İklim kriziyle şiddetlenen kum ve toz fırtınaları küresel tehdit haline gelirken, fırtınalar kalp krizi yada inme, boğazda kuruma ve menenjit şeklinde sıhhat problemlerine yol açabiliyor.
Dünya Sıhhat Örgütüne nazaran, Doğu Akdeniz ve öteki bölgelerde kum ve toz fırtınalarının sıklığı, süresi ve yoğunluğunda artış yaşanıyor. İklim değişikliği çölleşmeye yol açarak kum ve toz fırtınalarının sıklığı ve yayılımını artırıyor. Kum ve toz fırtınaları partikül madde konsantrasyonlarını artırarak hava kirliliğine de direkt katkıda bulunuyor.
Öte taraftan, küresel olarak 330 milyon insanoğlunun her gün rüzgarla taşınan ve kimi zaman kaynağından binlerce kilometre uzağa gidebilen partiküllere maruz kalmış olduğu tahmin ediliyor.
Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Murat Türkeş, dünya genelinde görülen kum ve toz fırtınalarının iklim değişikliğiyle bağlantısını söyledi.
Güçlü rüzgarın çoğu zaman kurak ve yarı kurak bölgelerde atmosfere kaldırdığı ve kilometrelerce uzağa taşımış olduğu çökel malzemeye kum ve toz adı verildiğini anımsatan Türkeş, kum ve toz fırtınalarının iklimi, havayı, atmosferi, ekosistemleri, insan sağlığını, tarımı, ulaşımı ve güneş enerjisi sistemini negatif etkilediğini söylemiş oldu.
Türkeş, yıl süresince kurak koşullarının egemen olduğu coğrafyalarda toz taşınımı görüldüğüne işaret ederek, “Kurak ve yarı kurak bölgeler bilhassa çöller, çöllerin çevresindeki kurak ve yarı kurak bölgeler en mühim kum ve toz kaynaklarıdır. Afrika, Sahra ve Sahra Altı Afrika’nın bir kısmı, Sahel, Gobi Çölü, Orta Doğu ve bilhassa Orta Doğu’daki bazı çöller ile Arap çölleri en mühim kum ve toz fırtınalarının oluştuğu ve toz deposu olan bölgelerdir.” dedi.
İklim değişikliği etkisiyle bilhassa bazı bölgelerdeki uzun soluklu kuraklıkların kum ve toz fırtınalarının sıklığı, süresi ve sertliğini artırdığına dikkati çeken Türkeş, iklim değişikliğinin mevcud kurak ve yarı kurak bölgeler haricinde giderek daha sıcak ve kurak koşullarla kuraklaşma eğilimindeki bölgelerde yeni kum ve toz fırtınalarına oluşum alanları yarattığını kaydetti. Türkeş, bu fırtınaların direkt iklimi, atmosferi, havayı ve bilhassa bulut ile yağış oluşumunu etkilediğini aktardı.
“KÜRESEL TOZ SALIMLARININ YAKLAŞIK YÜZDE 25’İ İNSAN KAYNAKLI”
Türkeş, kum ve toz fırtınalarının direkt ve dolaylı olarak ortalama 3,8 milyar insanı etkilediğini belirterek, şu şekilde devam etti:
“Atmosfere verilen küresel toz salımlarının ortalama yüzde 25’i insan kaynaklı. Bugünkü iklim, tazyik, rüzgar sistemleri açısından küresel ölçekte, küresel toz bütçesinin yüzde 80’inden fazlası Şimal Afrika, Orta Doğu ve Arap çöllerinden kaynaklanıyor. Bu, Türkiye’yi oldukca ilgilendiren bir şey. İklim değişikliğiyle Ekvator’dan başlayarak büyük ölçekli tazyik rüzgar sistemleri, yıl içindeki mevsimlik döngüsünün haricinde kuzeye doğru hareket etme eğiliminde. Bilhassa subtropikal yüksek basınçlar ve onun oluşumuna direkt katkı elde eden Hadley döngüsü adını verdiğimiz geniş ölçekli döngü kuzeye kaydığında kum ve toz fırtınaları üretebilecek hem kurak ve yarı kurak bölgeler hem de bu bölgelerden toz taşıyabilecek sistemler Akdeniz’i, Cenup Avrupa’yı, Orta Doğu’yu dolayısıyla Türkiye’yi daha çok etkileyebilecek. Gözlemler, Şimal Afrika, Orta Doğu ve Güneybatı Asya’daki pek oldukca bölgede kum ve toz fırtınalarının sıklığı ve bazen şiddetinde artış bulunduğunu gösteriyor.”
Kum ve toz fırtınalarının yağış ve su kaynaklarını da etkilediğinin altını çizen Türkeş, bu fırtınaların belirli dönemlerde sebze ve meyve üretimini, çiçeklenme ve tozlanma dönemlerini etkileyerek rekoltede düşüşe yol açabileceği uyarısında bulunmuş oldu.
“Toprak nemini artıracak yağmur suyu hasadı şeklinde uygulamaların yapılması gerekiyor”
Türkeş, kum ve toz fırtınalarının önlenmesine yönelik alınabilecek önlemleri şu şekilde sıraladı:
“İlk olarak iklim değişikliği mücadelesinin güçlenmesi gerekiyor. İklim değişikliği mücadelesi kurak ve yarı kurak bölgelerin çevresindeki yarı nemli alanlarda sıklığı, süresi, sertliği artan sıcak hava dalgaları ve artan kuraklık tesirleri, değişen fırtına, rüzgar ve yağış rejimleri dikkate alınarak sürdürülmek zorunda. Mutlak çöller, tam kurak alanlar, kurak ve yarı kurak bölgelerde bugün dünyanın pek oldukca ülkesinde olduğu şeklinde oldukca etkili bir yeşil dönem var. Çin Halk Cumhuriyeti kurak ve çöl alanlarının çevresinde oldukca uzun soluklu ağaçlandırma, bitkilendirme emek harcamaları yapıyor. Toprak nemini artırabilmek ve topraktaki ince materyali, kum ve toz fırtınalarına kaynak oluşturabilecek, ince çökeltileri tutabilmek için toprak nemini artıracak yağmur suyu hasadı şeklinde uygulamaların da kesinlikle yapılması gerekiyor.”
Öte taraftan, Türkeş, Dünya Meteoroloji Örgütünün günlük toz üretimine ilişkin öngörülerine bakıldığında, 23 Nisan’da Akdeniz kıyılarında ve Güneydoğu Anadolu’nun Türkiye-Suriye sınırına yakın olan bölgelerinde günlük averaj yüzey toz konsantrasyonunun orta seviyeden kırılgan düzeye ulaşabileceğini sözlerine ekledi.
KUM VE TOZ FIRTINALARI İNSAN SAĞLIĞINI TEHDİT EDİYOR
İzmir Yazman Çelebi Üniversitesi Göğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Muzaffer Onur Turan da, kum ve toz fırtınalarının ciddi bir halk sağlığı problemi haline geldiğini söylemiş oldu.
Kum ve toz fırtınalarıyla endüstri atıkları, ziraat ilaçları, polenler, bakteriler ve mantar sporlarının da taşındığını anımsatan Turan, “Toz bulutu içindeki PM10 partikülleri, üst solunum yolunda tutulurken, 2,5 mikrometreden minik olanlar direkt akciğerlerin en derin noktalarına kısaca alveollere kadar ulaşır. Buradan kana karışarak sistemik bir etkilemeye niçin olabilir. Havada çöl tozlarının bulunmuş olduğu günlerde solunum, kalp ve damar hastalıkları ile hastane başvurularının, hastalık ve ölümlerin arttığı çeşitli çalışmalarla gösterilmiştir.” diye konuştu.
Çöl ve kum fırtınalarının sıhhat üstündeki tesirinin maruziyet süresi ve yoğunluğa bağlı olarak değiştiğine değinen Turan, bu fırtınaların zatürre, kalp krizi yada inme, gözlerde şiddetli yanma, burun kanamaları, boğazda kuruma ve menenjit şeklinde sıhhat problemlerine yol açabileceğini söyledi.
Turan, çöl ve kum fırtınalarının mevcut astım ve Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı (KOAH) vakalarında ani atak ve krizleri tetiklediğini belirterek, bu günlerde astım ve KOAH ile ilişkili acil başvurularının ve astım ölümlerinin arttığının çalışmalarda yer aldığını hatırlattı.
“Uzun süre toza maruz kalanlarda kronik solunum ve kalp hastalıkları görülebilir”
Çöl tozlarının bebekler, çocuklar, yaşlılar ve kronik hastalığı bulunan kişiler için büyük risk taşıdığının altını çizen Turan, şunları söylemiş oldu:
“Uzun süre toza maruz kalanlarda kronik solunum ve kalp hastalıkları görülebilir. Bilhassa kronik akciğer ve kalp hastalığı olanlar mühim risk oluşturmakta, akciğer rezervleri düşük olduğundan en küçük bir irritasyon dahi ciddi bir krize yol açabilir. Çocuklar, akciğer gelişimleri devam etmiş olduğu ve vücut ağırlıklarına oranla daha süratli nefes aldıkları için daha çok toz solurlar. Yaşlılar, bağışıklık sistemi ve organ rezervlerinin azalması sebebiyle komplikasyonlara daha açıktırlar. İnşaat, ziraat yada ulaşım sektöründe olup gün boyu açık havada bulunanlar direkt bu tozlara maruz bırakılırlar.”
Turan, toz fırtınası ikazlarının yapıldığı saatlerde dışarıya çıkılmaması, pencerelerin kapalı tutulması, N95 yada FFP2 tipi filtreli maskeler kullanılması gerektiğine dikkati çekerek, bolca su tüketiminin solunum yollarındaki mukozanın nemli kalmasına destek bulunduğunu sözlerine ekledi.
