Ankara, Filistin davasını mümkün olan en kuvvetli terimlerle savundu, Fidan’ın New York’taki Türk House’da (Türkevi) gazetecilere verdiği demeçte.
Filistin meselesi ve Gazze’deki durum “bu Genel Kurul haftasının en mühim gündem maddesi” idi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ABD Başkanı Donald Trump ile beraber sekiz Arap Ligi liderlerini ve İslami İşbirliği (OIC) üye devletlerinin liderlerini bir araya getiren Gazze Strip toplantısının entelektüel başlatıcısı bulunduğunu vurgulayan Fidan, “Bu görüşmede, ortalama 800 milyon Müslüman nüfusa haiz bir ülke grubu olarak, Gaza’ya ilişkin beklentilerimizle açıkça mutabık kaldık.
Diyerek şu şekilde devam etti: “Gazze’de ateşkesin derhal gerçekleştirilmesi icap ettiğini ve bölgeye insani yardımın verilmesinin lüzumlu bulunduğunu belirttik.”
“İsrail’in Batı Şeria ilhakının tamamen kabul edilemez bulunduğunu ve Gazze halkını anavatanlarından kaçmaya zorlama girişimine karşı çıktığımızı toplu olarak vurguladık.” Dedi.
Türkiye Dışişleri Bakanı, gündeme getirdikleri mevzularda pozitif yönde bir momentum yaratılacağı umudunu ifade eden ilk işaretlerin bulunduğunu söylemiş oldu.
Fidan, bazı Batı ülkeleri tarafınca Genel Kurul esnasında ve derhal önünde “son aşama mühim bir gelişme” esnasında Filistin Eyaleti’ni tanıma mevzusunda bildirimi çağırdı.
Yetkili, “Bu netice bununla beraber İK-ARAB League Ortak İletişim Grubu olarak çalışmalarımızın somut bir sonucudur. Filistinlilerin her platformdaki adil nedenini daima savunmaya devam edeceğiz.”
Gazze toplantısının önemini vurgulayan Fidan, “Gelecek hafta İsrail Başbakanı da Washington’u ziyaret edecek. ABD’nın tüm bunlarda merkezi bir rol oynaması ve İsrail üstündeki tesirini kullanımı bizim için önemlidir.
“ABD’yi bu noktaya getirmek için, diplomatik prosedür, strateji ve ilişki adımlarının tek tek dikkatle hesaplanması ve uygulanması gerekiyordu.”
Mevcut önceliklerin Gazze’de ateşkes sağladığını, sivil katliamı durdurduğunu ve insani yardımın mümkün olan en kısa sürede gelmesini sağladığını vurgulamak,
“İlgili ülkeler olarak katkılarımızı yaptık. Müzakereler devam ediyor.
“Bu yolda tüm yaratıcılığımızı ve gücümüzü kullanarak elimizden gelen her şeyi hayata geçirmeye devam edeceğiz.”
“Kayıt sayısının” şimdi Filistin Eyaletini tanıdığını belirten Fidan, Türkiye’nin Filistin halkına karşı “tarihsel baskıyı” durdurmayı hedeflediğini altını çizdi.
Filistin eyaletinin tanınmasının Gazze’deki soykırımın durdurulmasına iyi mi destek olabileceği sorulduğunda, Fidan, geçmiş savaşlardan alınan derslerin, odağın bir tek ateşkes sağlama değil, bununla beraber savaşları ve katliamları mümkün kılan koşulların sökülmesi icap ettiğini gösterdiğini söylemiş oldu.
Fidan, bunun hem İsraillilerin hem de Filistinlilerin güvenlik, sulh ve istikrar içinde yaşayabilecekleri iki devletli bir çözüm yaratmak anlamına geldiğini söylemiş oldu.
Ateşle ateş müzakereleri devam ederken, Fidan Türkiye ve bir grup ülkenin iki devletli bir çözüm ve Filistin’in tanınması için gündemi ilerlettiğini söylemiş oldu.
Fidan, “Üstün dereceli sayıda ülkenin Filistin’i tanımış olduğu bir noktaya geldik” dedi. “Ve bu bir tek mühim olan ülke sayısı değil, siyasal ağırlıkları da mühim. Şimdi Avrupa ülkelerini, Anglo-Sakson ülkelerini, geleneksel olarak ABD, Fransa, İngiltere, Avustralya, Kanada, Filistin’i tanıdığını görüyoruz.”
Fidan, bunun Gazze’deki katliamlara şahit olduktan sonrasında hem internasyonal çabaların etkinliğini hem de küresel kamu öfkesinin yarattığı siyasal baskıyı yansıttığını söylemiş oldu.
Fidan, “Filistin eyaletinin tanınması asla 60.000 masum insanoğlunun şehitliğine, oldukca fazla kişinin öldürülmesine yada 2 milyon açlıktan ölmemeli” dedi.
Filistin’in şimdi daha yaygın olarak tanındığını ve bir sonraki adımın öncelikle mevcut muharebeye son vermeyi gerektiren bir “canlı, işlevsel durum” inşa etmek olması icap ettiğini söylemiş oldu.
Fidan, bunun ondan sonra Filistinlilerin kendilerini finansal ve yönetimsel bağımsızlıkla yönetebilecekleri bir duruma dönüşmesi icap ettiğini söylemiş oldu. İki ila üç paralel girişim, bilhassa de bazı Batı ülkelerini içeren Filistin Otoritesinin reformu ve Gazze’nin ihtimaller içinde bir ateşkesten sonrasında kendi yöneticiliğine hazırlıklar da dahil olmak suretiyle bu hedefe yönelik devam eden çalışmalarını kaydetti.
“Bunlar, iki devletli bir çözüme doğru ilerlerken en iyi senaryoda uygulamayı umduğumuz adımlar” dedi.
Fiddan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderliği altında Türkiye’nin problemi çözmek için “inanılmaz bir katkı” yaptığını ve siyasal kredi aramadan hakkaten bunu yaptığını altını çizdi.
“Gayemiz bu zamanı adaletsizliği sona erdirmek ve yurttaşlarımızın vicdanının daha çok acı çekmesini önlemektir. Biz kendi adına hareket etme ve tedbir alma sorumluluğuna haiz olan biziz” dedi.
Fiddan, Türkiye’nin ABD için kabul edilebilir bir ateşkes çerçevesi geliştirmek için öteki ülkelerle beraber çalıştığını ve Gazze’deki yaraları iyileştirmeyi amaçladığını söylemiş oldu.
“Müzakereler devam ediyor. Katkılar yapılıyor. Bir noktada hem Filistinli hem de İsrail tarafları bunu kabul etmeli. Filistinlilerle etkimizi kullanacağız ve Amerikalılar İsrail ile beraber kullanacaklar, böylece bu mekanizma beraber uygulanabilir.” Dedi.
Gazze Planı
Eski İngiltere Başbakanı Tony Blair tarafınca kurulan Tony Blair Enstitüsü (TBI) tarafınca hazırlanan Gazze için Türkiye’nin çatışma sonrası tekrardan yapılanma planı mevzusundaki tutumu sorulduğunda, ülkesinin hemen hemen “Blair planı” şeklinde açık ve somut bir şey almadığını söylemiş oldu.
Türkiye’nin bu şekilde bir plana katılmadığını söyleyen Fidan, Ankara’nın bir tek Washington’un da kabul edebileceği bir ateşkes çabalarına ve Gazze’deki yaraları iyileştirmek için bir çerçeve planına dahil bulunduğunu ve mevzuyla ilgili müzakerelerin devam ettiğini de eklediğini söylemiş oldu.
Filistin ve İsrail taraflarının da bunu kabul etmesi icap ettiğini altını çizdi. “Etkimizi Filistinlilerle kullanacağız. Amerikalılar bunu bu mekanizma yöntemiyle uygulamak için İsrail ile etkilerini kullanacaklar.”
“Tony Blair’e, bilhassa bir noktada internasyonal yardımın organize edilmesinde bir rol verilebilir; bu ayrı bir mevzudur, sadece temas grubu ülkelerinin duyarlı bir halde odaklandığı şeklinde, ihtimaller içinde bir ateşkes anlaşmasından sonrasında. Gazze’nin bir kez daha Filistinliler tarafınca yönetileceğidir.”
Türkiye-us bağları
Erdoğan’ın New York ve Washington’a yapmış olduğu ziyaretler, Ankara’nın BM çerçevesi ve Washington ile ilişkileri içindeki temasları açısından oldukça üretkendi.
Washington’daki Erdoğan ve Trump arasındaki toplantı ile ilgili olarak Fidan, bölgesel ve küresel meseleleri tartıştıklarını ve Erdoğan’ın Filistin meselesini gündeme getirdiğini ve Türkiye için mühim mevzuları vurguladığını söylemiş oldu.
Mevzular arasındaki birincil meselenin Gazze’de ateşkesin süratli bir halde kurulmasıydı ve Erdoğan da İsrail’in bölgedeki genişlemeçi politikalarının ortaya koyduğu riskleri de altını çizdi.
Suriye’de “her iki ülke de Suriye’nin bölgesel bütünlüğünün ve siyasal birliğinin korunması gerektiği mevzusunda aynı fikir.”
İki önder ek olarak, Rus-Ukrayna savaşını sona erdirmek için atılabilecek ortak adımları ve Türk Dışişleri Bakanı’nın vurguladığını altını çizdi.
Erdoğan, Trump’ı gelecek yıl Ankara’da yapılacak bir NATO zirvesinin bir parçası olarak ziyaret için Türkiye’ye çağrı ettiğini söylemiş oldu.
Fidan, Suriye ile ilgili konuların bölgesel güvenlik ve Türkiye’nin güvenliği için mühim bulunduğunu belirtti.
Milyonlarca Suriyeli hala Suriye haricinde “sığınmacı” olarak yaşıyor ve bunun sona ermesi için Suriye’nin kalıcı istikrar elde etmesi ve kuvvetli sinyaller göndermesi icap ettiğini belirtti.
Bölgede, bilhassa Suriye’de İsrail saldırılarıyla süregelen yeni bir tehdit algısı bulunduğunu söyleyerek Fidan, Suriye’nin toplumsal bütünlüğüne yönelik kendi benzersiz sorunları ve tehditleri bulunduğunu ve Beşar Esad rejiminin döneminden miras alınan altyapı ve ekonomik zorluklardan miras kaldığını belirtti.
Türkiye, öteki bölgesel ülkeler, AB ve ABD, Suriye’deki yeni yönetimi desteklemek ve Suriye’nin yaralarını iyileştirmek için hızla bir düşünce birliğine ulaştılar ve bu aşamada İsrail’in saldırılarının denklemi değiştirmeye başladığını kaydetti.
“Bu iyi mi çözülebilir? Bunu ele alma çabaları devam ediyor. Suriyeli kardeşlerimiz bu mevzuda tartışmalar düzenliyor ve destek sağlıyoruz. Tartışmalar yapıyoruz ve bu problemi Amerikalılarla sık sık gündeme getiriyoruz.
“Bölgesel ülkelerle tartışmalar düzenliyoruz. Bu oldukca mühim bir mevzu. Bunu mümkün olan en uygun diplomatik araçlarla çözmeye çalışıyoruz.” Dedi.
SDF adını kullanan PKK/YPG terörist grubunun ortaya koyduğu potansiyel ve mevcut tehditle ilgili çerçeve sorunları, grubun devamlı olarak iki taraflı ve üç taraflı olarak izlendiğini belirtti.
Suriye hükümeti ve YPG arasındaki görüşme süreçleri yakından izleniyor, ABD’nin gelişmekte olan görüşleri ve mevzuyla ilgili görevi hakkında değerlendirmeler ve rehberlik bulunduğunu kaydetti.
Türkiye’nin amacı, Suriye’deki Kürt halkı da dahil olmak suretiyle hiçbir azınlık yada çoğunluk grubunun tehdit altında görmüş olduğu bir ortamın tehdit edilmediği bir ortamın yaratılmasını görmektir.
Ankara’nın “bunun için herhangi bir siyasal çerçeve, ekonomik katkı, kurumsal kapasite, askeri ve güvenlik önlemleri lüzumlu bulunduğunu” sağlamaya hazır bulunduğunu söylemiş oldu.
Fidan, “Bunu tek taraflı olarak değil, bölgedeki ortakları ve paydaşlarıyla beraber hayata geçirmeye hazır.”
