1. Haberler
  2. Son Dakika
  3. Gündem
  4. Yakında Meclis zemininde ilerlemeye şahitlik edeceksiniz

Yakında Meclis zemininde ilerlemeye şahitlik edeceksiniz

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, KKTC ziyaretinin peşinden uçakta aralarında Haber Global Genel Gösterim Yönetmeni Taha Dağlı’nın da olduğu gazetecilere açıklamalarda bulunmuş oldu, soruları yanıtladı. 

Ziyarete ilişkin ilk olarak genel bir değerlendirme meydana getiren Erdoğan, şunları söylemiş oldu: 

Kıymetli basın mensubu dostlarım, sizleri en kalbi duygularımla muhabbetle selamlıyorum. Kıbrıs Sulh Harekatı’nın 51’inci yıl dönümü vesilesiyle Cumhurbaşkanı Sayın Ersin Tatar’ın davetine icabetle Şimal Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne gerçekleştirdiğimiz ziyaretimizi tamamlamış bulunuyoruz.

Lefkoşa’da 20 Temmuz Sulh ve Özgürlük Bayramı kutlamalarına katılarak, Kıbrıs Türkü kardeşlerimizin coşkusunu ve sevincini bir kez daha paylaştık. Internasyonal anlaşmalardan meydana gelen hak ve yükümlülüklerimiz çerçevesinde bundan 51 yıl ilkin gerçekleştirdiğimiz Kıbrıs Sulh Harekatı, “enosis” hayalini suya düşürmüştür.

Kahraman Silahlı Kuvvetlerimiz, Kıbrıs Türkü kardeşlerimiz ve mücahitlerin desteğiyle 1963’ten itibaren akan kan ve gözyaşına son vererek, adaya sulh ve rahatlık getirmiştir. Nitekim adada yarım asırdır bir damla kan dökülmemiştir. Bu rahatlık ortamı Türkiye’nin emin desteğiyle daha nice seneler sürecektir. Kıbrıs Türkü de ilelebet kendi vatanında özgürce yaşayacaktır.

Ziyaretim vesilesiyle KKTC Cumhurbaşkanı Sayın Ersin Tatar’la da bir araya geldim. Şimal Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne olan desteğimizi tekraren vurguladık. Kıbrıs’ta iki devleti çözüm vizyonunun arkasında durduğumuzu ve adada iki ayrı halk ve iki ayrı devlet olduğu gerçeğini teyit ettik.

Ayrıca Kıbrıs Türkü kardeşlerimizin refah içinde yaşaması için çalışmalarımızı sürdürüyoruz, sürdüreceğiz. İktisadi ve mali iş birliği anlaşmalarıyla Şimal Kıbrıs Türk Cumhuriyeti gerekseme duyduğu her alanda desteklenmektedir. Bazı tesislerin açılış ve temel atma törenlerini, mayıs ayında hizmete sunulan Cumhuriyet Yerleşkesinde yaptık. Bunlardan temelini attığımız Yeni Lefkoşa Devlet Hastanesi inşallah adadaki en büyük sıhhat yatırımlarından birini teşkil edecek.

Açılışını yaptığımız Lefkoşa Şimal Çevre Yolu Köprülü Kavşağı ve 4 buçuk kilometrelik kesim yardımıyla, toplam 21 kilometrelik projenin mühim kısmını tamamlamış olduk. Bir yıldan kısa sürede biten bu proje Lefkoşa’daki trafik yoğunluğunu azaltmakla kalmayıp Güzelyurt ve Lefke’nin, Ercan Internasyonal Havalimanı’na bağlantısını da hızlandıracak.

Bugün hizmete aldığımız Yeni Maraş Sıhhat Merkezi bin metrekarelik kapalı alanda bölge halkımızın sıhhat hizmetlerine de erişimini kolaylaştıracaktır. Bugün de gene şahit olunduğu suretiyle, Ana Vatan ve garantör olarak Kıbrıs Türkü’nün müreffeh bir geleceğe doğru attığı adımlarda yanlarında olmayı sürdüreceğiz. Bu düşüncelerle sözlerime son verirken, 20 Temmuz Sulh ve Özgürlük Bayramı’mızı bir kez daha canı gönülden kutlama ediyorum. Söz şimdi sizde.

SORU – CEVAP

SORU- Şimal Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde kurulu iki siyasal parti, Yeni Kıbrıs ve Birleşik Kıbrıs Partisi’nin yöneticileri, Rumların 1958’de Türkleri katlettikleri olayların yıldönümünde Cenup Kıbrıs’ta Rum Yönetimi liderini ziyaret ettiler. BM denetiminde nüfus sayımı yapılmasını, Ekim seçimlerine internasyonal gözlemci getirilmesini, Türkiye’nin internasyonal kurumlara yakınma edilmesini istediler. Bu ziyareti iyi mi karşıladınız? Rum Yönetimi Lideri, AB dönem başkanlığında sizi Cenup’e çağrı edeceğini söylemiş oldu. Bu şekilde bir çağrı gelirse katılmayı düşünür müsünüz?

Benim Cenup’e bu şekilde bir ziyaret düşüncem söz mevzusu değil. Zira onlar iyi mi KKTC’yi bir devlet olarak kabul etmiyorlarsa ikimiz de Cenup Kıbrıs’ı bir devlet olarak kabul etmiyoruz. Dolayısıyla benim kitabımda onlarla bu şekilde bir görüşmenin yeri yok. Bunlar, Kıbrıs Türk halkının iradesini yansıtmayan marjinal girişimlerdir. Kıbrıs Türkleri bizim canımızdan bir parçadır. Kimse, aramızdaki bu gönül bağını zedeleyemez; Kıbrıs adasına yalnız sulh için gitmiş olan Türkiye’nin kahraman evlatlarına “işgalci” diyemez. Kıbrıs Türk halkı, anavatan Türkiye’nin garantörlüğünü ve Ada’daki meşru varlığını münakaşaya açmaz bile. Zamanı gerçekler ve ulusal hafızamız ortadayken meydana getirilen hainlik normal olarak Kıbrıs Türk halkı tarafınca sandıkta cezalandırılacaktır. Rum tarafı şimdiye kadar çözüm istemediğini onlarca defa gösterdi. Onlar eşitlik ve hakkaniyet değil, Kıbrıs Türkünü kendi öz vatanında parya yapmak istiyorlar. Kimi şuursuzlar da buna açıkça çanak tutuyor. Kıbrıs’ta çözümün anahtarı iki devletli çözümdür; bundan da ödün yoktur. Türkiye’nin Kıbrıs politikası nettir, Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliğini ve güvenliğini güvence altına almayan hiçbir sürecin içinde olmayız.

“ŞARA DİK BİR DURUŞ SERGİLEDİ”

SORU- Suriye’de gelinen nokta itibariyle her ne kadar bir kırılganlık olsa da bir ateşkes sağlandı. Bunda Türkiye’nin fazlaca ciddi katkılarının bulunduğunu biliyoruz. Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara bu katkılarından dolayı Türkiye’ye teşekkür etti. Benim sorum bu süreçte neler oldu? Türkiye bu süreçte inisiyatif yürütürken neler yaşandı? Bir de bundan sonrasına dönük beklentileriniz nedir?

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara orada dik bir duruş sergilemiştir. Şu ana kadar herhangi bir tavizi de söz mevzusu değil. İsrail devamlı tüm bölgeyi ateşe atma şeklinde bir çaba içinde. Bu çaba karşısında ise Suriye’nin bu duruşuyla süreç, ihtiyatlı bir halde devam ettirildi. Suriye’nin bölgeyi 2 bin 500 kadar askeriyle denetim altına alması söz mevzusu. Son atılan adımlarla da kontrolü elde etmiş vaziyetteler. Böylece Cenup’de bir egemenlik tesis edilmiş durumda. Suriye halkı tüm kesimleriyle, geçmişte yaşadıkları acılardan ders çıkartıp, bu oyunlara gelmeyi kesinlikle düşünmüyor. Burada Dürzilerle öteki kesim arasındaki uzlaşıyı elde etmiş vaziyetteler. Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara burada bana gore fazlaca pozitif bir adım attı. Kendisiyle yaptığım telefon görüşmesinde bu duruşunu konuştuk. Kendisinden bizlerden talebi nedir, ne değildir bu tarz şeyleri öğrendik. Kendilerine her türlü desteği vereceğimizi de söyledik. Dışişleri Bakanımız Hakan Fidan, ABD Birleşik Devletleri’nin Hususi Temsilcisi ve Dışişleri Bakanı ile devamlı görüşme halinde. Aynı şekilde MİT Başkanımız İbrahim Kalınca ve Ulusal Müdafa Bakanımız Yaşar Güler de muhataplarıyla görüşüyor. Bölgede son olarak bu 2 bin 500 kişilik hafifçe silahla donatılmış gücün Süveyda’ya gitmesine izin verildi. İki gündür Amman’da toplantılar devam ediyordu. Aşiret reisleri, Ürdünlüler ve ABD Hususi Temsilcisi bizimle devamlı temas halinde. Süveyda’nın etrafı çevrilmiş durumda. Birliklerin içeriye girip girmemesine izin vermeyle ilgili bir sorun var. Şu anda Dürzilerin malumunuz üç kolundan ikisi son aşama uyumlu olmasına rağmen kollardan biri İsrail ile hareket ediyor. Bunlar bozgunculuktan vazgeçmiyor. Bundan dolayı içeride ara sıra çatışmalar devam edebiliyor. İçeriye polis giremiyor, asker giremiyor, şehrin etrafındalar. En azından dışarından unsurların gelmesini engellediler. Amman’daki devam eden müzakerelerde sözünü ettiğimiz o bir Dürzi fraksiyon hariç taraflar, gönüllü olarak ateşkese uymaya “evet” dediler. Suriye meselesinde aslen son aşama yapıcı bir atmosfer oluştu. Tüm bir araya gelemeyecek erkek oyuncular, Suriye mevzusunda bir araya gelirken İsrail’in bu istikrar projesini bozmasını dünyaya iyi anlatmak gerekiyor. Biz, bunu anlattığımızı düşünüyoruz. Amerikalılar bilhassa bu meseleyi birazcık daha sahiplenmeleri icap ettiğini anlıyorlar. Temel mesele tarafların birbiri içinde çatışma olması. Fakat daha da büyük stratejik mesele, bu çatışmayı bahane ederek İsrail’in bölgeyi işgale kalkması. Aslına bakarsanız İsrail, bildiğiniz şeklinde bölgede istikrar olmasını istemiyor. Bütünleşik bir Suriye’nin kendisi için iyi olamayacağını düşünüyor ve bu türden provokasyonlara devam ediyor.

“YAKINDA MECLİS ZEMİNİNDE İLERLEMENİN YAŞANDIĞINA ŞAHİTLİK EDECEKSİNİZ”

SORU: “Terörsüz Türkiye” hedefiyle çıkılan yolda ilk ciddi adım atıldı. Silahlar yakıldı. Bunun devamı gelecek mi? Iyi mi gelecek? “Terörsüz Türkiye” sürecinde işler yolunda gidiyor mu? Bir de örgütün Suriye kolu PYD sürecin içine girme mevzusunda birazcık direniyor mu? Bu konudaki düşünceniz nedir?

“Terörsüz Türkiye” hedefimize ulaşmak için adımlarımızı atmayı sürdürüyoruz. Bu nihai hedef doğrultusunda ilerleme devam ediyor. Sürecin provokasyonlardan etkilenmemesi için de son aşama dikkatliyiz. “Terörsüz Türkiye” hedefimizi sekteye uğratacak tüm sabotajlara ve yapılara karşı teyakkuz halindeyiz. Biliyorsunuz ki tabanca bırakma başladı. İlgili arkadaşlarımız lüzumlu takip edeni yapıyor ve temasları sağlıyor. Komisyon mevzusunda da görüşmeler, bildiğime göre, nihai aşamaya geldi. Yakında Meclis zemininde ilerlemenin yaşandığına şahitlik edeceksiniz. Biz terörsüz bir geleceği inşa etmekte kararlıyız. Hedefimize ulaşmak için ne yapacağımızı, iyi mi yapacağımızı ve sonuçta nereye varacağımızı fazlaca net bir şekilde biliyoruz. Bölgemizde yaşanmış olan hadiseler, bir kez daha attığımız bu adımın doğruluğunu ortaya koyuyor. Şu anda İmralı bu mevzuyla ilgili her türlü desteği verdi, veriyor. İşin bu boyutu fazlaca fazlaca mühim. YPG’nin duruşu her an her türlü değişkenliğe uğrayabilir. Bu yaklaşımın bunların uzantısı olan SDG bakımından iyi mi yansıyacağı da mühim. Son gelişmelerde Suriye Cumhurbaşkanı Şara’nın duruşu, bunların negatif anlamda bir araya gelişini de bana gore ortadan kaldırmış vaziyette. Biz kararlıyız, Ahmed Şara’yı Suriye’de yalnız bırakmayacağız. Suriye’nin parçalanmasını istemiyoruz, Suriye’nin tekrardan toparlanmasını biz ülkemiz için de pozitif görüyoruz. Zira Suriye’nin tekrardan toparlanması bizimle olan münasebetlerini de pozitif istikamette etkileyecektir. Ülkemizdeki Suriyelilerin ülkelerine gönüllü geri dönüşlerinin başladığını görüyoruz. Oysa “dönmeyecekler” diye bir ümitsizlik vardı. Şimdi gönüllü geri dönüşlere başladılar. Ikimiz de gönüllü geri dönüşlerin hızlanması için her türlü desteği vereceğiz. Bu dönüşlerin hızlanmasıyla beraber Suriye hızla normalleşsin, ikimiz de Güneyimizi sağlama alalım istiyoruz.

SORU: Türkiye, Müdafa Sanayiinde atılımlarıyla dünyada fark yaratmaya devam ediyor. Önümüzdeki dönemde yerli ve ulusal müdafa sistemlerimizde yeni müjdeler gelecek mi?

İktidara geldiğimizde müdafa sanayii alanında Türkiye’nin kaybetmiş olduğu zamanı telafi etmek için yoğun bir çaba sarf ettik. Attığımız etkin adımlar, ektiğimiz tohumlar, verimli sonuçlar oluşturdu. Geldiğimiz nokta mühim, sadece bizlere gore kafi değil. Gücümüze güç katacak adımlar planlıyor ve hızlıca atıyoruz. Müdafa sanayii şirketlerimizin altyapı hamleleri, nanoteknolojik tesis yatırımları devam ediyor. Hedefimiz, müdafa alanında tam anlamıyla kendimize yetmektir. “Tam bağımsız Türkiye” sloganla gerçekleşmez. Bu şekilde vizyoner adımlarla, çalışmayla gerçekleşir. “Hep daha iyisi mümkündür ve onu biz yaparız” bilinciyle hareket etmek mecburiyetindeyiz. Malum KAAN’ı yaptık ve pistte yanımızda yedek pilotla birlikte şu şekilde bir yürüdük. AKINCI, ALTAY, HÜRJET, ATAK, TCG ANADOLU ve daha nicelerini yaptık, yapıyoruz. BAYKAR olarak yaptıklarımız var. BAYKAR’ın haricinde yaptıklarımız var. İnsansız hava araçlarıyla Türkiye, şu anda dünyada adından söz ettiren bir ülke konumunda. Bu bizim için fazlaca fazlaca mühim bir adım. Diğer tarafta zırhlı taşıyıcılara baktığınız süre, oldukça iyi bir konumdayız. Talepler ardı ardına geliyor. Denizde, gene aynı şekilde… Fırkateynlerde Türkiye fazlaca mühim bir konumda. Siparişler sürekli geliyor. Biz şu anda siparişleri yetiştiremiyoruz. Pakistan’a varıncaya kadar birçok ülkeden bizlere ciddi siparişler var. Malum, fazlaca maksatlı amfibi saldırı gemimiz TCG ANADOLU’yu yaptık. Şimdi ikincisini, onun bir üst versiyonunu yapmak için İspanyollarla görüştük. Onlar da “kesinlikle biz buna varız” diyorlar. İnşallah bu yeni tayyare gemisini 2-3 senede bitirip onunla da yola devam etmeyi planlıyoruz. Bu mevzuyu İspanya Başbakanı Pedro Sanchez ile görüştük. O “biz varız” diyor. İspanyollarla bunu inşallah başaracağız. Böylece gemimizin üst segmentini bitirmiş olacağız. Bizim şu anda jet uçakları alımı mevzusunda malum İngiltere ve Almanya ile attığımız adımlar söz mevzusu. Bu mevzuda da İngilizler ve Almanlar pozitif yaklaşıyorlar. İnşallah jet uçaklarımızı da bir an ilkin alacağımıza inanıyorum. İngiltere Başbakanı Sayın Keir Starmer ve Almanya Şansölyesi Friedrich Merz ile yaptığım görüşmelerde onların mevzuya pozitif baktıklarını gördüm ve inşallah bu adımları da atacağız.

“AB, TÜRKİYE’YE SİYASİ BARİYERLERİ ACİLEN KALDIRMALI”

SORU: “Terörsüz Türkiye” süreci başarıyla devam ederse Avrupa Birliği ile müzakerelerde engel olarak öne sürülen bazı argümanlar da ortadan kalkacak haliyle. Bu durumda müzakerelerin devamı şeklinde, vize serbestisi şeklinde gelişmeler bekliyor musunuz?

Türkiye’nin üyelik müzakerelerinin canlandırılması ve ilerletilmesi için bigün bile beklenmemelidir. Bu gelişmelerin herhangi bir yeni adım beklenmeden halihazırda olması gerekiyor. Avrupa Birliği’nden temas kurduğumuz tüm muhataplarımıza tam üyelik hedefimizi kuvvetli bir şekilde muhafaza ettiğimizi söylüyoruz. Birlik, stratejik ve vizyoner şekilde bu meseleyi ele aldığında derhal adım atmak için önlerinde herhangi bir engel bulunmamaktadır. Türkiye’ye karşı konulmuş olan siyasal bariyerler acilen kaldırılmalıdır. AB ülkelerinden, ilişkileri adil ve eşitlikçi bir yaklaşımda sürdürmelerini bekliyoruz. Bugüne dek fazlaca kere gördüğümüz ikircikli bir tutumla ilişkileri ilerletmenin de mümkün olmadığını anlamalarını bekliyoruz. Avrupa ve çevresinde yaşananlar, AB içindeki görüş ayrılıkları hesaba katıldığında Birliğin Türkiye şeklinde dinamik ve çözüm odaklı bir üyeye olan gereksinimi görülecektir. Daha ilkin de söylediğim şeklinde AB için köprüden ilkin son çıkış Türkiye’dir. Dünya değişiyor, Avrupa değişti bile. Köhnemiş, saplantılı siyasal anlayışların etkisinden sıyrılmak, Avrupa Birliği için yeni periyodu kavrayan ve Birliği geleceğe taşıyan bir hamle olabilir. Biz Türkiye olarak tam üyeliğe hazırız.

“GAZZE HALKI TESLİM OLMAYACAK”

SORU: Gazze’yi sormak isterim. Bazen “ateşkese yakınız” haberleri geliyor fakat halen daha bir ateşkes yok. Son olarak el-Kassam Tugayları “uzun devam eden bir yıpratma savaşına hazırız” dediler. Dün akşam Gazze’de Sıhhat Bakanlığı “sabah itibarıyla tüm ambulans sirenleri açlıktan ölen insanoğlu için çalacak” dedi. Son 24 saatte 18 kişinin açlıktan öldüğü ifade ediliyor. Bir taraftan İsrail, Gazze’de yaşayanları başka ülkelere göndermenin hesabını yapıyor. Son olarak bir kiliseyi de vurdular. Soykırımcı İsrail yönetiminin bu attığı adımlarla ilgili ne söylemek istersiniz?

Gazze halkı şu ana kadar teslim olmadı ve ben inanıyorum ki teslim olmayacak. İsrail ise, gözü dönmüş bir canavar şeklinde her yana saldırıyor ve inşallah bu hırsının kurbanı olacaktır. Biz Gazze’yi gündemimizden asla düşürmedik ve düşürmeyeceğiz. Gazze’nin yanında yer almaya devam edeceğiz. Bu mevzuda ABD Birleşik Devletleri’nin adımlarını devamlı olarak takip ediyoruz. Amerikan Dışişleri Bakanı ile Dışişleri Bakanımız Hakan Fidan Bey devamlı görüşüyor. İsrail’i devamlı destekleyen internasyonal cemiyet da artık bir şey saklayacak durumda değil. Hepimiz ne yapılması gerektiği mevzusunda aynı fikir. Bir umarsızlık sarmalına girmiş durumdalar. Ateşkes mevzusunda fazlaca ciddi bastırıyorlar. Ateşkes görüşmelerinde şu anda üç mevzu var. Birincisi; İsrail askerleri ateşkes sonrası nerede, hangi geri çekilme bölgelerinde duracaklar? İkincisi; halihazırda “besin yardımları iyi mi dağıtılacak?” mevzusunda Hamas ile İsrail tarafı tam bir mutabakata varabilmiş değiller. Üçüncüsü; 60 günlük ateşkes sağlanırsa, rehineler verildikten sonrasında ateşkesin devam edeceği mevzusunda İsrail’in bir taahhütte bulunması gerekiyor. Hamas’ın talebi bu. İsrail de bunu yapmak istemiyor. ABD, Mısır ve Katar bizlerin de desteğiyle bir orta yol bulmaya çalışıyorlar. Kısaca şu şekilde bir şey olmasın konumundayız; Rehineler verildi, 60 gün ateşkes oldu, 60 gün sonrasında bugünkü duruma yine gelindi. Eğer ateşkesin kalıcılığına ilişkin bir taahhüt alınamazsa, doğrusu zorlayıcı bir sistem eğer olmazsa Hamas’ın bunu kabul etmesi yalnız bir tercih olacak. Bugün mü ölelim, 60 gün sonrasında mı ölelim tercihi… Onun için bu aşamada devam eden ciddi bir pazarlık süreci var.

“ZENGEZUR KORİDORU’NU MUTABAKATLA HALLEDEBİLECEĞİMİZE İNANIYORUM”

SORU: Ben Zengezur Koridoru ile ilgili bir sual sormak isterim. Bu koridorun ABD Birleşik Devletleri’ne kiralanması yönünde bir teklif dillendirildi ilk kez. Bununla ilgili görüşlerinizi merak ediyorum efendim.

Zengezur Koridoru yalnız Azerbaycan, Ermenistan ve Türkiye’ye değil bölgedeki öteki ülkelere de yarar sağlayacak. Biz bu hattı hem de jeoekonomik boyutu itibarıyla son aşama mühim bir mevzu olarak görüyoruz. Nitekim, bu hat bölgemizin ötesindeki coğrafyaları da birbirine bağlayacak ve ticareti canlandıracaktır. Bu hattın bir ihtilaf deposu değil, bir mutabakat simgesi haline gelmesi temel beklentimizdir. Bu sayede bölge iş birliğinin galebe çaldırmış olduğu bir refah alanı olacaktır. Bölge ülkeleri olarak bu meseleyi mutabakatla halledebileceğimize inanıyorum. Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Zengezur’a büyük ehemmiyet veriyor. Bir an ilkin hattı hazırlayıp orayı hem Azerbaycan için hem bölge için kullanmak, değerlendirmek istiyor. İnanıyorum ki; orayı birlikte çözeceğiz.

SORU: İç cephe vurgunuz, “Terörsüz Türkiye” hedefiniz ve “Kudüs ittifakı” çağrınız Türkiye’nin yeni yol haritasının ana eksenleri olarak öne çıkıyor. Bu üç başlık hem iç politika hem dış siyasette ülkemize iyi mi bir yön çizecek? Türkiye’nin kalkınmasında ne şeklinde sosyokültürel katkılar sağlayacak?

Biz bölgemiz ve dünya için örnek teşkil edilecek bir model ortaya koyduk. Çevremizde yanan cenk ateşlerine karşın her şartta rahatlık ve istikrarı önceliyoruz. Dışarıda böylesine etken bir siyaset izlerken içimizdeki meseleleri de biz es geçemeyiz. İç cephesi kuvvetli Türkiye, hem toplumsal hem ekonomik kalkınmasını hızlandıracak. Daha ilkin de söyledim. Terör belasının ülkemize maliyetli 2 trilyon doları aşıyor. Artık bu kaynaklar daha verimli, ekonomik açıdan daha katma kıymetli yatırımlara harcanacak. İşçiye, emekliye, memura, sanayiciye, tüccara çiftçiye gidecek. Böylelikle terörün zemin bulmasını engelleyecek, ekonomik kaynaklarımızı terörle mücadeleye değil, üretim ve teknolojiye inşallah kaydıracağız ve bu alandaki gayretlerimizi de önemle devam ettiriyoruz. Yapacağımız altyapı yatırımlarıyla durmaksızın yola devam edeceğiz.

SORU: LGS birincileri tartışması sürecine şahit olduk ve bu durum imam hatip liselerine yönelik kasıtlı bir hücum olarak algılandı. Muhalefetin bilhassa imam hatip liselerini sıkça hedef almasının arkasında size gore ne yatıyor?

İmam hatip okullarının bilimsel nitelikli başarıları, bilhassa fen ve toplumsal bilimler alanında giderek artıyor. Bu durum da bazı kesimleri rahatsız etmiş görünüyor. Günlerdir yürütülen ahlaksız kara çalma kampanyasının tek bir açıklaması vardır; o da imam hatip düşmanlığıdır. Hakikaten yenilir yutulur bir şey değil. Bir insan bu kadar pişkince yalan söylemesi imkansız. LGS’de bu kadar başarı elde etmiş olan bu yavrulara niye hakaret ediyorsun? Şu anda Kartal Anadolu İmam Hatip’te, öteki imam hatiplerde bu kadar başarı grafiği yüksek olan bu yavruları, sen iyi mi olur da bu şekilde fotoğraf kareleriyle kalkıp hedef gösterirsin? Oldukça büyük bir terbiyesizlik. LGS’deki başarı grafiğinin herhangi bir yolsuzlukla izah edilmesi mümkün değil. “Sağdan soldan destek verilmiş, şu olmuş, bu olmuş” hepsi yalan, hepsi bühtan. Yavrular, bileklerinin hakkıyla, zihinlerinin hakkıyla neticeyi elde etmiş olan çocuklarımız… Fakat bakıyorsunuz, daha 12-13 yaşındaki masum yavruların emeklerine kara çalınıyor. Bakın bizim, “toksik politika” derken kastımız tam olarak buydu. Balçık at izi kalsın anlayışı ile politika yapılmaz; yapılsa da buna politika denmez. Rabbim annelerine, babalarına ve milletimize bağışlasın. Şunu da söylemek isterim: Biz imtihan güvenliği konusunu son aşama kırılgan bir halde ele alıyoruz. Türkiye’nin imtihan güvenliği mevzusunda ne kadar başarıya ulaşmış bulunduğunu cümle evren bilir. Eğer bunların zerre kadar haysiyetleri var ise, tek yapmaları ihtiyaç duyulan çıkıp toplumsal medyadan linç ettirdikleri o masum çocuklardan ve ailelerinden açıkça özür dilemeleridir. Yoksa bunlar müfteri olarak anılmaya devam edecektir.

SORU- Efendim hem Başbakanlığınız döneminde hem Cumhurbaşkanlığınız döneminde sıkça üç çocuk vurgusu yaptınız. Giderek de bu vurgunuzu güçlendirdiniz. Son olarak da 2025 Aile Yılı, peşinden Aile ve Nüfus 10 Yılı… 10 senenin sonunda iyi mi bir iyileşme hedefliyoruz Türkiye olarak?

Şu anda Aile ve Toplumsal Hizmetler Bakanlığımız bu mevzuyla ilgili yoğun bir çalışmanın, gayretin içinde. Doğurganlık hızımız şu anda 1,5’in birazcık altına düşmüş vaziyette. Bu hayra alamet değil. Buraya 3’lü seviyelerden geldik. Oysa bizim hedefimiz fazlaca daha farklıydı. Fakat şu an itibarıyla iyi bir yerde değiliz. Bunun için neler yapabiliriz? Aile ve Toplumsal Hizmetler Bakanımız Mahinur Özdemir Göktaş’a da bununla ilgili çalışmalarını yoğunlaştırma talimatı verdim. Bu mevzuyla ilgili tüm çalışmalarımızı artıralım istiyoruz. Tüm üniversitelerle bağlantı haline girelim. “Ne yaparız ki biz şu anda tekrardan bir toparlanmaya gireriz?” onun arayışı içindeyiz. Nüfus meselesi ülkemiz için stratejik bir mevzudur. Hükümet olarak nüfus artışını teşvik için adımlar atmayı sürdüreceğiz. Doğru teşviklerle doğurganlıkta tekrardan artış sağlayabilecek bir toplumsal potansiyele sahibiz. “Aile ve Nüfus 10 Yılı” programımız, yalnız maddi destek değil, hem de aile kurumunu güçlendiren sosyokültürel projeleri de kapsıyor. “Aile Yılı” kapsamında bu yıl, aile kurumunu destekleyici adımlarımız hız kesmeden devam ediyor. Son olarak birkaç gün ilkin hanım ve adam memurlara tanınan doğum yada evlat edinme sonrası yarı zamanlı emek verme hakkını kamuoyu ile paylaştık.

Yakında Meclis zemininde ilerlemeye şahitlik edeceksiniz
Yorum Yap

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

WP Twitter Auto Publish Powered By : XYZScripts.com
KAI ile Haber Hakkında Sohbet
Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.