1. Haberler
  2. Son Dakika
  3. Gündem
  4. Yunanistan halkın seçtiği müftüleri, biz de onların tayin ettiklerini kabul etmiyoruz

Yunanistan halkın seçtiği müftüleri, biz de onların tayin ettiklerini kabul etmiyoruz

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Antalya Dış ilişkiler Forumu’nda Yunanistan’ın Batı Trakya’da bulunan Gümülcine ve İskeçe’ye seçim adı altında müftü belirleme girişimleri de gündeme geldi. Foruma Gümülcine Seçilmiş Müftüsü İbrahim Şerif ve Batı Trakya Türk Azınlığı Danışma Kurulu Başkanı İskeçe Seçilmiş Müftüsü Mustafa Trampa katıldı. İbrahim Şerif, Yunanistan’daki son gelişimleri DHA’ya değerlendirdi.

1913’TEKİ ANLAŞMAYA GÖRE SEÇİMİ HALK YAPIYOR

Gümülcine Müftüsü İbrahim Şerif, Batı Trakya’daki müftülük sorununu idrak etmek için tarihe bakmak icap ettiğini belirterek, “Batı Trakya dediğimiz topraklar 1912 Balkan Savaşı ile Osmanlı’nın elinden çıkan topraklar. Topraklar elinden çıkmış olduğu süre orada Müslüman Türkler kalıyorlar. Bu insanların iyi mi yönetim edileceği mevzusunda iki ülke içinde Atina Antlaşması diye 1910 senesinde bir antak kalma yapılıyor. Bu anlaşmaya gore orada kalan Müslümanlar dini özerk olarak bırakılıyor. Bu dini özerk olunca, oradaki milletin başı yada milletin idarecileri, din adamları, bu din adamları iyi mi seçilecek, yetkileri ne olacak mevzusunda antak kalma yapılıyor. 1913 yılındaki anlaşmada müftüleri, Müslüman Türklerden oy kullanma hakkına erişen hepimiz oyunu kullanacak ve dini liderini seçecek şeklinde anlaşılıyor. Ve yetkileri iyi mi olacak? Yetkileri de Osmanlı son dönemindeki Ahmet Cevdet Paşa’nın yazdığı ve Osmanlı’da uygulanan Mecelle Ahval-İ Şahsiye denilen aile hukuku uygulanacak. Orada kalan Müslüman Türkler kendi aralarında dini özerk, aileyle ilgili mevzularda kendilerine doğrusu evlenme, boşanma, miras vesaire şeklinde bu mecelleye gore yapacaklar. Seçimi de oradaki Müslümanlar seçecekler. Fakat devletle olan ilişkiler de Yunan kanunlarına, Yunan anayasasına uyacak” dedi.

SORUN 1985 YILINDA BAŞLADI

Bu olayın yan yamuk 1985 yılına kadar devam ettiğini kaydeden İbrahim Şerif, “Fakat 1985 senesinde halk bazı sıkıntılar yaşıyor ve bilhassa Kıbrıs çıkartmasından sonrasında oluyor. Hele hele gene Kıbrıs Cumhuriyeti duyuru edildikten sonrasında azınlık milletvekillerinin yetkilerini kullanamadıkları, mecliste dile getiremedikleri konulardan dolayı halk müftülerin çevresinde toplandı. 85 senesinde Gümülcine müftüsü vefat edince devlet bu sefer bizim aramızdan birilerini, kendisine yakın hissettiği adamları alıyor, makama atama ediyor. Azınlık bunu reddediyor, kabul etmiyor. Hatta devlete 5 yıl kadar yalvarıyor, diyor ki, ‘Ya seçim duyuru edin, müftümüzü seçelim.’ Kabul etmeyince halk o günkü şartlarda camilerde el kaldırmak suretiyle ‘Müslümanım’ diyen kişiler camiye gidip seçim yapıyor” diye konuştu.

İKİLEM DEVAM EDİYOR

1985’teki seçimde halkın müftü olarak kendisini seçtiğini belirten Şerif, “Fakat Yunan Devleti’ne diyoruz ki bağımsız milletvekilleri o dönemde, ‘Halk müftüsünü seçti, bunu atama edin.’ Onlar da ‘Hayır biz bunu atadık, buna gerek yok, müftü seçimine’ diyor. Neticede şu doğuyor, beni hukuken konuşturmaya başlıyorlar mahkemelerde. Fakat neticede halk onların atama ettiğini kabul etmiyor. Yunan devleti de halkın seçtiğini kabul etmiyor. 41 yıldan beri bu ikilem devam ediyor. Bu şekilde devam ediyor. Yunan devleti bugünlerde atama ettiklerini kılıfına uydurabilme adına bir seçim diyor. Seçim de gene atama aslen. Belirli kişilere seçtiriyor. 20- 30 kişiye, ‘İşte bak müftü seçtik’ diyecekler. Bu dışarıda ‘Müftü seçimi yaptık’ şeklinde olacak. Fakat belirli insanoğlu o seçici şahıs ben değilim, yurttaş değil, birisi değil. Belirli insanoğlu. Bunun için azınlık olarak biz gene onları kabul etmiyoruz. Bu şekilde bir ikilem devam ediyor; devletin atama ettikleri, halkın seçtikleri” diye konuştu.

‘BARTHOLOMEOS KENDİNE ‘EKÜMENİK’ DİYOR, BİZ KENDİMİZE ‘MÜFTÜ’ DİYEMİYORUZ’

Gümülcine’de kendisinin halkın seçtiği müftü bulunduğunu dile getiren İbrahim Şerif, “Diğer taraftan bizi Yunan devleti tanımıyor, onların atama ettiklerini de Türkiye devleti tanımıyor. Şu sebeple biz iki ülke içinde meydana getirilen antlaşmayla bırakılmış insanlardık. Bizim karşılığımız İstanbul’daki Rumlar. Bugün Patrik Bartholomeos kendine ‘ekümenik’ diyor, şimdi biz kendimize ‘müftü’ diyemiyoruz. Türkiye bu işe karışmıyor. Diğer taraftan Ruhban Okulu’nun açılmasını ısrar ediyorlar. Fakat bizim okullarımız kapanıyor sürekli. Orada bizim okullarımız da vardı karşılıklı. Lozan Antlaşması 1923’te yapılırken 310 okul vardı. Şu anda bir tek 83 okul kaldı. Kapanıyor. Doğrusu bu şekilde bir ikilem devam ediyor” dedi

Yunanistan halkın seçtiği müftüleri, biz de onların tayin ettiklerini kabul etmiyoruz
Yorum Yap

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

WP Twitter Auto Publish Powered By : XYZScripts.com
KAI ile Haber Hakkında Sohbet
Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.