yaptırım listelerinden binlerce şahıs ve kurumu çıkarmasının bile minimum bir yıl sürebileceği ifade ediliyor.
RİSKTEN KAÇINMA
Yaptırımların yalnızca devletler arası bir sorun olmadığı, {özel sektör} üstünde de derin etkisinde bırakır yarattığı vurgulanıyor. Internasyonal bankalar, sigorta şirketleri ve enerji devleri, İran ile iş yapma mevzusunda son aşama davranışlarında ölçülü davranıyor. Yaptırımların gevşetilmesi durumunda bile şirketlerin derhal İran pazarına dönmesi beklenmiyor. Bunun temel sebebi, yalnızca hukuki riskler değil, hem de saygınlık kaybı ve geçmişte yaşanmış olan ağır para cezaları. ABD’de yürürlükte olan “Terörizmin Sponsorlarına Karşı Hakkaniyet Yasası” (JASTA) benzer biçimde düzenlemeler, şirketlerin İran ile dolaylı bağlantı kurması durumunda bile dava riskini artırıyor. Bu da hususi sektörün “bekle-gör” yaklaşımını sürdürmesine niçin oluyor.
KISA VADELİ RAHATLAMA
Geçici muafiyetler İran için mühim bir ekonomik nefes alanı yaratabilir. Bilhassa petrol ve petrol ürünleri ihracatındaki artış, ülkeye kısa sürede milyarlarca dolar giriş sağlayabilir. Bazı ekonomistler, yaptırımların tamamen kaldırılması durumunda İran’ın küresel enerji piyasasına daha geniş ölçekte entegre olabileceğini ve gelirlerinin ciddi şekilde artabileceğini belirtiyor. Sadece mevcut yapıda bu senaryo oldukça uzak görünüyor. İran ekonomisi, uzun senelerdir devam eden yaptırımlar sebebiyle finansal sistemden büyük seviyede izole durumda. Bankacılık işlemleri sınırı olan, yabancı yatırım düşük ve petrol satışları büyük oranda dar bir alıcı grubuna bağımlı.
Geçici muafiyetler İran için mühim bir ekonomik nefes alanı yaratabilir.
ZOR DENGELER
Yaptırımların kaldırılması yalnızca ABD–İran ilişkilerini değil, hem de Avrupa Birliği, Rusya ve Çin benzer biçimde aktörlerin pozisyonlarını da direkt etkileyecek bir gelişme olarak görülüyor. Bilhassa Avrupa ülkeleri, İran’ın nükleer programına ilişkin endişeler sebebiyle yaptırımların tamamen kaldırılmasına davranışlarında ölçülü yaklaşıyor. Bu da küresel ölçekte ortak bir siyaset oluşturulmasını zorlaştırıyor. Değerlendirmelere nazaran, mevcut süreç yalnızca ekonomik değil, hem de jeopolitik bir tekrardan konumlanma mücadelesi anlamına geliyor.
[email protected]
Kaynak: Web Hususi
