Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası(TCMB), bu ay gerçekleştirdiği PPK toplantısının özetini yayımladı.
Özette yükselen enerji fiyatlarının enflasyon üstünde yukarı yönlü bir risk oluşturduğu ifade edildi.
Öte taraftan talepteki zayıf seyrin belirginleştiği de vurgulandı.
TCMB özeti şöyleki;
“Küresel Iktisat
1. Jeopolitik gelişmelere bağlı olarak artan belirsizlikler neticesinde enerji fiyatlarındaki yüksek ve dalgalı seyir sürmektedir. Enerji arzı, tedarik zincirleri ve taşıma maliyetlerine ilişkin belirsizliklerin süresi ve boyutu enerji fiyatlarının gelecekteki seyri açısından belirleyici olmaya devam edecektir. Öteki taraftan, ziraat emtia fiyatlarında da negatif hava koşulları ve jeopolitik gelişmeler kaynaklı yükseliş gözlenmektedir. Bu durum, enflasyon gelişimleri ve beklentiler üstünde yukarı yönlü bir başka risk unsuru olarak ortaya çıkmaktadır.
2. Jeopolitik gelişmelerin etkisiyle, Orta Doğu ve Afrika devletlerinde 2026 yılı için negatif gelişme görünümü sürmektedir. Öteki taraftan, 2027 senesinde baz etkilerinin de devreye girmesi ile gelişme oranlarının toparlanması beklenmektedir. Bu çerçevede, küresel ölçekte zayıf ve kırılgan görünümün devam edeceği; Türkiye’nin dış tecim ortaklarının ihracat paylarıyla ağırlıklandırılan küresel gelişme endeksinin 2026 yılı için yüzde 1,6; 2027 yılı için ise yüzde 2,5 oranında artacağı tahmin edilmektedir.
3. Emtia fiyatlarındaki oynaklığa bağlı olarak küresel enflasyon üstündeki yukarı yönlü riskler sürmektedir. Merkez bankaları söz mevzusu riskleri gözetmeye devam ederken, gelişmelerin gelişme ve istihdam üstündeki negatif etkilerini de dikkate almaktadır. Siyaset faizi fiyatlamaları gelişmiş ülkelerde faiz artırım yönündeki beklentilerin korunduğuna işaret etmektedir. Jeopolitik gelişmelerin ve El Niño benzer biçimde iklim olaylarının yol açmış olduğu negatif küresel hava koşullarının niçin olduğu arz şokunun ne kadar kalıcı olacağı ve enflasyon beklentilerini ne seviyede bozacağı küresel para politikalarının seyri açısından ehemmiyet taşımaktadır. Son dönemde, artan belirsizlik ve risk iştahındaki dalgalanmalara bağlı olarak, gelişmekte olan ülke hisse senedi piyasalarından fon çıkışları gözlenirken, portföy hareketleri üstündeki aşağı yönlü riskler canlılığını korumaktadır.
Parasal ve Finansal Koşullar
4. Bireysel kredilerin 4 haftalık gelişme oranlarının averajı 24 Temmuz–4 Eylül döneminde yüzde 2 seviyesine gerilemiştir. Bu gerilemede gereksinim ve konut kredilerindeki yavaşlama etkili olmuştur. Türk lirası (TL) ticari kredilerin 4 haftalık gelişme oranlarının averajı yüzde 2,5 seviyesine sınırı olan yükselirken, kur etkisinden arındırılmış yabancı para (YP) ticari kredilerdeki 4 haftalık gelişme oranlarının averajı yüzde 0,7 ile yatay bir seyir izlemiştir.
5. TL mevduat faiz oranları, 24 Temmuz ile biten haftaya kıyasla 255 baz puan azalarak, 4 Eylül ile biten haftada yüzde 44,4 seviyesinde gerçekleşmiştir. Aynı dönemde TL ticari kredi faiz oranları (Kredili Mevduat Hesabı ve Kredi Kartı hariç) 242 baz puan azalışla yüzde 49,3 seviyesinde olmuştur. İhtiyaç kredisi (Kredili Mevduat Hesabı hariç) faiz oranları 221 baz puan azalarak yüzde 63,0; konut kredisi faiz oranları 55 baz puan artarak yüzde 41,9; oynak bir seyir izleyen taşıt kredisi faiz oranları ise 615 baz puan azalarak yüzde 37,6 seviyesinde gerçekleşmiştir.
6. Yatırım taahhütlü ön ödeme kredisi (YTAK) kapsamındaki program limitleri 300 milyar TL’den 750 milyar TL’ye çıkarılmıştır. Program limitine ilave edilen 450 milyar TL’nin 50 milyar TL’lik kısmı 2026 yılı limitine ilave edilerek 2026 yılı YTAK limiti 150 milyar TL olarak güncellenmiştir. Kalan limit, 2027 yılına 200 milyar TL ve 2028 yılına 200 milyar TL olacak şekilde tahsis edilmiştir.
7. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) brüt internasyonal rezervleri, 24 Temmuz’dan bu yana 21,6 milyar ABD doları artarak 4 Eylül itibarıyla 184,2 milyar ABD dolarına terfi etmiştir. Türkiye’nin 5 senelik kredi risk primi (CDS) 22 Temmuz’dan bu yana azalarak 9 Eylül itibarıyla 220 baz puan seviyesine gelmiştir. Türk lirasının 1 ay vadeli kur oynaklığı 9 Eylül itibarıyla 22 Temmuz’a kıyasla yüzde 6,1 seviyesine yükselirken, 12 ay vadeli kur oynaklığı ise sınırı olan yükselerek 18,8 seviyesinde gerçekleşmiştir. Önceki PPK toplantı haftasından 4 Eylül’e kadar Devlet İç Borçlanma Senetleri piyasasına 1,3 milyar ABD doları giriş, hisse senedi piyasasından ise 0,1 milyar ABD doları çıkış olmak suretiyle toplam 1,1 milyar ABD doları net portföy girişi gerçekleşmiştir.
Talep ve Üretim
8. Gayri Safi Yurt İçi Hâsıla (GSYH), 2026 yılının ikinci çeyreğinde senelik ve çeyreklik bazda sırasıyla yüzde 2,3 ve yüzde 1,1 oranlarında artmıştır. Üretim yönünden değerlendirildiğinde, ikinci çeyrekte senelik büyümeye inşaat dışındaki tüm kalemler pozitif katkı verirken büyümenin temel belirleyicisi hizmetler sektörü olmuştur. Ziraat katma kıymeti ilk çeyrekteki senelik büyümesinin peşinden ikinci çeyrekte güçlü artış kaydetmiştir. Senelik bazda, ilk çeyrekte gerileyen endüstri katma kıymeti, ikinci çeyrekte artmıştır. Harcama yöntemiyle incelendiğinde, nihai yurt içi talebin senelik büyümenin sürükleyicisi olmaya devam etmiş olduğu görülmüştür. Hususi tüketim ve toplam yatırımların senelik büyümeye pozitif katkısı bundan önceki çeyreğe kıyasla bir miktar gerilemiştir. Çeyreklik bazda ise, hususi tüketim harcamalarındaki azalış ikinci çeyrekte büyüyerek tüketimde belirgin yavaşlamaya işaret etmiştir. Bu zamanda toplam yatırımlar ise çeyreklik bazda değişmemiştir. Mal ve hizmetlerin ihracatı artarken ithalatı gerilemiş, net ihracat çeyreklik büyümeye pozitif katkı elde etmiştir. Özetle, ikinci çeyreğe ilişik veriler iç talepteki zayıf seyrin belirginleştiğine işaret etmiştir.
9. Haziran ayında perakende satış hacim endeksinde aylık bazda yüzde 0,7 oranında, çeyreklik bazda ise yüzde 1,7 oranında artış gerçekleşmiştir. Altın hariç perakende satışlar aylık bazda gerilerken çeyreklik bazda yüzde 1,3 oranında artmıştır. Böylece, perakende satışların çeyreklik büyümesi yavaşlamıştır. Aynı dönemde tecim satış hacim endeksi, aylık bazda yüzde 1,9 oranında artarken, çeyreklik bazda yüzde 0,4 oranında azalmıştır. Hizmet üretim endeksi haziran ayında, aylık bazda yüzde 0,6 oranında yükselmekle beraber çeyreklik olarak yatay seyretmiştir. Kartla meydana getirilen harcamalar temmuz-ağustos döneminde çeyreklik bazda yataya yakın bir seyir izlemiştir. Beyaz eşya satışları temmuz ayı itibarıyla çeyreklik olarak sınırı olan bir artış kaydetmiştir. Otomobil satışları ise ağustos ayı itibarıyla, bundan önceki çeyrekteki gerilemesini sürdürmüştür. İmalat endüstri firmalarına yönelik anket verileri, üçüncü çeyrekte hem kayıtlı iç piyasa siparişlerinde hem de geleceğe yönelik iç piyasa sipariş beklentilerinde azalış bulunduğunu göstermektedir. Özetle, üçüncü çeyreğe ilişkin öncü veriler iç talepteki zayıf seyri teyit etmektedir.
10. Temmuz ayında endüstri üretim endeksi, mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış olarak aylık bazda yüzde 1,0, takvim etkilerinden arındırılmış olarak senelik bazda yüzde 0,3 oranında azalmıştır. Çeyreklik bazda endüstri üretimi, temmuz ayı itibarıyla üçüncü çeyrekte yüzde 1,9 oranında gerilemiştir. Ana eğilimi seyretmek amacıyla tipik oynaklık sergileyen öteki ulaşım ve benzeri sektörler dışlandığında, endüstri üretimindeki aylık gerileme daha sınırlıdır. Ağustos ayı itibarıyla tutumsal yönelim anketi verileri, gelecek üç aydaki üretim hacmi beklentilerinde artışa işaret etmektedir. Kapasite kullanım oranı aynı dönemde çeyreklik olarak sınırı olan bir miktar gerilemiştir. İnşaat üretim endeksi ikinci çeyrekte, çeyreklik bazda yüzde 4,2 oranında, bundan önceki senenin aynı dönemine bakılırsa ise yüzde 2,3 oranında azalmıştır.
11. Temmuz ayında mevsimsellikten arındırılmış istihdam 32,4 milyon şahıs seviyesinde gerçekleşmiş ve bundan önceki çeyrek averajına kıyasla bir miktar gerilemiştir. Bu zamanda, işgücüne katılım oranı çeyreklik olarak 0,2 puan düşmüştür. İstihdamdaki gerilemenin daha yüksek olmasının etkisiyle işsizlik oranı çeyreklik olarak 0,1 puan artmış ve yüzde 8,1 seviyesinde gerçekleşmiştir. Anket göstergeleri, imalat endüstri firmalarının geleceğe yönelik istihdam beklentilerinde tarihsel ortalamanın altında seyreden görünümün devamına işaret etmektedir.
12. Haziran ayında cari işlemler dengesi aylık bazda 4,2 milyar ABD doları açık vermiştir. 12 aylık birikimli cari açık önceki aya kıyasla 1,9 milyar ABD doları artarak 38,9 milyar ABD doları olmuştur. Gezi gelirleri aylık bazda 5,8 milyar ABD doları; 12 aylık birikimli olarak 60,3 milyar ABD doları düzeyinde gerçekleşmiştir. Hizmetler dengesi fazlası ise 63,7 milyar ABD doları seviyesinde gerçekleşerek kuvvetli seyrini sürdürmüştür.
13. Ağustos ayında, mevsimsellikten arındırılmış olarak hem ihracat hem de ithalat artarken ihracattaki artış daha yüksek olmuştur. Senelik bazda da ithalat ve ihracatta artış gerçekleşmiştir. Bu gelişmeler doğrultusunda, 12 aylık birikimli dış tecim açığı bundan önceki aya bakılırsa sınırı olan şekilde azalmıştır. Ağustos ayında altın ithalatı 0,3 milyar ABD doları civarında gerçekleşmiş, 12 aylık birikimli altın ithalatı 20,1 milyar ABD doları seviyesine gerilemiştir. Mevcut veriler ışığında, 12 aylık birikimli cari açığın temmuz ve ağustos aylarında artacağı öngörülmektedir. Yakın dönemde gerçekleşen jeopolitik gelişmelerin cari açık üstündeki etkilerinin, büyük seviyede enerji fiyatlarındaki gelişmelerin seyrine bağlı olarak şekilleneceği değerlendirilmektedir. Mevsimsellikten arındırılmış tüketim malı ithalatı senenin ikinci çeyreğinde geriledikten sonrasında temmuz–ağustos aylarında bir miktar terfi etmiştir. Ağustos ayına ilişkin geçici dış tecim verileri ile eylül ayı için yüksek frekanslı öncü veriler birlikte değerlendirildiğinde, üç aylık averaj eğilimler, ihracatta ve ithalatta azalışla beraber, dış tecim açığında senenin ikinci çeyreğine kıyasla gerilemeye işaret etmektedir.
14. Cari açığın finansmanı tarafında, bankacılık sektörünün 12 aylık birikimli uzun vadeli borç çevirme oranı haziran ayında yüzde 151,3 olarak gerçekleşmiştir. Söz mevzusu oran, bankacılık sektörü dışındaki firmalarda yüzde 231,4 olmuştur. Bu çerçevede, yurt dışı borçlanma imkanlarının yüksek seviyelerini koruduğu değerlendirilmiştir.
Enflasyon Gelişimleri ve Beklentiler
15. Tüketici tutarları ağustos ayında yüzde 1,84 oranında artmış, senelik enflasyon 0,24 puan gerileyerek yüzde 31,51 seviyesinde gerçekleşmiştir. Bu zamanda, tüketici enflasyonu üstünde jeopolitik gelişmelere bağlı olarak artan enerji tutarları ve bunun ulaştırma hizmetlerine olan yansımaları ile eğitim ve iletişim hizmetleri öne çıkmıştır. Senelik enflasyon, enerji grubunda belirgin olmak suretiyle, enerji, alkol-tütün-altın ve hizmet gruplarında yükselmiş, öteki ana gruplarda gerilemiştir. B endeksinin (enerji, işlenmemiş besin ürünleri, alkollü içecekler ve tütün ile altın hariç TÜFE) senelik değişiklik oranı 0,30 puan azalışla yüzde 30,68; C endeksinin (enerji, besin ve alkolsüz içecekler, alkollü içecekler ile tütün ürünleri ve altın hariç TÜFE) senelik değişiklik oranı 0,16 puan artışla yüzde 30,07 olmuştur.
16. Senelik tüketici enflasyonuna katkılar incelendiğinde, besin ve alkolsüz içecekler ile temel mal gruplarının katkıları bundan önceki aya kıyasla sırasıyla 0,81 ve 0,32 puan azalırken; hizmet, enerji ve alkol-tütün-altın gruplarının katkıları sırasıyla 0,43, 0,40 ve 0,06 puan artmıştır.
17. Ağustos ayında, enerji fiyatlarında gözlenen yüzde 5,46 oranındaki yüksek aylık artışta internasyonal petrol fiyatlarındaki gelişmelerin etkisiyle yükselen akaryakıt tutarları belirleyici olmuştur. Motorin tutarları üstünde rafineri marjlarındaki yükselişin yansımaları da hissedilmiştir. Ağustos ayında hizmet grubu aylık enflasyonu, başta eğitim olmak suretiyle, iletişim ve ulaştırma hizmetleri öncülüğünde yüksek seyrini korumuştur. Alkollü içecekler ve tütün grubunda fiyatlar yükselmiş, bu gelişmede temmuz ayında meydana getirilen vergi düzenlemesinin sarkan tesiri ile birlikte tütün ürünlerindeki fiyat artışı öne çıkmıştır. Ağustos ayında, besin enflasyonundaki yavaşlamada taze meyve ve sebze ürünleri öncülüğünde tutarları gerileyen işlenmemiş besin alt grubu rol oynarken, işlenmiş gıdada aylık enflasyon görece yüksek seyrini korumuştur. Temel mal grubunda fiyatlar, giyim ve ayakkabı alt grubunda sürem indirimleriyle düşerken, giyim haricinde kalan mallarda, ılımlı seyrini sürdürmüştür.
18. Mevsimsellikten arındırılmış verilerle, tüketici fiyatlarının aylık artışı toplamda ve B endeksinde yatay seyretmiş, C endeksinde ise gerilemiştir. Mevsimsellikten arındırılmış fiyat artışları B endeksini oluşturan gruplardan temel mallarda zayıflarken, hizmet sektöründe görece yatay seyretmiş; işlenmiş gıdada ise terfi etmiştir. TCMB bünyesinde takip edilen göstergelere bakılırsa tüketici enflasyonu ana eğilimi temmuz ayındaki düşüş sonrasında, ağustos ayında sınırı olan bir yükseliş göstermiştir. Göstergeler üç aylık averajlar bazında ise düşüş eğilimini sürdürmüştür.
19. Ağustos ayı itibarıyla üç aylık averajlar bazında mevsimsellikten arındırılmış enflasyon bundan önceki aya kıyasla hizmet sektöründe yatay seyrederken, temel mallarda gerilemiştir. Jeopolitik gelişmeler kaynaklı arz yönlü şoklara rağmen, talep koşullarındaki zayıf seyrin enflasyonun ana eğilimini sınırladığı değerlendirilmektedir.
20. Hizmet sektöründe başat olan fiyatlama davranışı mühim bir atalete ve şokların enflasyon üstündeki etkilerinin uzun bir zamana yayılmasına niçin olmakta ve hizmet enflasyonu mallara bakılırsa yüksek seyretmektedir. Ağustos ayı itibarıyla senelik bazda mal enflasyonu yüzde 26, hizmet enflasyonu ise yüzde 40 civarında seyretmektedir. Hizmet enflasyonu alt gruplar bazında incelendiğinde, senelik enflasyon iletişim, ulaştırma ve öteki hizmetlerde yükselirken, kira ile lokanta ve otel gruplarında gerilemiştir. Ağustos ayında, öteki hizmetler grubunda aylık enflasyon yüzde 3,22 oranında artmış, bu alt grupta eğitim hizmetleri fiyat gelişmelerinin yanı sıra hac ücretlerinin geçmiş yıldan değişik olarak bu yıl ağustos ayında açıklanmasının tesiri hissedilmiştir. Eğitim tutarları, vakıf yükseköğretim kurumları ücretlerindeki yükselişin etkisiyle yüzde 8,62 oranında artmıştır. Kayıt dönemine bağlı olarak bundan önceki yılda eylül ayında tek seferde gerçekleşen üniversite eğitim tutarı artışlarının, bu yıl ağustos-eylül dönemine yayılmış olduğu izlenmektedir. Bu gelişmenin hizmet sektörü enflasyonunu ağustos ayında yukarı yönlü, eylül ayında ise aşağı yönlü etkileyeceği not edilmelidir. Iletişim hizmetleri fiyatlarındaki yüzde 5,03 oranındaki artışta, cep telefonu görüşme ücretlerindeki gelişmeler etkili olmuştur. Akaryakıt fiyat gelişmelerinin etkisiyle yükseliş eğiliminde olan ulaştırma hizmetleri enflasyonu ağustos ayında yüzde 4,98 oranında gerçekleşerek güçlenmiştir. Bu zamanda, havayolu taşımacılık hizmetleri öne çıkan ana kalem olmuştur. Kira aylık enflasyonu, sözleşme yenileme oranındaki mevsimsel etkilerle yüzde 3,04 ile bir miktar yükselse de senelik bazda yavaşlamaya devam etmiştir. Bu zamanda mevsimsel etkilerden arındırılmış kira enflasyonundaki yavaşlama eğilimi belirginleşmiştir. Lokanta-otel grubu ise ılımlı seyrini sürdürmüştür.
21. Yurt içi üretici tutarları ağustos ayında yüzde 2,57 oranında artmış, senelik üretici enflasyonu 0,12 puan artarak yüzde 27,95 olmuştur. Bu zamanda de enerji tutarları yüzde 6,99 oranındaki artışı ile ana endüstri grupları içinde öne çıkmaya devam etmiştir. Dayanıklı tüketim malları (mücevherat hariç) tutarları yüzde 2,01 oranında yükselirken, öteki ana endüstri gruplarında artışlar yüzde 1,5-1,8 bandında gerçekleşmiştir. Sektörel bazda incelendiğinde ise rafine edilmiş petrol ürünleri, tütün, kömür-linyit, metal cevheri ve elektrik fiyat artışı ile öne çıkan alt gruplar olmuştur.
22. Ağustos ayında internasyonal emtia tutarları, enerji, tarımsal emtia ve endüstriyel metal fiyatlarındaki artışların etkisiyle terfi etmiştir. Eylül ayının ilk on günü itibarıyla enerji emtia fiyatlarında Hürmüz Boğazındaki gelişmelerin etkisiyle belirgin yükseliş izlenirken, tarımsal emtia fiyatlarındaki artış da devam etmektedir. Brent ham petrol fiyatlarındaki yüksek oynaklık sürmektedir. Haziran ayında gerileyen Brent ham petrol tutarları, temmuz ayında yine artan jeopolitik gerilimle beraber ağustos ayında 91 ABD doları seviyesinde gerçekleşmiş, eylül ayının ilk on günü itibarıyla ise averaj 103 ABD doları seviyesine ulaşmıştır. Benzer şekilde, TTF organik gaz tutarları da yükselmeye devam etmektedir. Altın tutarları, ağustos ayında gözlenen artış sonrasında, eylül ayının ilk on günü itibarıyla görece yatay bir görünüm sergilemiştir. Jeopolitik gelişmelere ilişkin belirsizlikler başta enerji olmak suretiyle emtia fiyatlarını artırarak ve hammadde akışında kesintilere niçin olarak küresel ölçekte enflasyonist baskı oluşturmaktadır. FAO besin tutarları endeksi, temmuz ayında şeker ve tahıl tutarları öncülüğünde sınırı olan bir miktar terfi etmiştir. Öte taraftan, Rusya-Ukrayna arasındaki gerilimin artması neticesinde arz endişeleri ile bazı tahıl ürünlerinde fiyatlar son dönemde yükselme eğilimindedir. El Niño iklim vakası neticesinde pirinç, şeker, kahve ve kakao benzer biçimde bazı tarımsal emtia tutarları artmakta; bazı bitkisel yağlar ile mısır benzer biçimde ürünlerde de yukarı yönlü riskler belirginleşmektedir. Özetlemek gerekirse, iklim vakaları ve küresel arz endişeleri, bazı besin ürünlerde fiyat baskılarına niçin olmakta, bu durum hayvansal üretim maliyetlerine yönelik yukarı yönlü riskler barındırmaktadır.
23. Jeopolitik gelişmelerle nisan ve mayıs aylarında tarihsel averajının belirgin üstünde gerçekleşen Küresel Arz Zinciri Baskı Endeksi, izleyen dönemde gerilemekle beraber tarihsel averajının üstünde seyretmeye devam etmiştir. Yaşanmış olan jeopolitik gelişmelerle Hürmüz Boğazı kaynaklı riskler varlığını korumakta, küresel navlun maliyetleri negatif seyretmektedir. Küresel ve Çin’e yönelik konteyner endekslerinde mart ayından itibaren gözlenen yükseliş eylül ayının ilk on günü itibarıyla devam etmiştir. Kuru yük endeksleri de ağustos ayı ve eylül ayının ilk on gününde yüksek artışlar kaydetmiştir. Buna ek olarak, döviz kuru sepetinin artışı euro/ABD doları paritesi gelişmelerinin de etkisiyle ağustos ayında bir miktar yükselirken, eylül ayının ilk on günü itibarıyla ılımlı seyretmektedir. Mevsimsel etkilerden arındırılmış imalat endüstri PMI verileri, ağustos ayında girdi ve ürün fiyat endekslerinde artışa, teslim sürelerinde de kısmi bir bozulmaya işaret etmiştir.
24. Ağustos ayında sektörel enflasyon beklentilerinde genel olarak yükseliş gözlenmiştir. Piyasa Katılımcıları Anketi sonuçlarına bakılırsa, 2026 yıl sonu enflasyon beklentisi 0,2 puan yükselerek yüzde 29,4 seviyesinde; 2027 yıl sonu enflasyon beklentisi 0,5 puan artışla yüzde 21,9 düzeyinde gerçekleşmiştir. On iki ay sonrasına ilişkin enflasyon beklentisi 0,3 puan azalarak yüzde 23,7 olurken, yirmi dört ay sonrasına ilişkin enflasyon beklentisi 0,2 puan yükselişle yüzde 18,0 oranında ölçülmüştür. 5 yıl sonrasına ilişkin enflasyon beklentisi ise 0,4 puanlık düşüşle yüzde 11,1 düzeyinde gerçekleşmiştir. Gerçek sektör beklentilerine bakıldığında, firmaların on iki ay sonrasına ilişkin senelik enflasyon beklentisi, ağustos ayında 0,3 puan yükselerek yüzde 32,8 seviyesinde ölçülmüştür. Aynı dönemde hanehalkının on iki ay sonrasına ilişkin enflasyon beklentisi ise 0,6 puan artarak yüzde 45,6 seviyesinde gerçekleşmiştir. Enflasyon beklentileri ve fiyatlama davranışları dezenflasyon süreci açısından risk unsuru olmaya devam etmektedir.
25. Aylık dalgalanmalara rağmen, son dönem enflasyon gerçekleşmeleri ve öncü göstergeler enflasyonun ana eğiliminin gerilediğine işaret etmektedir. Ana eğilimin ağustos ayındaki yükselişinde önceki yıl eylül ayında tamamı gerçekleşen vakıf üniversite ücretleri artışlarının bu yıl ağustos ve eylül ayına bölünmüş olması ile hac ücretlerinin kasım yerine bu yıl ağustos ayına kayması da etkili olmuştur. Bu kayma ağustos enflasyonunu ortalama 0,25 puan artırırken eylül enflasyonunu eğitim hizmetleri kaynaklı olarak mekanik halde aşağı çekecektir. Dolayısıyla geçen seneye bakılırsa değişik aylarda geçekleşen sözü geçen hizmet kalemlerinin ana eğilimde ağustos ayında yarattığı artışa ve eylül ayında yaratacağı potansiyel düşüşe davranışlarında ölçülü yaklaşmak mühim olacaktır. Öncü veriler mevsim etkilerinden arındırılmış aylık hizmet enflasyonunda yavaşlamaya işaret etmektedir. Eylül ayında temel mal grubu fiyatlarında ılımlı seyrin süreceği tahmin edilmektedir. Besin grubuna ilişkin ilk veriler, başta sebze olmak suretiyle taze meyve ve sebze fiyatlarındaki gerileme ile bu grupta senelik enflasyonun mühim seviyede düşeceğine işaret etmektedir. Öteki taraftan, küresel enerji fiyatlarındaki yükseliş eğiliminin, akaryakıt ve tüp gaz üstünden enerji grubu senelik enflasyonunu yukarı çekmeye devam etmesi beklenmektedir. Jeopolitik gelişmeler neticesinde yüksek seyreden enerji tutarları enflasyon görünümü üstünde yukarı yönlü risk oluşturmaktadır. Jeopolitik gelişmelerin maliyet kanalı, tutumsal etkinlik ve beklenti kanalı üstünden enflasyon görünümüne tesirleri yakından takip edilmektedir.
Para Politikası
26. TCMB, 23 Ağustos 2026 tarihindeki duyurusu ile 1 Mart 2026 tarihinde ara verilen yedi gün vadeli repo ihalelerine yine başlanmasına karar verildiğini duyuru etmiştir.
27. Para Politikası Kurulu (Kurul), siyaset faizi olan yedi gün vadeli repo ihale faiz oranının yüzde 37’de durağan(durgun) tutulmasına karar vermiştir. Kurul ek olarak, Merkez Bankası gecelik vadede borç verme faiz oranını yüzde 40’ta, gecelik vadede borçlanma faiz oranını ise yüzde 35,5’te durağan(durgun) tutmuştur.
28. Fiyat istikrarı sağlanana kadar sürdürülecek sıkı para politikası duruşu talep, kur ve beklenti kanalları üstünden dezenflasyon sürecini güçlendirecektir. Kurul siyaset faizine ilişkin atılacak adımları; enflasyon gerçekleşmelerini, ana eğilimini ve beklentilerini göz önünde bulundurarak ara hedeflerle uyumlu halde dezenflasyonun gerektirdiği sıkılığı sağlayacak şekilde belirleyecektir. Para politikası kararları enflasyon görünümü odaklı, toplantı bazlı ve ihtiyatlı bir yaklaşımla alınmaktadır. Enflasyon görünümünde belirgin ve kalıcı bir bozulma olması durumunda para politikası duruşu sıkılaştırılacaktır. Kurul enflasyon üstündeki yukarı yönlü risklere karşı ihtiyatlı duruşunu vurgulamıştır.
29. Kredi ve mevduat piyasalarında öngörülenin haricinde gelişmeler olması halinde parasal aktarım mekanizması ilave makroihtiyati adımlarla desteklenecektir. Likidite koşulları yakından izlenmeye ve likidite yönetimi araçları etkili şekilde kullanılmaya devam edilecektir.
30. Kurul, siyaset kararlarını enflasyonu orta vadede yüzde 5 hedefine ulaştıracak parasal ve finansal koşulları sağlayacak şekilde belirleyecektir. Kurul, kararlarını öngörülebilir, veri odaklı ve saydam bir çerçevede alacaktır.”
