Yurtsever, o süreci şöyleki konu alıyor:
“Kış mevsimi kendisini iyice hissettiriyordu. Enver Paşa, ayakta durur bir halde, yanında bulunan askerlerle konuşuyordu. Takvim sayfaları 1916 yılını gösteriyordu. Osmanlı, Arabistan Cephesi’nde ve Hicaz’da Arap aşiretlerinin isyan haberleri ile sarsılmıştı. Filistin cephesinde durum kritikti. Kafkasya’da Sarıkamış’ta yaşananlar ise tam bir insani felaketti. 1914 senesinde Enver Paşa’nın talimatıyla iki Alman gemisi Karadeniz’e açılmış ve Rusya’ya bağlı
Sivastopol limanı
bombalanmıştı. İstanbul’daki Rus elçisinin ‘Biz sizinle harbe girmek istemiyoruz. Yanlışlıkla bombalama olmuş, bir özür dileyin’ talepleri de göz ardı edilmişti.”
Osmanlı’nın Harbe Girmesi Lüzumlu miydi?
Yurtsever, Enver Paşa’nın kararlarını değerlendirirken şu soruları gündeme getiriyor: “Yaşanmış olan tüm bu olaylardan sonrasında Osmanlı’nın büyük harbe niçin girdi? Harbe girmemesi mümkün müydü?”
Tarihçiye nazaran, Osmanlı’nın harp kararını etkileyen başlıca unsurlar şunlardı:
-
Almanlarla ittifak baskısı:
Enver Paşa, Almanya ile kuvvetli bir askeri ve stratejik bağ oluşturmak istiyordu.
-
İç ve dış tehdit algısı:
Arap isyanları, Filistin’deki tehlikeli sonuç durum ve Kafkasya’daki felaketler Osmanlı’yı müdafa refleksiyle harekete geçirdi.
-
Ulusal gurur ve stratejik hayaller:
Enver Paşa, Osmanlı’nın bir dünya gücü olarak konumunu sürdürmesi gerektiğine inanıyordu.
Enver Paşa: Felaketin Mimar mı, Yurtsever mi?
Yurtsever, Enver Paşa hakkında değişik yorumların tarih süresince devam ettiğini belirtiyor:
“Enver Paşa, hayalleri ve ihtirasları ile Osmanlı’yı felaketlere sürükleyen bir kumandan mı? Yoksa inanılmış olduğu dava uğruna yaşamını ortaya koyan
yurtsever ve milliyetçi bir insan
mı?”
Araştırmacı, harp yıllarında yaşanmış olan kayıpların ve stratejik hataların, Enver Paşa’nın karar alma sürecini anlamadan değerlendirilemeyeceğini vurguluyor. Ona nazaran, tarihçiler ve araştırmacılar için tehlikeli sonuç olan,
kararların ardındaki motivasyonu ve devrin koşullarını doğru çözümleme etmek
.
Tarih, Sorgulamayı Gerektiriyor
Yurtsever, sözlerini şöyleki noktalıyor:
“Enver Paşa’yı yargılamak kolaydır, sadece 1914-1918 yılları arasındaki harp kararlarını ve olayların karmaşık dengelerini anlamadan, yalnız felaketleri öne çıkarmak noksan bir bakış açısıdır. Tarih, sorgulayan ve eleştiren hepimiz için bir öğretmendir.”
Pozantı İstasyonu’nda soğuk bir kış gününde yaşanmış olan bu zamanı anekdot, Osmanlı’nın harp kararları ve Enver Paşa’nın mirası üstüne düşünmeyi sürdürüyor. Felaketin mi, yoksa yurtsever bir mücadelenin mi öncüsü olduğu sorusu, tarihçiler ve araştırmacılar içinde hâlâ canlı tartışılan bir mevzu olarak kalıyor.
