1. Haberler
  2. Yerel
  3. Atina’nın “stratejik üstünlüğü kaybettik” endişesi, Yunanistan’da Mekke alarmı!

Atina’nın “stratejik üstünlüğü kaybettik” endişesi, Yunanistan’da Mekke alarmı!

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan içinde imzalanan Mekke Ortak Müdafa Anlaşması’nın peşinden oluşturulan Stratejik Siyasal ve Müdafa Komitesi’nin İstanbul’daki ilk toplantısı, Atina’da geniş yankı uyandırdı. Öte taraftan üç ülkenin dışişleri ve müdafa bakanları ile genelkurmay başkanlarını aynı masada buluşturan görüşmede, anlaşmanın siyasal bir deklarasyon düzeyinde kalmaması ve kalıcı bir güvenlik mekanizmasına dönüştürülmesi yönünde mühim kararlar alındı. İstanbul’daki toplantının peşinden piyasaya sürülen ortak açıklamada, üç ülkenin kolektif caydırıcılık ve müdafa kapasitesinin güçlendirilmesi, silahlı kuvvetler arasındaki uyumun artırılması, müdafa sanayii iş birliğinin genişletilmesi, ortak teknoloji geliştirilmesi ve ortak üretim yapılması mevzusunda mutabakata vardığı açıklandı. Mekke Anlaşması’nın faaliyetlerini koordine etmek amacıyla Suudi Arabistan’da sürekli bir sekretarya kurulması ve sekretaryanın ilk üç senelik döneminde genel sekreterlik görevini Pakistanlı bir ismin üstlenmesi de kararlaştırıldı.

“ETE KEMİĞE BÜRÜNDÜ”

Bu adımlar Yunan basınında, anlaşmanın kısa sürede kurumsal bir yapıya dönüşmeye başladığının göstergesi olarak değerlendirildi. Pentapostagma, İstanbul toplantısının peşinden üçlü mekanizmanın “ete kemiğe büründüğü” yorumunu yapmış oldu. Gazete, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan’ın ortak askeri faaliyetler, müdafa sanayii projeleri, teknoloji geliştirme ve üretim kanalıyla askeri kapasitelerini birbirine daha çok entegre etmeyi hedeflediğine dikkat çekti. Yunan gösterim organı daha ilkin yapmış olduğu analizlerde de anlaşmayı Doğu Akdeniz’den Cenup Asya’ya kadar uzanan dengeleri değiştirebilecek bir gelişme olarak nitelendirmişti.

TAMAMLAYAN GÜÇ YORUMU

Yunanistan açısından en fazla üstünde durulan unsur ise üç ülkenin birbirini tamamlayan güç kapasitesi oldu. Yunan askeri analizlerinde Türkiye’nin NATO tecrübesi, büyük ordusu ve son yıllarda hızla gelişen müdafa endüstri; Suudi Arabistan’ın mali kaynakları ve enerji sektöründeki ağırlığı; Pakistan’ın ise büyük askeri kapasitesi ve nükleer güç statüsü aynı yapı içinde değerlendiriliyor. Bu üç unsurun aynı güvenlik mekanizmasında birleşmesinin Ankara’ya yalnızca askeri değil, ekonomik ve diplomatik açıdan da daha geniş hareket alanı sağlayabileceği belirtiliyor.

ANKARA AĞIRLIĞINI ARTIRIYOR

Eski Yunanistan Kara Kuvvetleri Komutanı Konstantinos Ziazias da yapmış olduğu değerlendirmede Türkiye’nin Riyad ve İslamabad ile kurduğu birlikteliğin Ankara’nın bölgesel ağırlığını artırdığı görüşünü dile getirdi. Ziazias’a bakılırsa Türkiye, müdafa sanayii kapasitesini Suudi mali gücü ve Pakistan’ın askeri imkanlarıyla bir araya getirirken Doğu Akdeniz’den Basra Körfezi ve Hint Okyanusu’na kadar uzanan daha geniş bir stratejik ağ kuruyor. Atina’nın da dış siyaset ve güvenlik hesaplarını bu yeni tabloyu dikkate alarak yapmak zorunda kalacağı değerlendirmesinde bulunmuş oldu.


Mekke Anlaşması yalnız bölgesel değil küresel dengeler açısından da eleştiri önemde kabul ediliyor.

ATİNA’NIN GÖZÜ YENİ ÜYELERDE

Yunan basınında tartışılan bir öteki başlık ise üçlü yapının genişleyip genişlemeyeceği. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İstanbul toplantısı sonrasında öteki ülkelerin Mekke Anlaşması’na katılmasına ilişkin bir yol haritası üstünde çalışıldığını açıklamış; Kathimerini de Fidan’ın bu sözlerini öne çıkararak üçlü mekanizmanın mevcut üyelerle sınırı olan kalmayabileceğine dikkat çekmişti. Anlaşmanın imzalanmasının derhal peşinden en fazla adı geçen ülke ise Mısır olmuştu. Fidan, Kahire’nin bazı teknik mevzular çözüldükten sonrasında yapıya dahil olabileceğini belirtmişti. Sadece sonrasında piyasaya sürülen haberlerde Suudi Arabistan’ın Mısır’ın katılımına şu aşamada sıcak bakmadığı öne sürüldü. Kathimerini ve öteki Yunan gösterim organları bu görüş ayrılığını da yakından takip ediyor.

ASIL ETKİ SAVAŞTAN FARKLI

Yunan çözümleme sitesi SLPress ise tartışmayı değişik bir noktadan ele aldı. Sitede piyasaya sürülen değerlendirmede, Mekke Anlaşması’nın Yunanistan açısından öneminin Suudi Arabistan yada Pakistan’ın direkt bir Türk-Yunan çatışmasına girmesi ihtimalinden fazlaca, Türkiye’nin bağımsız bölgesel güç olarak hareket kapasitesini artırmasında yatmış olduğu vurgulandı. Analizde Ankara’nın NATO dışındaki stratejik bağlantılarını güçlendirmesiyle diplomatik pazarlık imkanının genişlediği, bunun da Yunanistan’ın güvenlik hesaplarına dolaylı halde yansıyacağı görüşü savunuldu.

IMEC’E SEKTE VURABİLİR

Internasyonal İlişkiler Uzmanı Prof. Dr. Hasan Köni ise, bilhassa Kathimerini’de piyasaya sürülen analizlerde Türkiye’nin Riyad ile ilişkilerinin yeni güvenlik çerçevesine taşınmasının Hindistan-Orta Doğu-Avrupa Ekonomik Koridoru, doğrusu IMEC açısından da netice doğurabileceğine dikkat çekerken, “Yunanistan, Cenup Kıbrıs, İsrail, Birleşik Arap Emirlikleri ve Hindistan’ın ehemmiyet verdiği bu güzergahın Avrupa ayağında Atina’nın mühim rol üstlenmesi planlanıyordu. Sadece Riyad’ın Ankara ile stratejik yakınlaşmasının güçlenmesi, Yunan analizlerinde bu projenin geleceğine ilişkin sual işaretlerinin artmasına niçin oldu” ifadesini kullandı.

Atina’nın “stratejik üstünlüğü kaybettik” endişesi, Yunanistan’da Mekke alarmı!
0

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

KAI ile Sohbet Et

KAI ile Haber Hakkında Sohbet

Yapay zeka asistanı
Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.
WP Twitter Auto Publish Powered By : XYZScripts.com