Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEIK), Internet sayfasında meydana getirilen bir açıklamada, Erdoğan ve Meloni dördüncü Türkiye-İtalya hükümetler arası zirveye başkanlık edecek ve aynı gün Roma’daki İtalya-Türiye İş Forumu’na katılacak.
Ziyaret hemen hemen Türk başkanlığı tarafınca onaylanmadı.
Söylentiler son haftalarda İtalya’ya ihtimaller içinde bir Erdoğan gezisi hakkında birkaç kez ortaya çıktı, sadece hiçbiri doğrulanmadı.
Deik, iki liderin, müdafa, havacılık ve BİT inovasyonu benzer biçimde stratejik endüstrilere odaklanarak çeşitli panellerin, sektörel oturumların ve B2B toplantılarının gerçekleşeceği iş forumuna hitap edeceğini iddia etti; altyapı; küresel merkezler ve bağlantı; sürdürülebilir enerji; Döngüsel iktisat, otomotiv ve tüketim malları ve markalaşma benzer biçimde son olarak teknoloji üretimi.
Geçen yıl Meloni, tecim de dahil olmak suretiyle ikili ilişkiler hakkında telefon görüşmesi yöntemiyle Erdoğan’ı zirveye çağrı etti.
Ankara ve Roma’nın İsrail’in Gazze Şeridi’ndeki harbinde değişik duruşları var. Meloni, İsrail’in kendini müdafa hakkını savunurken, Erdoğan Filistin davasının sadık bir destekçisidir, sadece İtalyan prömiyeri Gazze’de ateşkese bağlılık açıkladı.
Türkiye ve İtalya son yıllarda, bilhassa ticarette ikili bağların güçlendirilmesinden keyif aldılar. Tecim hacmi 2024’te 32 milyar dolara ulaştı ve daha ilkin belirlenen 30 milyar dolarlık hedefi aşarken, endüstri sözleşmeleri yoğunlaştı.
Bu senenin başlarında, İtalyan müdafa devi ve Avrupa’nın en büyük müdafa endüstrisi şirketlerinden biri Leonardo ve Türk drone güç merkezi Baykar, müdafa işbirliğini yoğunlaştırmaya olan ilgiyi vurgulayarak bir ortaklık anlaşması imzaladı.
Diplomatik etkileşimler arttı, Erdoğan ve Meloni telefonda sık sık tartışmalar yapmış oldu. Karadeniz ve Orta Doğu’da Türkiye’nin Ukrayna ve Gazze’deki savaşlar için arabuluculuk çabaları İtalya’nın bölgesel istikrar öncelikleri ile uyumlu.
İki NATO müttefiki, Akdeniz bölgesinde bölgesel ve internasyonal köprü oluşturucular olarak işlev görüyor.
Benzer şekilde, göç, harp ve yoksulluktan kaçan insanoğlu için Avrupa Birliği’ne iki büyük yolda yatan her iki millet için de bilhassa ilgi çekicidir.
