ABD-İsrail hattı ile İran içinde 45 günü geride bırakan çatışma süreci ve küresel enerji ticaretinin şah damarı olan Hürmüz Boğazı’nın fiilen kapanma noktasına gelmesi, dünya ekonomisinde taşları yerinden oynattı.
Petrol fiyatlarının tekrardan 100 dolar seviyesinin üstüne çıkması ve tedarik zincirindeki kırılmalar, 2026 yılına ilişkin küresel gelişme beklentilerini yüzde 4,6’dan yüzde 3,1’e kadar geriletti.
TRT Haber’in derlediği bilgilere bakılırsa, bölgedeki askeri ve diplomatik satranç, küresel piyasalarda şu başlıklarla yankılanıyor:
PETROL FİYATLARİNDA “HÜRMÜZ” ETKİSİ
İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun, deniz güvenliğini ihlal ettikleri nedeni öne sürülerek biri İsrail bağlantılı iki yabancı gemiye el koyması, enerji piyasalarında zelzele tesiri yarattı. Brent petrolün varil fiyatı yüzde 2 artışla 100,48 dolar seviyesine yükselirken, Batı Teksas türü (WTI) ham petrol 91,56 dolardan alıcı buldu.
Uzmanlar, Hürmüz Boğazı’ndaki trafiğin kesilmesinin bilhassa Avrupa ülkeleri için “jet yakıtı kıtlığı” riskini bununla beraber getirdiğine dikkat çekiyor. ABD’nin bölgedeki deniz ablukası ve mayın temizleme operasyonları gerilimi diri tutarken, petrol fiyatlarındaki yüksek seyrin enflasyonist baskıyı çoğaltması planlanıyor.
IMF’DEN BÜYÜME VE ENFLASYON UYARISI
Internasyonal Para Fonu (IMF) tarafınca piyasaya çıkan son veriler, savaşın ekonomik faturasının beklenenden daha ağır olabileceğini ortaya koydu.
Gelişme kaybı, 2026 yılı için daha ilkin yüzde 3,4 olarak öngörülen küresel gelişme tahmini yüzde 3,1’e çekildi. Savaşın uzaması halinde bu oranın yüzde 2,1’in altına düşebileceği belirtiliyor.
Enerji fiyatlarındaki şokun etkisiyle 2027’de küresel enflasyonun yüzde 6’nın üstüne çıkabileceği öngörülüyor.
İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana en yüksek seviyeye ulaşan kamu borçlarının GSYH’ye oranının yüzde 93,9’a yetişmesi, hükümetlerin mali manevra alanını kısıtlıyor.
TRUMP’IN STRATEJİSİ
ABD Başkanı Donald Trump, Pakistan’ın ara buluculuğuyla gündeme gelen ateşkesi “ucu açık” şekilde uzatırken, süreci Tahran üstünde bir süre baskısına dönüştürmeyi hedefliyor. Trump, İran donanmasının ve askeri kapasitesinin büyük oranda imha edildiğini savunarak, “Vakit onların lehine işlemiyor. Acelemiz yok, en iyi anlaşmayı istiyoruz,” ifadeleriyle ekonomik ablukanın sürdürüleceği mesajını veriyor.
ABD yönetiminin, Hürmüz’deki vapur el koyma eylemlerini Amerikan gemilerini kapsamadığı sürece “ateşkes ihlali” saymaması, stratejik bir bekleyiş içinde bulunduğunu gösteriyor. Sadece bölgeden gelen tutarsız açıklamalar piyasalardaki oynaklığı beslemeye devam ediyor.
BÖLGESEL EKONOMİLER DARBOĞAZDA
Savaşın faturası yalnız direkt taraflara değil, tüm Körfez bölgesine kesiliyor. Katar ve Irak, Hürmüz’deki tıkanıklıktan en fazla etkilenen ülkeler olarak öne çıkıyor. Bu ülkelerin GSYH’lerinde sırasıyla yüzde 8,6 ve yüzde 6,8 oranında gerileme planlanıyor.
Euro bölgesinde yüksek enerji maliyetleri imalat sanayini baskılarken, ABD’de mali açığın GSYH’nin yüzde 7,5’ine yükselmesi planlanıyor.
BELİRSİZLİK HAKİM
Hürmüz Boğazı’nın trafiğe açılmaması ve “deniz ablukası” uygulamalarının devam etmesi, küresel ticaretin rehin kalmış olduğu bir döneme işaret ediyor. Pakistan’da yapılması beklenen müzakerelerin sonuçsuz kalması ve sahadaki askeri hareketliliğin sürmesi durumunda, 2026 yılının dünya ekonomisi için “yitik bir yıl” olma riski güçleniyor.
Iktisat yönetimi ve merkez bankaları, bir taraftan artan enflasyonu denetim altına almaya çalışırken öteki taraftan üretimin durma noktasına gelmesini engellemek şeklinde oldukça duyarlı bir dengeyi korumak zorunda duracak.
