1. Haberler
  2. Ekonomi
  3. Dünya dijital orta çağa döndü! İşte yeni küresel derebeyleri

Dünya dijital orta çağa döndü! İşte yeni küresel derebeyleri

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Yanis Varoufakis’in “Tekno-Feodalizm: Kapitalizmi Öldüren Neydi?” kitabı, günümüz ekonomisinin artık klasik kapitalizm kavramlarıyla açıklanamayacağını iddia ediyor. Varoufakis’e bakılırsa bilhassa Amazon, Google, Meta benzer biçimde dijital platformların yükselişiyle iktisat “piyasa temelli kapitalizmden” çıkıp platformların denetim etmiş olduğu bir “dijital rant düzenine” dönüştü. Kapitalizmin geldiği bu son aşamayı Yıldırım Beyazıt Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Mete Gündoğan değerlendiriyor.

Yanis Varoufakis kitabında kapitalizmin artık sona erdiğini ve yerini “tekno-feodalizm” söylediği yeni bir düzene bıraktığını korumak için çaba sarfediyor. Sizce bu hakikaten yeni bir üretim seçimi mı, yoksa kapitalizmin dijitalleşmiş bir evresi mi?

Burada olan şey, kapitalizmin ortadan kalkması değildir. Kapitalizmin dijital teknolojiler, veri akışları, ağ tesirleri ve platform mimarileri üstünden tekrardan örgütlenmesidir. Hususi iyelik hâlâ vardır, ücretli emek hâlâ vardır, ana para birikimi devam etmektedir, kâr motivasyonu sürmektedir, finansal sistem belirleyicidir ve rekabet tüm aksaklıklarına karşın tamamen ortadan kalkmış değildir. O halde “kapitalizm bitti” demek analitik olarak fazla iddialı olur. Yapılması ihtiyaç duyulan şey, sistemin adını değişiklik yapmak değil, sistem içindeki yeni işleyiş katmanlarını doğru kavramsallaştırmaktır. Şu demek oluyor ki sorun bir “piyasa mimarisi değişimi”dir. Eski pazaryerlerinin, bedestenlerin, çarşıların, liman tecim noktalarının dijitalleşmiş versiyonları ile karşı karşıyayız. Dolayısıyla benim kanaatim, içinde bulunduğumuz devrin “tekno-feodalizm” değil, “dijitalleşmiş kapitalizm” ya da daha dar ifadeyle “platform mimarisi kazanmış kapitalizm” olduğudur.


Dijital dönemin derebeylerinden biri Elon Musk.

Tekno-feodalizm tezinin merkezinde, büyük teknoloji platformlarının ekonomik gücü var. Amazon, Google benzer biçimde şirketlerin piyasayı denetim etmesini hakikaten feodal beyliğe benzetmek analitik olarak doğru mu?

Bu benzetme dikkat çekici olabilir fakat analitik olarak sınırlıdır. Şu sebeple feodal bey ile bugünkü platform sahibi içinde bazı yüzeysel benzerlikler olsa da yapısal farklar oldukca büyüktür. Feodal düzende toprak merkezî üretim unsurudur, bağlılık kişiseldir, siyasal otorite parçalıdır, emek toprağa bağlıdır ve ekonomik ilişki ile siyasal egemenlik iç içedir. Oysa bugün Amazon ya da Google benzer biçimde firmalar, dijital ağlar üstünden çalışan hususi şirketlerdir. Borsaya açıktırlar, devletlerle iç içe geçseler bile onların yerine geçmiş değillerdir. Benim açımdan daha doğru benzetme şudur: Bunlar feodal bey değil, aşırı merkezileşmiş dijital pazar yeri işletmecileridir. Şu demek oluyor ki mesele “beylik” değil, “altyapı gücü kazanmış aracılık”tır.

Varoufakis, üretimden elde edilmiş karın yerini platformların toplamış olduğu rantın aldığını söylüyor. Sizce dijital ekonomide kıymet üretiminin niteliği hakikaten de anlatıldığı benzer biçimde değişti mi?

Evet, kıymet üretiminin durumunda mühim değişmeler oldu. Fakat bunun “kâr bitti, rant başladı” benzer biçimde keskin bir ayrımla ifade edilmesi yanlıştır. Şu sebeple dijital ekonomide hâlâ gerçek üretim vardır. Yazılım geliştirme, lojistik organizasyonu, yarı iletken üretimi, bulut altyapısı kurulumu, reklam teknolojileri, suni zekâ eğitimi, donanım tasarımı, dijital içerik üretimi benzer biçimde oldukca geniş alanlarda ciddi bir emek ve ana para organizasyonu söz mevzusudur. Şu demek oluyor ki üretim ortadan kalkmış değildir. Doğal olarak şu da doğrudur: Platformlar, yalnızca üretim meydana getiren erkek oyuncular değildir. Bunlar bununla birlikte akışları yöneten, erişimi düzenleyen, görünürlüğü belirleyen ve işlem üstünden hisse alan yapılardır. Burada klasik kâr ile rant iç içe geçmiştir. Bir başka ifadeyle, dijital ekonomide platformlar hem üretim sürecinin parçasıdır hem de pazar erişiminden hisse alan aracılardır. İşte mesele da tam burdadır. Üretimden tümüyle kopmuş bir feodal rant düzeni değil, üretim ile aracılık enerjisini beraber kullanan bir yapı görüyoruz.

Tekno-feodalizm teriminin, klasik Marksist derslik analizini de münakaşaya açmış olduğu belirtiliyor. Eğer bu sav doğruysa işçi sınıfı, ana para ve devlet arasındaki ilişkiler iyi mi tekrardan tanımlanmalı?

Ben “tekno-feodalizm doğruysa” kabulünü değil, “dijital kapitalizm derinleşiyorsa” kabulünü daha açıklayıcı buluyorum. Bu durumda derslik ilişkileri tümüyle değişmez. Lakin yeni katmanlar çıkarır. İşçi sınıfı artık bir tek fabrikadaki işçiden ibaret değildir. Depo işçisi, kurye, yazılım geliştirici, içerik üreticisi, uygulama geliştiricisi ve hatta görünürde bağımsız olsa da fiilen algoritmik denetime doğal olarak çalışan emekçiler bu yeni yapının parçalarıdır. Ana para de artık yalnızca makine ve yapınak sahipliğinden ibaret değildir. Ana para; veri birikimi, ağ tesiri, algoritmik denetim, bulut altyapısı, marka ekosistemi ve kullanıcı erişimi üstünde yoğunlaşmaktadır. Şu demek oluyor ki klasik ana para biçimleri ortadan kalkmamıştır. Onların üstüne dijital koordinasyon gücü eklenmiştir. Devlet ise bu denklemde iki rolden birini üstüne almak zorundadır. Ya edilgen bir izleyici olacak ya da piyasa mimarisini tekrardan kuran düzenleyici bir erkek oyuncu olacak.

Dünya dijital orta çağa döndü! İşte yeni küresel derebeyleri - Resim : 2
Toplumsal medya platformları tartışılıyor.

Bu kavram Türkiye benzer biçimde gelişmekte olan ekonomiler için ne kadar açıklayıcı? Türkiye’nin dijital iktisat yapısı bu tekno-feodal dönüşümün neresinde duruyor?

Türkiye açısından “tekno-feodalizm” terimi oldukca açıklayıcı bir kavram değildir. Şu sebeple Türkiye hemen hemen dijital ekonominin merkezî platform sahibi ülkelerinden biri değildir. Türkiye daha oldukca, küresel platformlara eklemlenen, yerli platformlarını büyütmeye çalışan, e-ticaret, lojistik, fintech ve dijital hizmetler üstünden dönüşüm yaşayan bir ara konumdadır. Şu demek oluyor ki Türkiye hemen hemen dijital feodal beylerin merkezi değildir. Onların kurduğu küresel mimariye maruz kalan bir ülkedir. Bundan dolayı Türkiye için esas sorun şudur. Küresel platformlara bağımlı bir dijital pazar mı kurulacak, yoksa açık standartlara dayalı, yerli üreticiyi ve KOBİ’leri güçlendiren, kullanıcıyı platforma mahkûm etmeyen bir dijital çarşı mimarisi mi geliştirilecek? Ben ikinci yolun stratejik olarak oldukca daha kıymetli bulunduğunu düşünüyorum.

[email protected]

Kaynak: Web Hususi

Dünya dijital orta çağa döndü! İşte yeni küresel derebeyleri
Yorum Yap

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

WP Twitter Auto Publish Powered By : XYZScripts.com
KAI ile Haber Hakkında Sohbet
Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.