Gazze’de soykırım suçu işleyen İsrail, Türkiye’ye karşı bu kez de sözde soykırım yalanına sarıldı. ABD Başkanı Donald Trump’ın Türkiye’ye 700 milyon doların üstünde değere haiz jet motoru satışını Kurultay’ye resmen bildirmesinden sonrasında İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Sa’ar harekete geçerek, İsrail hükümetinin 1915 Vakalarını sözde “Ermeni Soykırımı” olarak resmen tanıması için kabineye karar tasarısı sunacağını deklare etti. Sa’ar, tasarının hükümette ele alınmasının arkasından Knesset, kısaca İsrail Parlamentosu’na götürüleceğini duyururken, sözde soykırım yalanını ise “etik ve zamanı bir yükümlülük” olarak savundu. İsrail’in 1915 Vakalarına ilişkin hamlesi, Türkiye’nin Washington hattında tekrardan müdafa alanında alan açmaya çalmış olduğu bir döneme denk gelmesi, sürecin nereye evrileceğini de merak mevzusu haline getirdi.
Yerli ve Ulusal harp uçağı Kaan için ihtiyaç duyulan F-110 motorlarının tedariki stratejik açıdan büyük ehemmiyet taşıyor.
KABİNEYE GETİRECEK
Meydana getirilen analizlerde ise İsrail’in sürecin iki aşamalı ilerleteceğine vurgu yapılıyor. Ilkin Dışişleri Bakanı Gideon Sa’ar, karar tasarısını hükümet gündemine taşıyacak. Karar kabinede kabul edilirse sonrasında Knesset’te oylamaya sunulacak. Sa’ar’ın bu öneriyi pazar günü kabineye getirmeyi organize ettiği da gelen bilgiler içinde. Tasarı metninde İsrail’in, Osmanlı İmparatorluğu’nun son döneminde Ermenilere yönelik vakaları “soykırım” olarak tanıması ve bu vakalara ilişkin inkar ya da küçültme girişimlerini kınaması öngörülüyor.
RESMİ ADIM ATMAMIŞLARDI
İsrail, daha ilkin 1915 Vakaları mevzusunda çeşitli parlamento tartışmaları yaşasa da hükümet düzeyinde resmi tanıma sonucu almamıştı. Yalnız Knesset Eğitim Komitesi ortalama on yıl ilkin bu yönde bir tutum ortaya koymuş, 2018’de de Knesset genel kurulunda benzer yönde münakaşa ve oylama süreci gündeme gelmiş; sadece İsrail hükümeti bugüne dek resmi tanıma adımı atmamıştı.
TÜRKİYE’NİN TEZLERİ
Türkiye ise 1915 Vakaları mevzusunda üçüncü ülkelerin siyasal kararlarını reddediyor. Dışişleri Bakanlığı daha ilkin yapmış olduğu açıklamalarda, 1915 Vakalarına ilişkin tek taraflı açıklamaların “dar siyasal hesaplarla” gündeme getirildiğini ve yapıcı diyalog ortamına zarar verdiğini vurgulamıştı. 2026 Nisan ayında meydana getirilen açıklamalarda da Türkiye’nin arşivlerini açmış olduğu ve Ortak Tarih Komisyonu önerisinin geçerliliğini koruduğu hatırlatılmıştı. İsrail’in hamlesi, Ankara açısından zamanı bir yüzleşme girişiminden fazlaca, Türkiye’ye karşı diplomatik baskı kurma ve müdafa endüstri alanındaki son gelişmelere yanıt verme adımı olarak okunuyor.
TÜRKİYE KARŞITI İSİMLER
Öte taraftan ABD’de jet motoru satışa itiraz eden adlar de var. Temsilci Dina Titus, satış sürecinin devam etmesi halinde “ortak ret sonucu” sunabileceğini söylerken, Temsilci Chris Pappas da Türkiye’ye F-35 verilmemesi icap ettiğini korumak için çaba sarfediyor. New York Post’un haberinde ise Cumhuriyetçi Nicole Malliotakis de Demokrat Gregory Meeks’in Türkiye’ye jet motoru satışını durdurma girişimine katılmış olduğu vurgulanıyor. Haberde itirazların Türkiye’nin Rusya, İran ve Hamas politikaları, ek olarak S-400 meselesi üstünden şekillendiğinin altı çiziliyor.
İsrail’in Gazze katliamında on binlerce masum sivil yaşamını yitirdi.
SİYONİST PLAN
Internasyonal İlişkiler Uzmanı Prof. Dr. Hasan Köni ise İsrail’in Türkiye’ye yönelik hamlesinin üç ayaklı bir stratejiye dayandığını vurgularken, şunları söylüyor: “İsrail’in adımı, Türkiye’nin ABD ile müdafa hattında tekrardan alan kazanmasına karşı siyasal karşı hamle niteliği taşıyor. İsrail, hem de Ankara-Washington hattında KAAN, F-35, S-400 ve NATO zirvesi benzer biçimde tehlikeli sonuç başlıkların konuşulmuş olduğu bir dönemde Türkiye’ye karşı Kurultay içindeki muhalefeti güçlendirebilecek bir atmosfer üretmeye de çalışıyor. Bu gelişme, Türkiye’nin müdafa endüstri hamlelerine, ABD ile tekrardan temas arayışına ve bölgesel ağırlığına karşı zamanlanmış siyasal bir provokasyon olarak görülmeli.”
EN BÜYÜK YALAN
Türk Tarih Kurumu eski başkanlarından Prof. Dr. Metin Hülagü ise sözde soykırım yalanının senelerdir başta Fransa olmak suretiyle ABD ve İngiltere eksenli bir tehdit unsuru ve siyasal baskı aracı olarak kullanıldığını belirtirken, Tarihçi Prof. Dr. Recep Karacakaya ise Birinci Dünya Savaşı esnasında Ermeni çetelerinin saldırılarından kaçarak Anadolu’nun iç bölgelerine sığınan Müslümanların sayısının 1 milyon 236 bin bulunduğunu söylüyor.
[email protected]
Kaynak: Web Hususi
