Bakanlık, daha ilkin Ege Denizi’ndeki deniz parklarının, iki ülke arasındaki birbiriyle ilişkili Ege meseleleri bağlamında, “egemenliği internasyonal antlaşmalar tarafınca Yunanistan’a verilmemiş bazı coğrafi özellikler de dahil olmak suretiyle” yasal neticeleri olamayacağını söylemiş oldu. Bu gerçekliğin bugün geçerli bulunduğunu da sözlerine ekledi.
“Ege ve Akdeniz şeklinde kapalı yada yarı kapalı denizlerde tek taraflı eylemlerden kaçınılmalıdır” diye altını çizdi. “Internasyonal deniz hukuku, çevresel problemler da dahil olmak suretiyle, kapalı yada yarı kapalı denizlerde kıyı devletleri içinde işbirliğini teşvik ediyor. Bu bağlamda, Türkiye’nin Ege Denizi’ndeki iki kıyı devletinden biri olarak Yunanistan ile ortaklaşa iş halletmeye hazır bulunduğunu yineliyoruz.”
Bağımsal Ege mevzuları ve egemenliği internasyonal antlaşmalar tarafınca Yunanistan’a verilmemiş bazı adalar, adacıklar ve kayaların statüsü ile ilgili mevzular bağlamında çevrenin korunması şeklinde evrensel değerleri kullanma çabalarının bugün geçmişte olmadığı şeklinde bugün herhangi bir yasal netice almayacağını altını çizdi.
“Türkiye, 7 Aralık 2023 tarihindeki, diyalog ve işbirliğine öncelik veren ve her iki tarafın da Turkish-Greek’in eklenmesi istediği ruhu yansıtan, 7 Aralık 2023 tarihindeki, 7 Aralık 2023 tarihindeki, Atina’nın dostluk ilişkileri ve iyi komşuluk çerçevesinde internasyonal hukuk, eşitlik ve iyi komşuya dayalı sorunları çözmek için samimi ve kapsamlı bir yaklaşımın benimsenmesi gerektiğine dair konumunu sürdürüyor” dedi.
Türkiye’nin açıklamaları, Yunan Başbakanı Kyriakos Mitsotakis’in, biri İyonya Denizi’nde, diğeri de aynı gün cenup Ege’de olmak suretiyle iki yeni ulusal deniz parkının oluşturulduğunu duyurduktan sonrasında geldi. Önceki ifadelerin aksine, Yunanistan çevre bakanı, yeni duyurulan iki parkın birleşik alanının 27.500 kilometrekareye (ortalama 10.617 mil kare) genişletileceğini söylemiş oldu.
Mitsotakis, bir video mesajında, “Bu parklar tüm Akdeniz’deki en büyük deniz korumalı alanlar içinde olacak. 2030’a kadar toprak sularımızın% 30’unu programdan oldukça ilkin koruma hedefini karşılamamıza izin verecekler” dedi.
Atina, parkın sınırlarının Yunanistan’ın bölgesel sularında olduğundan güvenilir oldu.
Ankara’nın deniz mekansal planlaması mevzusundaki proaktif tutumu, denizcilik haklarını savlamak ve internasyonal yasal normları, Yunanistan’ın gizleme girişimleri olarak gördükleri karşısında daha geniş bir stratejinin bir parçasıdır. Türk yetkilileri, deniz koruma çabalarının, bilhassa deniz sınırlarının huzursuz kalmış olduğu Ege şeklinde yarı kapalı denizlerde saydam, adil ve işbirlikçi olması icap ettiğini korumak için çaba sarfediyor.
Türkiye, deniz planlamasını internasyonal çerçevelerde kurumsallaştırmaya taşınırken, deniz yargılamasını çevresel söylem yöntemiyle tekrardan tanımlamaya çalışabilecek çabaları önlemeye çalışıyor. Ankara’nın daha geniş mesajı açıktır: deniz koruması dirimsel ehemmiyet taşır, sadece jeopolitik istikrar yada egemen haklar pahasına değildir.
Türkiiye ve Yunanistan son zamanlarda ikili gerilimleri kolaylaştırmak için diyalog kurmuş olsa da, Deniz Parkları problemi, çevre koruma şeklinde paylaşılan küresel endişelerin bile tarihsel olarak dolu bir bölgede sessiz rekabet arenaları olabileceğini vurgulamaktadır.
Düzensiz göç mevzusundaki anlaşmazlıklarla işaretlenen uzun bir gerginlik döneminden sonrasında, Kıbrıs anlaşmazlığı, enerji keşfi ve Ege, Ankara ve Atina’daki bölgesel egemenlik, 2023’ün sonlarından bu yana ilişkilerinin kırılgan bir normalleşmesini teşvik etmek için itimat oluşturma adımları atıyor.
